| Geçmişten Günümüze
ANTİKALAR |
| En büyük mirası
kültürü Eski deri işlemeciliği konusunda zengin koleksiyona sahip Sepiciler Holding Yönetim Kurulu Üyesi Tarık Sepici, koleksiyonlarını gelecek kuşaklara miras bırakmak amacıyla topluyor Bir başka antika tutkunu da Sepici
Holding Yönetim Kurulu Üyesi Tarık Sepici. Sepici
Holding'in üretim yaptığı sektör olan deri sektörü
ile paralel olarak Tarık Sepici'nin de deri antikalara
karşı bir merakı ve bu ilgisinden kaynaklanan bir
kolleksiyonu var. Eski deri işlemeciliğinde kullanılan
parçalardan oluşan bu kolleksiyonda çok orjinal ve
özel parçalar var. Dericilikte kullanılan aletler ve
deri ürünlerinden oluşan zengin bir koleksiyonda
çoban azık torbaları, çeşitli eski ayakkabılar,
para çantaları, postacı çantaları, heybeler,
mataralar ve çeşitli deri işleme aletleri yer alıyor.Sepici, deri ürünleri ve dericilik aletleri biriktirmesiyle ilgili olarak şöyle konuşuyor: "Kültürel mirasa sahip çıkmamız gerekmektedir. Bu belgeler ve bilgiler, gelecek kuşaklara da aktarımda bulunma zorunluluğunu yaratmaktadır. Ben, özellikle gelecek kuşaklara dericilikle ilgili bir kültür mirası bırakmak arzusunu gütmekteyim. Bu mirasta yöre, ulus ayrımı gözetmediğim için uluslararası boyutta olmayı kendime hedef seçtim. Derinin dünya üzerindeki tüm halklar tarafından çeşitli işlenme türlerine yönelik belgeleri derleyebilirsem bu hedefime ulaşmış olacağım." Sepici, doğmamış kuzu derisinden, üzerine yazı yazmaya yarayan parşömenin de Anadolu Bergama kaynaklı olduğunu belirtiyor. Ne yazık ki, ülkemizin iklim koşulları ve toprağın yapısı izin vermediği için o yıllardan elimize bu tür eski belgeler, eşyalar, deri kalıntıları kalmamış. Şu anda elimizdekiler de nadir bulunan parçalar olduklarından dolayı oldukça değerliler. Tarık Sepici, Cumhuriyet döneminde, 1920'li, 1930'lu yıllarda, Anadolu'da hemen hemen her kasaba düzleminde debbahlığın ve tabakçılığın varolduğunhu vurguluyor. Ancak ekonomik koşullan nedeniyle bu mesleklerin ortadan kaybolduğunu ve insanların artık onlara gelir sağlamayan bu işle uğraşmadıklarını da üzülerek sözlerine ekliyor. Günümüzün son örnekleri olan ve Türkiye'de yalnızca Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Tokat, Tire'de çalışmalarına devam eden eski ustalar da, tabakçılık ve debbahçılık meslekleri gibi tarihe karışmak üzere... Tablolara gözünüz gibi bakın Müzayedelerde en çok satan antika parçalardan birisini de, dünyaca ünlü ressamların birbirinden değerli tabloları oluşturuyor. Tabloların bakımı, en az edinilmesi kadar zor oluyor. Restorasyonu yapan kişinin, eseri yapana saygı duyması, eserde gerçeği araması birinci koşul olarak sunuluyor. Sanat eserlerini korumak ve onları oldukları gibi muhafaza edebilmek önemli bir konudur. Hasara uğramış olan resimlerin korunmaları için birkaç basit önlem yeterli olmaktadır. Diyelim ki antika bir tablonuz var. Ne yapacağınızı biliyor musunuz? Tabloyu, ılık ve dengeli bir iklimde bulundurmak, fazla ışıktan kaçınmak, tehlikeli radyasyonlardan uzak tutmak ve hava kirliliğinin olmadığı bir yerde muhafaza etmek gerekmektedir. Bir tablo sahibinin, bunları bilmesinde büyük yarar vardır. Bu kurallara uygun davrananlar, resim ne kadar ustaca yapılırsa yapılsın, her zaman için tehlikeli olabilen restorasyon işleminden kaçınabilmelerini sağlamış olurlar. Bir tablo üzerinde restorasyon çalışması yapmak gerekiyorsa, herşeyden önce hasarın