04 Ocak 2011, Salı
Bağ-Kur tescilinin geriye yürütülmesi ve aftan yararlanma
Ocak ayında Meclis Genel Kurulu'nun ana gündem maddesini oluşturacağı beklenen Torba Kanun, beraberinde eski bazı tartışmaları da gündeme getirdi. Bu tartışmalardan birisi de bağımsız çalışanların, kayıtlara sigortalı olarak geçmeyen eski çalışmalarıyla ilişkili. Daha önce de birçok kez bu konuyu yazdık. 5510 sayılı kanunda 4/b statüsünde çalışanlar olarak adlandırdığımız eski Bağ-Kur sigortalılarının sigortalı tescilleri öteden beri sıkıntılı olmuş bir konu. Sıkıntı henüz uygulamanın başlangıç aşamalarından, 1970'li yıllardan beri gelmekte. Sorunun kaynağında da kimlerin bağımsız çalışan kabul edilecekleri ve kayıt ve tescillerinin hangi esaslar göz önünde bulundurularak yapılacağı konusu yatmakta.
Bağ-Kur sigortalılığına esas bağımsız çalışmanın ispatında ilk önce sadece esnaf oda kayıtları esas alınmaktaydı. Sonra kısa bir dönem sadece vergi mükellefiyet kaydına bakıldı. Ardından da 1986 sonrasında esnaf oda kaydı, vergi mükellefiyeti ve ticaret sicil kaydından herhangi birisinin devamının Bağ-Kur sigortalılığı için yeterli sayıldığını görmekteyiz. Sonrasında tekrar vergi kaydını esas alan ancak vergiden muaf esnafta diğer unsurları da ölçüt kabul eden bir anlayış hakim. Kısacası sosyal güvenlik alanındaki pek çok uygulama gibi bu konuda da zaman içerisinde sıkça uygulama değişikliği oldu.

BAŞKA KURUM KAYDI

Sigortalılığın tescil ve devamında bir başka kurum ya da kuruluşun kayıtlarının esas alınması, Bağ-Kur açısından da sorun teşkil etmekteydi. Çünkü diğer kurum ve kuruluş kayıtlarının düzenli olarak Bağ-Kur'a intikal ettirilmesi, bunların izlenip tasnif edilmesi ve gerekli sigortalılık işlemlerinin gecikmeden yapılması gerekmekteydi. Özellikle de veri kaynaklarınızın sayısı arttıkça bu işlem karmaşıklaşmakta ve güçleşmektedir. Onlarca meslek örgütü, ticaret odası, vergi dairesi ve ticaret sicil kaydından sağlıklı bilgi transferini yapmak, özellikle de şimdiki gibi vatandaşlık numarası türünden ortak bir anahtar kullanılmaksızın kolay değildi.
Bu nedenle personelinin tüm iyi niyeti ve çabasına rağmen Bağ-Kur'da, daha çok sigortalı olma arzusunu ortaya koyan ve primlerini yatırmaya çalışanların takip edilebildiği bir sistem yerleşti. Kanun hükümlerine göre Bağ-Kur sigortalısı olması gereken çok sayıda kişi kapsam dışında kalabildiği gibi, bir şekilde kapsama alınan ancak düzenli prim ödemediği için bir süre sonra borçları ödenemeyecek meblağlara ulaşan sanal sigortalılar gerçeği ortaya çıktı.

YENİ BİR MİLAT

Bu gerçek aynı zamanda, ülkede gerçekçi bir sosyal sigorta ve genel sağlık sigortası sisteminin kurulmasının önündeki en önemli engellerden de birisidir. İşte bu nedenle 1479 ve 5510 sayılı kanunlarla, Bağ-Kur'da kayıt ve tescili yapılması gerektiği halde yapılamayan kişilere, 04.10.2000 ve 01.10.2008 tarihlerinde yeni bir milat imkanı tanındı. Yine 5510 sayılı kanunla geçmişte Bağ-Kur sigortalısı olması gerektiği halde olmayıp, diğer sosyal güvenlik kurumlarından da emekli olan kişiler kapsam dışı tutuldu. Bütün bunlar sosyal güvenliğin zorunluluğu ilkelerine getirilmiş istisnalardır. Bu istisnalara geçen yazımıza konu beş yıldan fazla süreli prim borcu olanların borçlarının silinip sigortalılık sürelerinin de askıya alınmasına ilişkin meşhur Ek-17 ve Ek-19. madde uygulamalarını da ekleyebiliriz.
İşte geçen yazımızda beş yıldan fazla süreli prim borcu olup da borçları ve sigortalılık süreleri silinenlerin yeni yasadan yararlanıp borçlarını ihya edebileceklerini hatırlatmıştık. Özellikle de ihya işlemi sonrasında geri kazanılan sigortalılık süresiyle emekli olunabiliyorsa bu büyük bir fırsat. Çünkü artık af ya da ödeme kolaylığı ne isimle adlandırılırsa adlandırılsın bu dönemlerde emekli olabileceklere bankalar da belirli bir miktara kadar kredi desteği verebilmekteler. Kredilerin geri ödemesi de zaten emekli aylıklarından taksitler halinde yapılmakta. İşte bu noktada Bağ-Kur'a kayıt ve tescilleri yapılmayan ya da gecikmeli yapılan pek çok okurumuz, 04.10.2000 tarihinden önce Bağ-Kur'lu olmasını gerektirecek bağımsız çalışması olup da 619 sayılı K.H.K. ile yine 04.10.2000-30.09.2008 devresi çalışmaları olup da 5510 sayılı kanunun geçici 8. maddesiyle sigortalılık süresi dışında tutulan bağımsız çalışmalarının tekrar kapsama alınmasını istiyorlar. Söz konusu sınırlamaların sosyal güvenliğin zorunluluğu ilkesine aykırı olduğu hatta devletin anayasal görevlerinden kaçındığına dem vuranlar da oluyor.

KONU HAKKINDA DAVA

Konu hakkında dava açma ve yasa hükümlerinin anayasaya aykırılığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesi'ne gitmeyi düşünenler de çıkıyor. Biz de kendilerine soruyoruz. Tamam mahkemeye gidilsin gidilmesine de istediğiniz gibi bir karar çıksa dahi zaten Torba Kanun'un uygulamasına yetişmez. Çünkü bunu isteyen okurlarımız Torba Kanun'dan yararlanıp sonucunda da hemen emekli olabilecek kimseler. Oysa söz konusu yasal düzenlemeler zamanında kendilerini büyük borç yüklerinden çıkarmak için yapılmıştı.
Hemen belirtelim 04.10.2000 ve 01.10.2008 milatları normal Bağ-Kur sigortalıları için geçerli. Geçmiş yıllarda 2926 sayılı kanuna göre Tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılmayı gerektirecek faaliyetlerini ispat edebilecek durumda olanlar geçmişe yönelik sigortalılık tescili yaptırabilirler. Örneğin ziraat odası kayıtları, ürün tevkifat kesintisi makbuzları olanlar tıpkı 2008 yılı prim affı döneminde olduğu gibi geçmişe yönelik tarım Bağ-Kur kaydı yaptırabilirler ya da var olan sigortalı tescillerini geriye çektirebilirler.


Künye | Reklam | İletişim | Ayın Burcu | Önemli Telefonlar | Eczaneler