Yazı Dizisi  
Geçmişten Günümüze ANTİKALAR

1 I 2 I 3 I 4 I 5 I 6 I 7

Hazırlayan:
Dilara Çam

Bilgi göz zevkiyle buluşuyor

Güzelik ve estetik değer, antika tutkusunu geliştiren nedenlerin başında geliyor. Göz zevki, bilgi ve birikimle birleştiğinde doğru parçaları seçmek de kaçınılmaz oluyor

Antika tutkusunun gelişmesine neden olan faktörler arasındaysa güzele ve estetiğe verilen önem, kalitenin bilincine varmak, beklenmedik yerlerde iyi bir sanat eserine rastlamanın verdiği heyecanlar ve onu alabilmenin tatmin duygusu yatar. Birçok kolleksiyon tutkunu, elindeki parçalarının bir ruhu varmışçasına onlara canlı gibi davranır.Ciddiye alındığında bir meslek haline bile gelebilen antika kolleksiyonculuğunu, iki kategoriye ayırmak mümkündür.

Bazı antika meraklıları aynı çeşitteki eserlerden çok sayıda toplar, onların tarihleri ve sanat değerleri üzerine derin bilgi edinirler. Ancak bu iş profesyonelce yapılmazsa bir sürü eski eşya yığınından başka bir şey elde edilmez.

Diğer bir grup ise topladıkları antikaları, dekorasyon işlerinde kullanarak ve işlevlerinden yararlanarak daha pratik açıdan değerlendiriler. Sonuçta hangi kategoriye girerse girsin bütün antika meraklılarının genel antika dünyası hakkında çok kitap okumaları ve teknik bilgiler edinmeleri gerekmektedir. Böylece, bu bilgi ve birikimin ışığında ellerindeki parçaların yaşını, tarzını, orjinal olup olmadığını anlamaları şansı da doğar.

Pahalı bir uğraş
Antikalarla ilgilenenlerin ayrıca müzeleri ve antika pazarlarını gezmeleri ve ilgi duydukları eşyaları görsel açıdan da incelemeleri gerekir. Antikalara sadece vitrin arkasından bakmak, yalnızca ona beğeni duymayı sağlar. Ama antikaya dokunmak, kalitesini anlamak konusunda, ilgili kişilere daha fazla yardımcı olacaktır. Bu bilgi birikimi ve kaliteden anlama, kolleksiyoncuların kendilerine daha çok güven duymalarını sağlar ve böylece kolleksiyoncu, bir parçayı alırken kararını daha tutarlı, daha sağlıklı ve daha çabuk verebilir.

Antika meraklılarının sahip olması gereken bir başka özellik de göz zevkidir. Bu doğuştan gelen ve kişiden kişiye değişen bir özellik olsa da bilgi ve birikimle birleştiğinde çok iyi sonuçlar verir. Göz zevki, bilginin cilasıdır.

Bunların yanısıra antikacılığın pahalı bir uğraş olduğunu da unutmamak gerekir. Bunun için de profesyonel olarak bu işle ilgilenenlerin maddi imkanları da elverişli olmalı. Eğer gerçekten ciddi bir antika kolleksiyoncusunun karşısına kolleksiyonunda eksik olan bir parça çıkmışsa, o ne yapar yapar o parçayı kaçırmaz.

Antikalar aynı zamanda iyi birer yatırım da sayılabilirler. Ancak, antika satın alacak kişinin konu hakkında fazla bilgisi yoksa, alacağı parçada yanılabilir. Bunun için antikaların iyi bir eksper denetiminde satın alınması yararlı olacaktır.

Ayrıca belli parçaların moda zamanları yani revaçta oldukları belli zamanlar yoktur. Her kolleksiyoncunun kendi seçimine, maddi durumuna, göz zevkine ve bulabilme şansına göre seçtiği parçaları vardır.

*****

İzmir'de defalarca müzayedeler düzenleyen yeminli mali müşavir Vedat Uyal da eşiyle birlikte eski ve değerli eşyalarla ilgilenmeyi kendine uğraş edinmiş antika meraklılarından. Hafta sonları eşiyle birlikte köyleri gezip, oralardaki antikaları araştırarak ve ardından galerileri ziyaret ederek antikacılığı bir hobi haline getirmişler.

Antikacılık, bu işle uğraşan insanların yaşam tarzlarını da yansıtıyor. Antikacılıkla ilgilenmek sevgi, sabır, geçmişe saygı ve zaman istiyor. Bazı antika meraklıları bu işin ancak nadir bulunan parçalardan, yıllarca aranarak oluşturulmuş kolleksiyonlar yapılarak olabileceğini söylüyorlar. Oysa maddi değeri bir yana, tarihin içinden bugüne kalmış parçaların her biri kendi içinde bir değer taşıyor. İnsanlar genellikle görsel ihtiyaçlarını karşılamak ya da kişisel tatmine ulaşmak için antika alıyorlar. Gerçek bir antika almanın en güvenilir yolu da müzayedeler.

