25 Mart 2012, Pazar

Nerede nasıl davranacağını bilmeyen, en tepeye çıkamaz

Görgü kuralları iş yaşamını doğrudan etkiliyor. Öyle ki bu kurallar doğru uygulandığında, karşınızdakini etkileyip saygı ve sempati uyandırmanın en etkili yollarından biri...

Giriş tarihi : 24.03.2012 17.36 Güncelleme : 19.53   İNSAN KAYNAKLARI

Günlük hayatta olduğu kadar iş hayatında da çok önemlidir görgü kuralları. Nasıl oturup kalktığımız, iş toplantılarında nasıl yemek yediğimiz ve hitap şekilleri karşımızdaki insana görgü ve nezaket açısından nasıl bir birikime sahip olduğumuzu anlatır. Kolay İletişim tarafından KobiFinans için Gaye Güzalay'ın yazısından derlenen makale, "İşyerinde attığımız her adımda aslında bir görgü kuralı var" diyor ve bize bu konuda önemli ipuçları veriyor:
"Hitap şekillerinden tanışmaya, iş arkadaşlarıyla ilişkilerden gün içinde selamlaşmaya, toplantılardan ve yemeklere kadar işyerinde attığımız her adımda aslında bir görgü kuralı var. Döneme göre yeniden şekillenen görgü kurallarına bazen çok rağbet ediliyor, bazen de bu kurallardan uzaklaşılıyor. Gelişen teknoloji ve iş yaşamına adım atan çok sayıda gencin bu sonuçta payı büyük.
Şimdi, şirketlerin görgü kurallarını tekrar hatırlamaya, bu kurallara rağbet etmeye başladıkları devirdeyiz.

İşe erken gelmek
"Yığınla işi olan iş adamının zamanı pek azdır. Genel kural olarak randevularda zamanında buluşmak gerekli ise de, iş randevularında bu daha önemlidir. Çünkü kaybedilecek birkaç dakikalık bir zaman büyük maddi kayıplara da sebep olabilir. Bu bakımdan iş randevularına önemli bir özrü olmadan geç kalmak ya da gelmemek çok ayıptır. Böyle bir özrü bulunan kimsenin durumu karşı tarafa randevu saat ve gününden önce bildirmesi gerekir." Hadi Besleyici'nin 1981 basımlı "Görgü Kuralları" kitabı böyle diyor.
Zamanımıza daha yakın bir kitap olan, Yüksel Söylemez'in 2005 tarihli "Görgüsüzlük Çağı"nda ise aynı konu şöyle anlatılıyor: "Geç kalmak, işyerinin faaliyetlerini aksatır. Geç kalan kişi hakkında anında varılan yargı, 'güvenilir kişi değildir' olur ve 'yönetici kadrolara yükselmesi beklenemez' diye düşünülür onun için. Geç kaldığınızda patronunuz ya da amiriniz, kendisine saygısızlık yapıldığı gibi bir sonuç çıkarabilir. Öte yandan, patrondan erken gelmek de kötü bir izlenim verebilir."
Yukarıdaki alıntılarda görüldüğü üzere, görgü kurallarının bazıları zamanla değişime uğrasa da, bazı kötü davranış örnekleri hala ortak. Hiçbir zaman kabul görmemesine rağmen, eskiden de toplantılara geç kalanlar vardı, bugün de var, gelecekte de olacak. Ancak günümüz koşullarında, "işe patrondan erken gelmek kötü bir izlenim verebilir" gibi, tamamen terk edilmiş eğilimler de var.
Görgü kuralları, iş yaşamının her adımında şart. Hitap şekillerinden tanıştırmaya, iş arkadaşlarıyla ilişkilerden gün içinde selamlaşmaya, asansörden toplantılara, yemekler, telefonlaşmalar ve yazışmalara kadar; işyerinde attığımız her adımda aslında uyulması gereken bir görgü kuralı var. Döneme göre yeniden şekillenen görgü kurallarına bazen çok rağbet ediliyor, zaman zaman da kural tanımaz hale geliniyor. Çok sayıda gencin iş yaşamına adım attığı ve teknolojinin birçok alışkanlığı değiştirdiği günümüzde, şirketler görgü kurallarını tekrar hatırlama eğiliminde. Görgü kuralları neden gerekli? İnsanların bir arada birbirlerini rahatsız etmeden, uyum içinde çalışabilmeleri için. Ayrıca bu kurallar, doğru anlaşılıp uygulandığında, karşınızdakini etkilemenin, onda saygı ve sempati uyandırmanın en etkili yollarından biri.
Nisan 2008'de Fransız gazetesi Le Figaro'da çıkan bir makalede bu konuya değiniliyor: "Medeniyet, çalışma ortamını hızla terk etmeye başlayınca, batılı şirketler demode diye terk edilmiş 'adabı muaşeret' kurallarını yeniden keşfetmeye başladılar. Gerekçe, şirket içi gerilimleri azaltmak ya da daha açık ifadeyle şirketin imajını düzeltmek."
Yazıda, ABD'deki işletme okullarında verilen şirket davranışları derslerine benzer uygulamaların, Fransa'daki örnekleri sayılıyor: "Fransa'da Fransız yaşam tarzı dersleri veren La Belle Ecole adlı eğitim kurumunun kurucusu Constance Rietzler, 'Küreselleşen dünyada rekabet gücüne sahip olmak için imaj hayati önem taşıyor' diyor. Mesela lüks markası, çalışanlarını Fransız etiketine yakışır davranmayı öğrensinler diye Rietzler'in okuluna gönderiyor. Toplantı ve tören ekipmanları kiralayan Options şirketi de pazarlama elemanlarına görgü dersleri aldıranlardan. Stratejik iletişim şirketi Kinstree'de, yöneticiler işe alınmadan önce patronun masasından geçiyor. Aday oturup kalkmayı biliyor mu, olmayacak yerde kahkahayla gülüyor mu?, diyen iletişim uzmanı Anne Constance'a göre, nasıl davranacağını bilmeyen en tepeye çıkamaz."

