tümü
Özgün Öztürk - Diğer Yazıları
- İletişim
- SMS: oz yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373
Hayvanlar söz konusu olunca ikiyüzlü oluveriyoruz.
Söylediklerimizle yaptıklarımız birbirini tutmaz hale geliveriyor nedense..
"Ben de hayvan severim ama; evimde alıp beslemem, evde hayvan olmaz!"
"Yanlış anlamayın, ben hayvanlara karşı değilim ama; sokaklarda görmek istemiyorum".
"Aslında hayvanlardan nefret etmiyorum ama; onların yeri şehirler değil. Yazık günah apartmanlara hapsediyorsunuz. Doğalarına aykırı".
Hadi canım siz de!
Ne doğasından söz ediyorsunuz? Yüzyıllardır şehirlerde yaşamış hayvanı hangi akla hizmet ormana bırakalım diyorsunuz? Evcilleşmiş ve evrimleşmiş köpeklerin ormanda yaşamayı başarmasını nasıl bekliyorsunuz?
Üstelik de bunu hayvan sevgisi adı altında talep ediyorsunuz. Pes dedirtiyorsunuz!
Sokaklarda görmek istemiyorsunuz. Karşı değilsiniz ama; topluca yok olsunlar istiyorsunuz. Barınaklara tıkılıp hastalıkla, açlıkla ağır ağır ölsünler istiyorsunuz. Bunu da sevdiğiniz için istiyorsunuz. Pes!
Evde olur efendim, bal gibi olur, pek de güzel olur. Tadından yenmez. O sevgi bir kere tadıldı mı vazgeçilmez, bağımlılıktır. Olmadı mı ev boş gelir size, oturur ağlarsınız bile.
Gary L. Francione buna "ahlaki şizofreni" diyor. "Hayvanları ahlaken çıkarları olan varlıklar olarak gördüğümüzü iddia ediyor ama; onlara bu iddialarımızı yalanlayan biçimlerde muamele ediyoruz" diyor.
Bence de Francione'ce! Bunun adı düpedüz ikiyüzlülük, toplumsal ikiyüzlülük.
Söylediklerimiz ve yaptıklarımız, aslında bizim aynamız
Mevlana'nın dediği gibi:"Ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol!