Dünya Kupası Avrupa Elemeleri 5. Grup'ta Türkiye, Kayseri Kadir Has Stadı'nda oynanan maçta Estonya'yı 4-2 mağlup ederek umudunu sürdürdü. Maça konuk ekip hızlı başladı. 7. dakikada defansın hatasından yararlanan Oper'in soldan ortasıyla topla buluşan Klavan, Voskoboinikov'i topla buluşturdu. Voskoboinikov'un yerden vuruşu ağlara gitti: 0-1. 29'da Emre ile verkaç yapan Arda topuk pasıyla rakip defansını düşürüp Tuncay ile topu buluşturdu. Estonya defansının ofsayt beklentisini fırsat bilen Tuncay, çapraz pozisyonda düzgün vuruşla topu rakip filelere gönderdi: 1-1, 37'de sağdan ceza alanına girdikten sonra dar açıdan kaleye vuran Arda'nın şutunda top kaleci Pareiko'dan döndü. Dönen topu Sercan tamamladı: 2-1. 53'te Vassiljev'in ceza sahası dışından sert şutu defansa da çarparak ağlara gitti: 2-2. 64'te Hamit'in köşe vuruşunda kaleci boşa çıktı, arka direkte Arda kafayla topu ağlara gönderdi: 3-2. 71'de Ani gelişen atakta Hamit topu Tuncay'a aktardı. Tuncay önünü boşaltıp vurdu, meşin yuvarlak ağlarla buluştu: 4-2.
Tribünlerde büyük coşku
2010 Dünya Kupası Avrupa Elemeleri 5. Grup'taki Türkiye-Estonya maçına taraftarlar büyük ilgi gösterdi. Kadir Has Stadı'nda oynanan ve yaklaşık 33 bin kişinin tribünleri tamamen doldurduğu karşılaşmada, taraftarlar ellerindeki Türk bayrakları ile milli takıma destek verdi.
Karşılaşmayı TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, çok sayıda milletvekili, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener ve çevre illerin valileri ile belediye başkanları da izledi.
FIFA tarafından geleneksel hale getirilen ve bu yıl 13'üncüsü yapılan
"FIFA Dünya Fair-Play Günü" etkinlikleri çerçevesinde maç öncesi Türkiye Milli Takımı Kaptanı Tuncay Şanlı ve Estonya Milli Takımı Kaptanı Piiroja, takımlar sahaya çıktığında "Benim Oyunum Fair-Play" sloganlı fair-play deklarasyonu okudular.
MAÇ YORUM METİN GÖKALP Zor gece, zor...
Dikkatlerden kaçmamıştır... Son üç gündür, gayet "mülayim" tavırlar sergiliyor Fatih Terim... Mülayim, vücut dili biraz tedirgin ve de hafif buruk... Nedeni belli; bugüne kadar tüketilen, bunca "puan" hovardalığı ve neredeyse kredinin kalmaması...Yani bir benzetme yapılırsa; ayağının altında oynayan bir taş duruyor ve tamtamına uçurumun kenarı!
Bastığı yerden, kayıp düşmeme hesaplarını yapan, can derdindeki Fatih Hoca'ya mikrofon uzatan akl-ı evvelin sorduğu soruysa, oldukça hazin; "Bosna'yı yener miyiz?" "Len oğlum, önce Estonya, Estonyaaa!" diyesi var, Hoca'nın. Adam bakıyor, hele bi mefta kalksın! Ayağının altında oynayan taşı, hele bi sağlamlaştırsın.
Nitekim Voskoboinikov'un ayağı, Türkiye'yi itiverdi uçuruma, ki henüz ilk dakikalarda... Savunma dağınık, sağ kanadı temsil eden Fenerli kardeşlerimiz Kazım ile Gökhan fazlaca varlık gösteremezlerken, hemen hemen tüm atakları başlatan GS'lilerdi, sol cenahtan... Tuncay'ın ısrarcılığı, Genç Sercan'ın fırsatçılığı ve de yaratıcılığı Arda Usta'nın... Emre'nin katkılarıyla da, şirket kara geçiverdi ilk yarıda...
Bir başıbozukluk, bir aymazlık ikinci yarı başı... Vasiljev'in şansına golüne; "Allah kahretsin!" deyivermişiz... "Rol" alanlara, "risk" yüklenenlere bakıyoruz, sağdan sayıyoruz dört, soldan sayıyoruz dört yürekli adam... Arda'sı, Tuncay'ı, Emre'si ve Sercan'ı... "Diğerleri nerde?" diye, kesin sormuştur maçı izleyenler de...
Arda'nın kafası, Tuncay'ın füzesiyle, uçurumun kenarından bir adım geri attık, bu gerçek ustalar sayesinde... Halledilmesi güç Estonya'yı, öyle ya da böyle hallettik, sağlam bastık, yerimizi şimdilik güvenceye aldık, almasına... Ancak; hala uçurumun kenarındayız... Hala tehlike devam ediyor.
Hadi kaldıralım elleri, şimdiden başlayalım mı, Bosna'yı yenmek için duaya?