Çalışanlara eğitim
Türkiye'de de şirketler, çalışanlarına görgü kurallarını içeren eğitimler aldırıyor. İmaj Danışmanı Özlem Çakır, "İş etiketi" başlıklı seminerlerinde çalışanlara işyeri genel kuralları, telefon etiketi, elektronik iletişim etiketi, toplantı, yazışma, hediye ve iş yemekleri kültürünü anlatıyor. Çakır, özellikle üniversiteden yeni mezunların üslup sorunları olduğunu söylüyor: "Özellikle Y kuşağı gençler, çok fazla cep telefonu mesajı ve bilgisayar sohbeti yaptıkları için, elektronik iletişim etiketinde sorunlarla karşılaşıyor. Hitap tarzları yanlış, dil bilgisi ve imla hataları yapıyorlar. Chat yapar gibi yazışmak, üst yönetimin hoşuna gitmeyen bir tarz."
Çakır, verdiği eğitimlere konu olan, kaçınılması gereken bazı davranışları şöyle anlatıyor: "Çalışma saatleri eskiye göre uzadı ancak akşam 19'dan sonra cep telefonundan kişilerin rahatsız edilmemesi, işyerinde birbirine abi-abla şeklinde hitap edilmemesi, açık ofislerde yüksek sesle konuşulmaması gerekir. Ayrıca toplantı öncesinde insanların birbirine mutlaka tanıştırılması, kartvizitlerin toplantı başında verilmesi, iş icabı yapılan davetlere mutlaka LCV yapılması, gelen hediyelere teşekkür telefonu açılması gerekiyor."
Çakır'ın üzerinde durduğu konulardan biri de, telefon konuşmaları. "İşyeri telefonunun 3 kezden fazla çaldırılmaması gerekiyor. Telefon açıldıktan sonra arayan kişi mutlaka karşı tarafı selamlamalı, kim olduğunu ve neden aradığını söylemeli" diyor.
İşyerinde, en fazla dikkat edilen konulardan biri de kılık kıyafet adabı. ABD'de doğup dünyaya yayılan 'Friday wear' yani haftanın son günü işe 'cool' gitme' modası, gittikçe artan bir hızla yerini 'bize her gün cuma' anlayışına bırakıyor. Bunun en bariz örneği, erkek iş kıyafetinin en önemli simgesi kravatta yaşanıyor. 1990'ların sonunda yeni kurulan şirketlerin sıra dışı ve genç patronlarının, "modası geçmiş yöneticilik anlayışının ve kabız patronların" simgesi kravatı çıkarıp atmaları sonucu, kravatsız açık yaka gömlek "yeni işadamları" ve adaylarının üniforması haline geldi. Üst düzey yöneticiler bile, fırsatını bulurlarsa, kravattan kaçınıyor. Hatta politikacıların, cumhurbaşkanlarının bile (çağa uygun, halka yakın görünmek endişesiyle) zaman zaman kravatı attıklarına şahit oluyoruz. Bir zamanlarda kadınların pantolonla dahi giremedikleri, kravatsız girmenin bugün dahi yasak olduğu Avrupa Konseyi'nde basın ataşesi, basın sözcüsü, protokol müdürü ve Avrupa Konseyi Parlamentosu başkanının özel danışmanı olarak çalışan, şu anda Marmara ve Yeditepe üniversitelerinde protokol dersleri veren eski gazeteci İzzet Sedes de, kravatın egemenliğinin kaybolduğunu doğruluyor. Şimdiki gençlerin işyerlerindeki rahat davranışlarını hayretle izleyen Sedes'e göre mutlaka uyulması gerekenler şunlar: "İşyerinde kıyafetin lüks değil ama düzgün olması lazım. Yanındakilere saygılı olmak lazım. Yanındakileri rahatsız eder miyiz diye düşünmektir bu. Telefonla yüksek sesle konuşmamak lazım. Asansörde yüksek sesle konuşmak, şakalaşmak uygun olmaz. Asansörde, kapı önünde karşılaşıldığında önce hanımlara ve yaşlılara öncelik verilmesi şart. El sıkışmalarda, yaşlı olan gence el uzatır, genç yaşlıya uzatmaz."

