11 Kasım 2012, Pazar
Atatürk'e mektup: Sevemez kimse seni
Atatürk'ü sevmiyorum... Sevmiyorum çünkü dünyada kadına seçme ve seçilme hakkını ilk kez o verip bu eksik etekleri yönetime ortak etti.
Ne güzel peçe gerisinden dünyayı katarakt görüyorlardı, şimdi High Definition görüyorlar. Bak kadınlara bu hakkı Fransa ve İtalya bile 1946'da tanımışlardı. Senin onlardan daha iyi bidiğin bir şey mi vardı? Ne diye tebelleş ettin bunları başımıza?
Sonra Cumhuriyeti gençliğe emanet etmeler falan... Gel de sev şimdi Atatürk'ü! Bunların babaları sağ değil miydi? Öksüz, yetim miydi ki bunlar? Elin sümüklüsünün haddine mi ağası babası hayatta iken siyasete bakmak?
Bitmediii... Arap harfleriyle güç bela okuyup yazan ve kolaylıkla kontrol edilebilen bir tebaamız varken n'oldu şimdi? Geçirdin latin alfabesine. Yabancı dil öğrenmek de kolaylaştı, eğitim de..Aç bilgisayarı, herkes bir ukala... Birey çok mu lazımdı vatana millete? Dil desen bu gençlerde, nah pabuç kadar!
Sevmiyorum çünkü eski köye yeni adet çıkardı. Kırk yıllık fesimizi başımızdan alıp zorla şapka taktırdı, dedem utancından sokağa çıkamamış valla...
Niye seveyim ki, di mi? Yurt dışına geziler yapıp hem kendini hem işadamını hem basını ihya etmek varken herkesi hem eğlenceden hem harcırahtan etti. Kalk gez kardeşim yani, hava değişimi iyi gelir. Yalova'yla olur mu bu işler? Oturmuş oturduğu yerde, yedi düvelin krallarını ayağına getirtmiş. Hani sağlam kafa sağlam bedende bulunurdu? Bu ne tembellik bu ne kibir paşaam?
Sevmem elbet! Yıkıntılar arasından yok yere bir devlet çıkardın. Ne lüzumu vardı? Sen olmasaydın bak hoop, Avrupa Birliği'ne girmesek de Avrupa cart diye bize girmeyecek miydi işgüzar paşam?
İzmir'den kız almalar, en şık şekilde giyinmeler, karizmatik tavırlar filan... Hem asker, hem devlet adamı, hem vizyoner, oohooo! Herşeyin en iyisini sen mi almak zorundasın? Bulan var bulamayan var komutan... Herkesin böyle lideri mi olmuş? Sonra kendi halinde yaşayan, sömürge olan uluslar da kışkırıyor tabii, demek böyle de olabiliyormuş diye.. Herkese örnek olmak zorunda mıydın?
Seni sevemem yeteri kadar, niye mi? Bir de soruyorsun... Yaşam öykün Çin'de zorunlu ders olarak okutuluyormuş. Tamam, Peygamber 'İlim Çinde'de olsa arayıp bulunuz.' buyurmuş ama Çinli çocuğun benden çok sevdiğini ben ne yapayım? Hani azıcık kıskanç tabiatlıyımdır ayıptır söylemesi...
Hele hele en çok neye gıcığım biliyor musun Sayın Mustafa Kemal? Seni sevmiyorum diyebilecek cesareti bile senin kurduğun Cumhuriyet sayesinde buluyorum. Yani gel de buna tav olma!
Görüyorsunuz ya, Atatürk'ü sevmemekte haklı olanlar var. Ben bile bu kadar gerekçe bulduysam, elin oğlu neler bulmaz? Laik olmak zorunda da değilsin aslanım! Layık ol yeter! Şu devlete, şu millete, şu Cumhuriyet'e layık ol, az adam ol, o da yeter...
Bir On Kasım'ı daha geride bıraktığımız şu günlerde ben, ' Atatürk'ü sevmiyorum.' diyenlere biraz hak vermeniz, kızmamanızdan yanayım.
Adam haklı. Sevmez sevmez. Zorla sevdiremezsin ya. Sevmesin de zaten! O kim ki Atatürk'ü sevecek? Atatürk senin asker arkadaşın mı? Nereye seviyorsun? Sen ancak ve ancak "saygı duymakla" yükümlüsün, hepsi bu. Sevmiyormuş, peh! Sevsinler seni...
Biliyorsunuz bir tomar tartışma çıktı, Anıtkabir saat ona kadar kapalıymış filan diye... Geçiniz efendim bunları da..
Biiir. Sizce büyük önder saat dokuz'u beş geçe (Tam da memur mesaisi başlarken) mi gözlerini yumdu? Yoksa bu ortak bir tören saati olarak mı öyle açıklandı? Yani bu işin saati olmaz.
İkiiii! Sizce Atatürk Anıtkabir'de mi yatıyor? Benim için değil. Benim ziyaret yerim hep açık. Mozolesinin gerçek adresini vereyim mi? İşaret parmağını getir, tam göğüs kafesimin üstüne koy, işte orası, orada defnedildi.! Kapalıymış daa... Nereye kapalı?
Yani demem o ki Ata'm..
Sevemez kimse seni..
Benim sevdiğim kadar!

Künye | Reklam | İletişim | Ayın Burcu | Önemli Telefonlar | Eczaneler