Bir ara İzmir'de de müzayedeler düzenleyen Uyallar, İzmir'de bu işin piyasasının olmamasından ve antikayla ilgilenen insan sayısının azlığından dolayı müzayede düzenlemekten vazgeçmek zorunda kalmışlar.

"Antikalarla ilgilenen insanlar için bir süre sonra parçaları yalnızca müzayede ya da sergi salonlarında görmek yeterli olmuyor, bunlardan edinmek de istiyorlar." diyen Vedat beye göre bunun için de belli bir alım gücü gerekiyor. İşte bu yüzden İzmir'deki müzayedeler sürdürülemiş. "Müzayedelerde insanların objelere verdikleri değeri görüyoruz. Günümüzde insanlığın kültür değerlerinin teknoloji karşısında giderek azaldığını gözönüne alırsak antikaların manevi değeri daha da artıyor. Eski ve yeniyi yanyana koysanız, eksper olmanıza bile gerek yok, bir bakışta hangisinin antika olduğunu anlarsınız" diyor Uyal. Çünkü eskinin inceliği, zerafeti şimdilerde hiç kalmadığını düşünüyor. Yıllar öncesinin ustalarından yok artık günümüzde. Onların emekleri de antikalar gibi geçmişten bu yana yıllanmış, durdukça değer kazanmış. Örneğin Ermeniler'in gümüş işlemesi ve tombak yapımcılığı...

"Tombak"ın, antika alanında çok önemli bir yeri var. Adı itibarıyla insanlara genellikle küre ya da yuvarlak biçimli bir eşyayı hatırlatsa da tombak aslında değerli madenlerin civa içinde sıvılaştırılmasıyla yapılan bir kaplama tekniği. Peki neden bu kadar önemli bu tombak. Tombak, ortaya çıkarken, onu yaratan ustasını öldürüyor da o yüzden. Peki nasıl?

Tombaklama tekniği
Altın ve gümüşün bir özelliği de civa içinde çözülebilmeleri yani atomlarının, civa atomları gibi bağlarını kopararak sıvılaşabilmeleridir. Bu civa ile karışım sıvı yapmaya malgama ya da amalgam denir. Bu özellikten yararlanılarak gerçekleştirilen yıldızlama ya da Osmanlıca adıyla tombaklama tekniği ilk kez Romalılar tarafından bulunmuştur. Çok sağlam ve düzgün bir kaplama gerçekleştiği için günümüze kadar kullanılmıştır.

Ancak eskiden tombak yapanlar, işleri boyunca civa buharına maruz kaldıklarından, tombak ustası olduktan üç dört yıl sonra zehirlenip ölüyorlarmış. Şimdi de tombaklama tekniğini anlatan bir çok kitapta "zehirlenme tehlikesi olduğundan amatörlere tavsiye edilmez" ibaresi dikkati çekiyor. İşte "tombak"ın öyküsü:

Tombaklama yapmak için "cam veya porselen bir kabın içinde" sekiz ölçü civa ve bir ölçü çok ince kıyılmış 24 ayar altın karıştırılır. Bu karışım "ahşap bir çubukla" karıştırılarak, altının civa içinde tümüyle çözülmesi yani sıvılaşması sağlanır. Daha sonra ince bir tülbentle süzülen sıvı alaşım yani malgama kullanıma hazır hale gelmiştir. Altın kaplanacak eşyanın yüzeyi bütün oksit ve kirlerden temizlenip kurutulur.

Tombak yapılacak yüzeye bir fırça, mantar parçası veya bez tampon ile malgama yedirilerek sürülür. Tombaklanmış eşya, "küllenmekte olan odun kömürü ateşi" üzerine konularak veya düşük ısıda fırınlanarak civanın uçması sağlanır. Geriye kalan altın yüzeye iyice sızmış ve yapışmış olduğundan, kaplama oldukça kalitelidir. Yedi veya sekiz ölçü civa içinde bir ölçü, 1000 ayar saf gümüş çözülerek gümüş tombaklama da yapılabilir.

Şimdi bu tombaklama tekniğini anlatmanın ne gereği var diye düşünmeyin. Bunu yalnızca bir örnek olması için yazdım. İşte böyle yapılıyormuş eskiden eşyalar; bu kadar ince, bu kadar özenerek...

  .