01 Mayıs 2010, Cumartesi
yeniasır
Kahramanmaraş
Kahramanmaraş
35/55°C
Aaa gördüğümüz film bu!
İletişim
SMS: ay yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373
Dün gibi hatırlıyorum. Yurdumuzun ilk entegre et fabrikası Pınar Et, görkemli bir törenle açılırken, hayvan üreticileri bayram yapıyorlardı.
Türk halkı artık sağlıklı, güvenilir, lezzetli et yiyebilecekti.
Belediyenin Bayraklı'daki mezbahası pislik içindeydi ve "İzmirli fareli et yiyor" dedikoduları ayyuka çıkmıştı.
Zamanın Başbakanı rahmetli Turgut Özal, açılışı bizzat yapmış, eczane temizliğindeki tesisleri gezdikten sonra Selçuk Yaşar'ı (hiç sevmemesine rağmen) hararetle tebrik etmişti.
Aksiliğe bakın ki Pınar Et Fabrikası açılalı daha birkaç ay olmuşken, aynı bugünkü durum oluşmaz mı?
Et fiyatları füze hızıyla yükselince, Özal da et ithalatını serbest bırakmıştı. İnşaatçısı, kabzımalı, eti yalnızca tabakta gören her meslekten insanı, dünyanın dört köşesinden donmuş et ithal etmişlerdi.
Piyasayı bir anda yerli üreticinin etinin dörtte bir fiyatından da ucuza donuk etler sarmıştı.
Zor durumda kalan üretici hayvanını yok pahasına elinden çıkararak işini terk etmiş, ne olduğu belirsiz ithal etle şarküteri yapmamakta direnen Pınar Et Fabrikası da büyük zararlarla kapısına kilit vurmak zorunda kalmıştı.

GEÇMİŞİ UNUTMA!
Olan zavallı üreticiye olmuş, et ithalatına rağmen, büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayımız yarı yarıya düşmüş, hayvancılığımız kelimenin tam anlamıyla çökmüştü.
Hindistan, Amerika, Rusya, Türk Cumhuriyetleri, hatta Afrika ülkeleri dahil yurda getirilen donmuş etlere rağmen, fiyatlarda beklenen düşme de olmamıştı. Radyasyonlu olduğu bile iddia edilen o etler kasapta mı satılmıştı?
Hayır.
Çözdürülerek sucuk, salam, sosis gibi şarküteri yapılmıştı.
Evinizde eşiniz ya da anneniz, buzluktan çıkardığı kıymayı veya eti çözdürerek yemekte kullandıktan sonra geri kalanını pişirmeden bırakır ya da tekrar karlığa koyar mı?
Koymaz değil mi?
Ne var ki şarküteri imalatçıları çözdürdükleri etle üretim yapmakta sakınca görmemişlerdi. Bizler de ne oldukları belirsiz donuk etlerden yapılmış sucuk, sosis, salam gibi ürünleri afiyetle yemiştik.
Tabii kimimiz ishal olmuş, kimimiz zehirlenmiştik ama bunun hesabını soran tek Allah'ın kulu çıkmamıştı.
Et ithali, zavallı vatandaşlara değil, ithalatçılara, spekülatörlere, birtakım imalatçılara yaramıştı.

GEÇİCİ ÇÖZÜM
Son zamanlarda büyük çapta besicilik yapan bazı holding ve kuruluşlar yüzünden et fiyatları 30-40 liralara yükselince Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, haklı olarak acilen et ithal edilmesini istedi.
Fakat kesinlikle donuk et ithal edilmemeli, dışarıda kesim yaptırılmamalı, yurda canlı hayvan getirilmelidir. İthalat da yalnızca Et ve Balık Kurumu eliyle gerçekleştirilmeli ve dağıtımı yine o kanalla olmalıdır.
Hatırlarsınız, AB ile 1996 yılında yalnızca imalat sanayi mallarını kapsayan Gümrük Birliği Anlaşması imzalamıştık. Tarım, hayvancılık ile hizmet sektörü bu anlaşma kapsamının dışında tutulmuştu.
Vakit geçirilmeden bu yanlışlık da giderilmelidir.
AB ile rekabet, hayvancılığımızı çökertmez. Aksine terbiye eder ve geliştirir.
Batacak olan tarım ve hayvancılığımız değil, rekabet dışı kalmanın avantajlarını kullanan bazı spekülatörler olur.
Üreticimizi ve tüketicimizi korumak istiyorsak, bunu üretimi artırarak, hayvancılığımızı ıslah ederek sağlayabiliriz.
Bugün bin dolayındaki koca koca çiftlikler büyükbaş hayvanla dolu olmalarına rağmen et fiyatlarının artması düşündürücüdür.
Türk hayvancılığının hala "aile tarımı" olduğunu gözardı etmemeli, küçük işletmeleri desteklemeli ve onları kesinlikle öldürmemeliyiz.

KILÇIK
İş hayatında duygusallığa yer yoktur. Sonuç önemlidir.

Künye | Reklam | İletişim | Ayın Burcu | Önemli Telefonlar | Eczaneler