tümü
Ahmet Yazıcıoğlu - Diğer Yazıları
- İletişim
- SMS: ay yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373
"Hurma ağaçları intihar ediyor" diye yazmıştım, İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarım, Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı ses verdi.
"Mustafa Kemal Sahil Bulvarı ile Narlıdere-Güzelbahçe sahili arasında kuruyan hurma ağaçlarında (phoenix) yapılan incelemeler sonucunda Palmiye Kırmızı Böceği (Rhynchohorus Ferrugineus) zararlısına rastlanmamıştır. Deniz kenarına çok yakın dikilen bu ağaçların toprak derinliğinin az olması ve deniz suyunun kök bölgesini doğrudan etkilemesi sonucu kurumaların meydana geldiği anlaşılmıştır!"
Bunun Türkçesi şudur: Ağaçlar Piriştina zamanında yanlış dikilmişlerdir. Denize dolgu kayaların üstünde hurma ağacı yetişmez. Hepsinin kökleri tuzlu deniz suyundadır. Bu ağaçların tamamının kuruması kaçınılmazdır!
Şimdi gelelim Palmiye Kırmızı Böceği'nin yol açtığı zararlara.
Ülkemizde bu hastalığa ilk defa, 2005 yılında Adana ve Antalya'daki ithal hurma ağaçlarında rastlanmış.
İzmir'de ise 2008 yılında Özdere'deki hurmalarda görülmüş. Ahmetbeyli, Gümüldür, Ürkmez, Doğanbey, Özdere ile metropol dahilindeki "Phoenix"lere de yayılınca mücadele başlatılmış.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarım Park ve Bahçeler Daire Başkanlığı, sürdürdüğü kimyasal mücadeleyi şöyle açıklıyor: "Ahmetbeyli-Doğanbey arasındaki sahil kesiminde bulunan bin 650 ağaç ile metropol sınırları içindeki 4 bin 801 ağaç, Nisan, Temmuz ve Ekim aylarında kök ve tepe bölgelerinden ilaçlanmaktadır. Buna paralel olarak yaptığımız tuzaklı mücedele sonucu zararlının bulaşık alanlardan diğer kesimlere girmesi önlenmiştir."
Bunun Türkçesi de şudur: Astarı yüzünden pahalıya gelen bu ithal ağaçlar, keşke satın alınarak gelişigüzel dikilmeselerdi!
Paraya da ağaçlara da yazık...
Zoraki kısıtlılık
Dünyalar şirini Akdeniz foku "Badem"i şimdiye dek kaç kez yazdım bilemiyorum. Ama Yeni Asır "Badem artık zararsız ama masraflı" diye başlık atmasaydı yazmayacaktım.
Badem mi saldırıyor insanlara, yoksa elleri kırılasıca insanlıktan yoksun bir takım düzeysizler, bu güzelim yaratığa taş, tekme ve sopalarla mı saldırıyorlar?
Yuh olsun onlara.
İnsan olduklarına kesinlikle inanmadığım bu yaratıklar Badem'den ne istiyorlar? Geçen yıl neredeyse gözünü çıkarıyorlardı.
Kendisine bir eş bulabilmesi amacıyla kış aylarında Gökova Körfezi'ne salınan Badem, Yunan adalarını da dolaşmasına rağmen, tek başına Gökova'ya geri dönmüştü.
Yorgunluğunu Akbük sahillerinde ve kayıklarda atmaya çalışırken, yeniden saldırıya uğrayınca Marmaris'in Karacasöğüt köyü civarındaki rehabilitasyon kafesine alındı.
Sualtı Araştırmaları Derneği'nden Derya Yıldırım, "Biz Badem'i rehabilite etmeye çalışıyoruz ama aslında saldırganları rehabilite etmek lazım!" diyor.
Çok doğru.
Hem, Badem'in masraf hesaplarını yapanlara ne? Bakımı için gerekli para ceplerinden mi çıkıyor? Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç verecek. İyi ki bir Mustafa Koç var. Birkaç kelime de Bodrum'un Yalıkavak beldesinde tüfekle delik deşik edilen, sert bir cisimle de vurularak kürek kemiği parçalanan ve beli kırılarak öldürülen 4 yaşındaki Akdeniz fokundan söz etmek istiyorum. Be hey katiller ne istediniz bu günahsızdan? Zaten sayıları azala azala 300 dolayına inmişti. Soruyorum, şimdi sırada Badem mi var?
KILÇIK
Her şeyi kazandığını sanan bir kişi, ne kaybettiğine kesinlikle bakmaz.