21 Eylül 2011, Çarşamba

"Barış Manço milliyetçi Cem Karaca da dönek değildi"

Giriş tarihi : 20.09.2011 16.12 Güncelleme : 16.12   SARMAŞIK

Cem, şarkılarında dünya görüşünü, aşkı, sevgiyi önde tuttu. Barış ise, daha çok atasözlerinden yola çıkıyordu. Barış'ın bilinenin aksine milliyetçi bir tarafı yoktu ama duruşu Cem'e göre daha muhafazakardı

Cem Karaca bir Bektaşi'ydi. Kilise ya da camide ibadet etmezdi ama çok ciddi bir Allah inancı vardı. En keskin solcu olduğu dönemlerde bile sahneye besmele ile çıkardı

SUAT SALGIN (AYVALIK)

Türk Rock Müziğinin tartışmasız en büyük guruplarından biri olan Moğollar'ın beyni olarak nitelendirilen ve unutulmaz birçok film müziğinin yaratıcısı efsanevi müzisyen Cahit Berkay ile sabah kahvaltısında buluştuk. Müziğini sadece benim kuşağımın değil, 7'den 77'ye bir çok insanın yakından tanıdığı Cahit Berkay, Türkiye'de kaliteli müzik denilince ilk akla gelen isimlerden biri olmasının yanı sıra babacan tavırlarıyla kendisine olan hayranlığımı bir kat daha arttırdı. Moğollar ile Anadolu Rock devrimini başlatan, yaptığı film müzikleriyle ise koca bir toplumu tek bir noktada birleştirmeyi başarabilen yaşayan efsane olarak niteleyebileceğim dev sanatçımızla Yeni Asır'ın değerli okuyucuları için söyleştik.

2 SAATTE HAZIRLIYORUM
- Beste yaparken günlerce, haftalarca titizlikle uğraşıyor musunuz?

Benim hayatımda müzik 44 yılı aşkın zamandır var. Tıpkı biricik kızım Müge gibi, müzik de benim bir evladım. Hayatımın ayrılmaz bir parçası. Böylesi sıkı bir dostluğum olan müzikle aradan geçen 44 yıllık zamanın birikimini de hesaba katarsak, bu açıdan özellikle film müziği yaparken fazla zorlanmadığımı rahatlıkla söyleyebilirim. Normalde, bir film müziğini ortalama 2 saatte hazırlayabiliyorum. Hatta çoğu zaman filmi izlerken müzik anında geliyor ve bir bakmışsınız film sonunda o filme uyarlayacağımız müzik hemen hemen hazır. Ama tabii o müziğin üzerine bir süre daha çalışmak da gerekiyor. Bu aşama biraz zamanımı alıyor doğrusu.
- Film müziklerinizde söz yok ama insanı derinden etkiliyor. Bunun sırrı nedir?
Benim kaynağım Anadolu. Dolayısıyla biz bu ülkenin insanlarına yabancı olan müzikler yapmıyoruz. Müziğe ruh katmaya çalışıyoruz. Ruhsuz bir müzik, müzik olmaz zaten. Bu yüzden de yaptığımız enstrümantal müzikler tamamen bu ruhu derinden yaşamakla ortaya çıkıyor. Müzik bambaşka bir şeydir. Bazen küçücük bir nota bile kelimelerle ifade edilmeyecek kadar çok duygusal tınıyı aktarıverir insana.

CEM'E HAKSIZLIK YAPILIYOR
- Cem Karaca'nın yanı sıra Barış Manço'yla da birlikte çalışmıştınız. Bir dönem medyada birbirileriyle yarıştırılan, birbirlerine rakip olarak gösterilen Cem Karaca ile Barış Manço'yu bize biraz olsun anlatabilir misiniz?