BU İŞİN BİR OKULU YOK
Görgünün, nezaketin öğrenildiği bir okul yok. Kişi doğru davranışları çalıştığı ortamda, görerek öğreniyor. Ancak bazı MBA okullarındaki seminerlerle öğrencilere bu davranışlar benimsetilmeye çalışılıyor. Koç Üniversitesi İşletme Enstitüsü ve Yönetici Geliştirme Programları Koordinatörü Ülgen Akın, "Bu konu programlarımızda ders olarak işlenmiyor. Ancak müfredat dışı bir program olarak yürütülen ve öğrencilerin liderlik becerilerini geliştirmeyi hedefleyen Liderlik Programımız kapsamında buna benzer konularda zaman zaman bazı çalıştaylar yani workshop'lar yapıyoruz. Örneğin giyim kuşam ile ilgili iş giyimi ve iş davranışları konusunda. Giyim kuşam konusunda, önde gelen giyim markalarının yöneticilerinden yararlanıyoruz. Davranış konusuyla ilgili, Cumhurbaşkanlığı Protokol Müdürü'nden yardım aldık geçen senelerde."
Sabancı Üniversitesi Yönetim Bilimleri Fakültesi'nde de, bir ders kapsamında düzenlenen ve her hafta farklı bir konunun işlendiği Yönetim Becerilerini Geliştirme Çalıştayları'nda öğrencilerin kendilerini tanımaları, yetkinliklerini anlamaları ve iş yaşantısında başarılı olmalarını sağlayacak yönetim becerilerinin kazandırılması amacıyla birtakım çalışmalar yürütülüyor.

Başkasının sözü yarıda kesilmez

Hadi Besleyici'nin 1981 basımlı Görgü Kuralları adlı kitabı, hala geçerli bazı kuralları içeriyor:
* Toplantılarda, herkesin bir konuşma hakkı olduğunu gözden uzak tutmamak gerekir. Her konuda öne atılarak konuşmak, başkaları konuşurken sözünü yarıda keserek konuşmayı bölmek doğru bir davranış değildir.
* Karşımızdakine sen diye hitap etmek için mutlaka aramızda çok yakın bir dostluğun, içtenliğin bulunması gereklidir. Kendimizden büyüklerle konuşurken daima siz diye hitap edilir. Yeni tanıştığınız birisine kendi yaşınızda bulunsa bile sen diye hitap etmek doğru değildir. Büyüklerin küçüklere sen diye hitap etmelerinde bir sakınca yoktur.
* El sıkmak, tanışma ya da selamlaşmadan sonra bir konuşma ve konuşmaya başlama yoludur. Yalnız el sıkmanın da bazı kuralları var. El sıkılırken önce büyüklerin, daha sonra küçüklerin elleri sıkılır. Eli kuvvetlice değil, hafif ve içtenlikle sıkmalıdır.
* Asansöre binip inerken etrafınızdakileri itip, kakmayın. İnmekte ya da binmekte acele etmeyerek önce kadınların, yaşlıların inmelerini bekleyin.

Konuşurken, bir yandan e-posta yazanlar...
Yeni teknolojiler, özellikle cep telefonları ve cep bilgisayarları, bazı görgü kurallarını zorluyor. Toplantının ortasında farklı müziklerle çalan cep telefonları, bir yandan karşısındakiyle konuşup bir yandan e-postasını kontrol etmeler, SMS yazmaların normal karşılandığı günleri yaşıyoruz. Yeditepe üniversitelerinde protokol dersleri veren eski gazeteci İzzet Sedes, "Başkalarının bulunduğu yerlerde, telefonların onları rahatsız edecek şekilde açık tutulmaması lazım. Çok mühim bir telefon bekleyen kişi, özür dileyerek açar, başkalarını rahatsız etmeden dışarıda konuşur" diyor.


kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Künye | Reklam | İletişim | Ayın Burcu | Önemli Telefonlar | Eczaneler