tümü
Gülengül Uslu - Diğer Yazıları
- İletişim
- SMS: gu yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373

Atalarımızın dostluk için söylediği ne güzel sözler vardır.. Ve, özlü sözler gün gelir belleğinize düşüverir. "Ne kadar doğru" dersiniz. Helvacılık sektörünün İzmir'deki en köklü kuruluşlarından Beşe firmasının patronu Ziya Beşe, İzmir'de herkesin sevdiği bir arkadaşımızdır. Hayatın insana neler getireceği hiç belli olmuyor. Her şey insanlar için. Bundan birkaç yıl evvel, Beşe'nin işlerinin bozulduğunu ve iflasın eşiğinde olduğunu duymuştum.
Sonrasında da her şey çorap söküğü gibi geldi.. Beşe ortadan kayboldu. Ailesi ve çocukları zor bir süreçten geçti. Ziya Beşe nerededir, ne yapıyordur diye düşünürken, gazetemizde kendisinin yaşadığı sıkıntılarla ilgili bir haber çıktı.. Hatta, İzmirli pek çok dostum bu haberin yayınlanmasına tepki gösterdi. Ancak, Salı sabahı gazeteyi elime aldığımda Ziya Beşe'nin manşetten bir resmini ve kendisiyle yapılan söyleşiyi görünce içim rahatladı.
Üstelikte kendisi Yeni Asır'da çıkan haberden sonra, başta Rıza Akça olmak üzere arkadaşlarının desteğiyle yaşadığı karabasandan kurtulup büyük bir ferahlama içine girdiğini sevinçle açıklıyordu. İşte dost dediğin kötü günde belli olur. İyi gününde dostun sandığın pek çok insan sıkıntıya düştüğünde ortadan kayboluverir. Telefonlarına bile çıkmazlar o dost bildiklerin!
Bu olay, İzmir'de dostluk, arkadaşlık yok diyenlere şahane bir örnek oldu. Bir İzmirli olarak; "Hayattaki en büyük zenginliğim dostlarımdır" diye her fırsatta söylerim. Rahmetli arkadaşım Ulaştırma eski Bakanı Mehmet Köstepen'in eşi Ayşe'nin harika bir tespitini de insanlarla hep paylaşmışımdır.
"Ankara'da kartvizitinle, İstanbul'da paranla, İzmir'de ise dostlarınla yaşarsın"der çocukluk arkadaşım. Rıza Akça'ya gelince, kendisiyle yalnızca bir merhabam vardır ama onun o babacan mütevazi tavırlarına her zaman hayranlık duyarım. Rahmetli babası Osman Akça'yı da tanıyanlar hep saygı sevgiyle anarlar. İşte hayatta ne ekersen onu biçiyorsun.. Bana göre, bir babanın evladına öğreteceği en önemli şey önce iyi insan olmak.. Para pul hepsi geçici şeyler. Ne mutlu ki günümüzde hala böyle güzel insanlar var.. Ne mutlu ki, Ziya Beşe'de belki servet değil ama iyi dostluklar biriktirmiş. Bundan büyük hazine mi olur?
İnsanlara örnek olacak böylesine değerli bir ahdi vefa örneği sergiledikleri için sevgili Rıza Akça ve arkadaşlarını kutluyorum. Ziya Beşe'nin de yolu açık şansı bol olsun. Sözlerimi Napolyon'un "Gerçek dostlar yıldızlara benzerler. Karanlık çökünce ilk onlar gözükürler" cümleleriyle bitiriyorum.
Pasaporttan her geçişimde içim sıkılıyor
Havalar güzelleşince Kordon'da sabah yürüyüşlerine başladım.. Ancak, Pasaport'tan geçerken canım çok sıkılıyor. Deniz kenarına fütursuzca yerleşen kafeler tuhafıma gidiyor. PTT ve Denizcilik Yolları'na ait binaların önü bile işgal edilmiş durumda. Kordon ve Pasaport İzmir'in simgesi prestiji. Kimsenin babasının malı değil. Pasaport bir Avrupa kentine yakışır şıklıkta ve düzende olmalı. Mekan sahipleri çalıştırdıkları personelin eğitiminden giyimine ve en önemlisi hijyenine dikkat etmeli. Çığırtkanlıktan da vazgeçilmeli.
Kimi kafede çiçek desenli, kiminde deri birbirinden alakasız sandalyeler ve tahta kanepeler. Birbiriyle son derece uyumsuz bir görüntü. Bir iki kafe yolun ortasına kahvaltı büfesi kurmuş ki evlere şenlik! Bir diğeri önünü yapma çiçekler ve ağaçlarla dekore etmiş.. Deniz kenarına bu felaket yapma çiçekler de ne yakışmış ama.. Dam üstünde saksağan vur beline kazmayı !
Neyse ki hiç olmazsa paslı sandalye masalar, kilimler kaldırılmış ve bütün kafeler tek tip beyaz şemsiyeler açmış.
Güzelim tarihi bir bina olan Pasaport Vapur İskelesi ise neredeyse yerlere dökülecek.. Bina bakımsızlıktan harabeye dönmüş durumda.. Hatırladığım kadarıyla en son rahmetli Başkan Piriştina zamanında boyanmış, restorasyondan geçirilmişti.. Şu anda ise bir mezbele görüntüsünde. Yani, bu görüntüler İzmir'imize yakışıyor mu ?
O nedenle Pasaporttan her geçişimde canım çok sıkılıyor çok.