Barış Manço aslında Cem Karaca kadar popüler değildi. Manço, televizyon programları yapmaya başlayınca yıldızı iyice parladı. Cem Karaca, o dönemler yasaklı olduğu için Almanya'da kaldı. Cem, şarkılarında dünya görüşünü ön planda tuttu. Aşkı, sevgiyi çok önde tuttu. Barış ise, daha çok atasözlerinden yola çıkıyordu. Yanlış anlamayın ama Barış'ın müziğinde bir hesap kitap vardı. Bunu ticari anlamda ya da kötü anlamda söylemiyorum. Ama bu böyleydi. Mesela 'Tamirci Çırağı' ile işçi sınıfının o gün önüne konulan çıkış yollarıyla, işçilerin, emeğin sömürüsünün birebir görüntüsüydü. O parça da bu durumu şiirsel bir ve çok estetik bir biçimde veriyordu. Cem Karaca bu olaylardan etkileşiyordu. Barış ise, daha çok geleneksel objeleri severdi. Ama hiçbir zaman tutucu değildi. Barış'ın bilinenin aksine milliyetçi ve kafatasçı bir tarafı yoktu. Ama duruşu Cem'e göre daha muhafazakardı. Örf ve adetlerine bağlıydı. O zamanlar bunlar bize batmazdı. Ama çok sonra 80'li yıllarda insanlar, Barış sağcıydı, öteki solcuydu. Cem dönekti gibi garip bir arayışlara girdiler. Bunlar abuk subuk şeylerdi. Tüm bunları ben birebir yaşadım Cem ile... Bir daha yerine bir başkası gelemeyecek bir sanatçıya, böyle kalitedeki bir insana böylesi bir haksızlık yapıldığı zaman çok üzülüyorum.

YERİNE KİMSEYİ KOYAMAM
- Cem Karaca sizce dönek değil miydi?

Cem Karaca bir Bektaşi'ydi. Kendisi de bunu kabul eder ve 'Ben bektaşiyim' derdi. Rakıyı şişelerle içerdi. Ama gidip kilise ya da camide ibadet etmezdi. Ama çok ciddi bir Allah inancı vardı. En keskin solcu olduğu dönemlerde bile sahneye besmele ile çıkardı mesela.
- Cem Karaca adına geçmiş ile bugün arasında köprü kuracak 'Bestseller' albümü yapmayı düşünüyor musunuz?
Yok. Ben onu çok doğru bulmuyorum. Şu yapılabilir mesela. Cem Karaca'nın da olduğu dönemlerdeki kayıtlar, O'na yakışır kalitede, içinde küçük kitapçıkların yanı sıra, ona ait görüntülerin de var olduğu CD'lerle birleştirilerek bir albüm yapılırsa bu daha iyi olur. Ama bunun dışında, mesela Kıraç denedi. Birkaç genç daha denedi bunu. Tabii ki söylesinler. Ama ben Cem ile stüdyoda, sahnede o parçaları üretirken -ki benim parçalarım da vardır içinde. Bunları yaşayan biri olarak ben Cem'in yerine hiç kimseyi koyamam. Çünkü bunu yapacak kişinin Cem'i çok iyi yorumlaması lazım. Öyle adam yok ki. Cem kitap okurdu. Bugünün gençleri kitap okumuyor. Aradaki tek fark bu...
- Moğollar olarak yeni projeleriniz var mı?
Benim şahsi olarak birkaç projem var. Moğollar'ın iki tane projesi var. Mesela Almanya'da yeni bir LP çıkacak. Bunu Alman bir firma yapacak ve tüm Avrupa'ya pazarlayacak. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Türkiye'de albüm yapmak pek içimizden gelmiyor. Çünkü internet çok yozlaştı ve çok hoyratça kullanılıyor. Mesela bir albüm çıkarıyoruz. Ertesi gün internete bir bakıyorsunuz, 'Cahit Berkay Film Müzikleri Volüm 3 çıktı' gibi reklamlarla bizim bir gün önce çıkardığımız albümün parçaları 'bedava' olarak internette dolanmaya başlıyor. Üstelik adam o 'bedava' yazısını benim ismimden de büyük yazıyor kerata. Biz albüm yapmak istiyoruz. Öyle film falan yapmak gibi bir niyetimiz yok

'BİRAZ DA AŞKA DAİR'
- Yeni film müzikleri olacak mı önümüzdeki günlerde?

'Selvi Boylum Al Yazmalım' başlıyor bugünlerde. Ben müziği verdim onlara. Ama sadece besteyi verdim. Toygar uyarlayacak filmle ilgili bölüm müziklerini. Benim iki tane uzun metraj film ve bir de televizyon dizilerinden biri için hazırladığım müzikler var. Normalde televizyon dizilerinden uzak duruyorum. Çünkü bir sinema filmi gibi 90 dakika sürüyor televizyon dizilerinin her bölümü. Adam gece getiriyor. O gecenin sabahında senden istiyor hemen müziği. Çıplak oturup seyredeyim desem bir buçuk saati öyle gidiyor. O yüzden girmiyorum o işlere genelde. Söylediğim gibi Avrupa'da asfalta basılmış bir long play çıkacak. Onun çalışmalarını sürdürüyoruz. Benim bir projem var. İsmi de 'Biraz da Aşka Dair' adını taşıyor. Tamamıyla sevgi üzerine. Her gün ülkemizde bir iki tane kadın öldürülüyor. Bununla ilgili bir şarkı var.

Enstrümanı anlamak ve hissetmek önemli

- Birden çok enstrümanı sanki elinizde bir oyuncakmış gibi çok rahat çalıyor ve bunlarla besteler yapabiliyorsunuz. Bu nasıl bir kabiliyettir?

Sen de benim gibi müziğe 44 yılını vermiş olsaydın inan bana sen de aynı şeyi yapabilirdin. Enstrümanı anlamak ve hissetmek önemli. Tıpkı müzik gibi. Ben özellikle film müziği yaparken, o filmin nerede çekilmiş olduğunu önemserim. Film, Anadolu'nun taşrasında çekilmişse, o filmin müziğini klasik bir piyano ile yapmak absürt olur. Bu yüzden de o yörelerin kendilerine has yada onlara yakın müzik aletlerinin sesleriyle o filmin müziğini yapmak gerekir. Bu yüzden de birden çok enstrüman çalabilmenin bende ciddi bir avantajı olsa gerek. Ama dediğim gibi her enstrümanın ayrı bir ruhu var. O enstrümanı elinize aldığınızda onun taşıdığı ruhu özümserseniz, onu çalabilmek çok daha kolaylaşır.

"Özgün olup kimseye benzemeyeceksin"
- Günümüzde Cem Karaca kadar kaliteli müzik yapan genç sanatçılar yok mu sizce? Mesela Funda Arar ya da Kıraç sizin için ne ifade ediyor?

Her ikisi de iyi bir ses, iyi birer yorumcu, İyi bestekar. Funda'yı ben seviyorum mesela. Funda daha özgün çalışıyor. Kıraç, daha biraz geçmişten esinlenerek çalışıyor. Bunu kötü anlamda söylemiyorum. Çünkü ben de mesela türkülerden esinlenirim. Ama özgünlük benim müzikte en çok aradığım şey. Özgün olacaksın. Kimseye benzemeyeceksin. Sen olacaksın yani.
- Günümüzün genç müzisyenleriyle sizin aranızdaki fark nedir sizce?
Benim tek kaynağım var, Anadolu. Zaten Isparta'da doğdum, büyüdüm. Zamanında da kendi değerlerimin farkında oldum ve kendi değerlerimi ıskalamadım. Aradaki fark bu bence. Şimdiki gençler kendi değerlerini öz kültürünü ıskalıyor. Kendi öz kültürlerinin kıymetinin farkında değiller. Biz farkındaydık.


kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Künye | Reklam | İletişim | Ayın Burcu | Önemli Telefonlar | Eczaneler