derecesini, ressamın tekniğini ve kullanılan malzemelerin çeşitlerini inceleyip anlamak gerekir. Günümüzde artık bilimsel analiz metodları kullanılmaktadır. Ultraviyole ışınları, elekromanyetik dalgalar gibi teknoloji harikası metodlar sayesinde eserin orijinal olup olmadığı kuşkusu da tamamen ortadan kalkmıştır. Üslup özellikleri Restorasyonu yapan kişinin, eseri yapana saygı duyması, eserde gerçeği araması birinci koşuldur. Restore edilecek her tablo için yüzeyde olabilecek maddelerin önceden bilinmesi gerekmektedir. Tablo yüzeyinde araştırılacak maddeler şunlardır: Tozlar, her çeşit yağlar, vernikler, yapışkanlar, cilalar, suluboya ile yenilemeler, yumurta boya ile yenilemeler, yapışkanlı yenilemeler, yağlı boya ile yenilemeler... Bu maddelerin belirlenmesi, resmin hastalığının teşhisini kolaylaştıracaktır. Resmin yüzeyinde ressama ve restoratöre ait bölümler netleşecek, ressamın üslup özellikleri ortaya çıkacaktır. Bir ressamın değişik tablolarından alınan radyografik dökümanlar, ressamın aynı fırçaları ve aynı fırça darbelerini kullandığını gösteriyorsa eserlerin tümü üzerinde yapılacak bir çalışma ile, bazı hataların düzeltilmesi, kronolojik sınıflandırmanın geliştirilmesi ve orijinallerle kopyaların ayırt edilmesi mümkün olacaktır. Ahşapların onarımı Ahşap sandalye, masa, konsol, makyaj masası gibi antikaların çoğu üzerlerinde el işi oymacılık işleri, sanat eseri resimler taşıdıkları için restore edilip, yeniden kullanılır hale getirilmeleri çok fazla özen istiyor. Genellikle bodrum katlarında, yaşlanmaya terkedilen yorgun mobilyaların onarım işlemi, üzerindeki boyasının kazınmasıyla başlıyor. Böylece antikanın eski ve yıpranmış makyajı temizleniyor. Ardından eğer mobilyada kurt deliği varsa bu deliklere DDT tarzı çok güçlü bir böcek ilacı şırınga ediliyor. Sonra mobilya, büyüklüğü ne olursa olsun, hava almayacak şekilde torbalanıyor. Torbalanacak mobilya koskocaman bir masa da olsa özel kestirilmiş torbalara konulup birkaç gün bekletiliyor. Mobilya torbadan çıkarıldıktan sonra her ağacın cinsine göre değişen bir macunla kurt delikleri tıkanıyor. Daha sonraki aşamalarda ise eksik ya da kırık parçalar aslına uygun olarak yerine getiriliyor ya da onarılıyor. Son olarak da ister mobilyanın kendi renginde, ister daha koyu ya da daha açık renkteki cila, "gomalak topu" denilen bir araçla mobilyaya iyice yedirilerek sürülüyor. Böylece yılların tozunu, anısını üzerlerinde taşıyan ahşap antikalar, yeni makyajlarıyla, kullanılabilir ya da sergilenebilir hale getiriliyorlar. Nasıl parlatılır? Metal antikaların estetik hale getirilmesi ve parlaklıklarını tekrar kazanmaları için uygulanan en yaygın teknik polisaj yöntemidir. Polisaj, adından da anlaşılacağı gibi bir çeşit cilalama. Özellikle de bakır ve pirinç için kullanılan polisaj, metal antikanın keçe yardımıyla benzinle silinmesinden sonra talaşla ovulması yoluyla yapılır. İşlem bittikten sonra da antikanın parlaklığını yitirmemesi için, üzerine ince ve renksiz vernik vurulur. Eğer sizin de metal antika parçalarınız varsa çok kolay bir şekilde, basit bir yolla onları parlatabilirsiniz. Enginar yaprağını sirkeye batırıp antikayı bununla sildiğiniz takdirde antikalarınızın nasıl parladığına siz de şaşıracaksınız. Kararmış aynaların restorasyonu için ise fazla alternatifimiz yok. Eski aynaların sırları tamir edilemediğinden, ayna komple yenileniyor. Bebeklere nazar değmesin Eskiden yeni doğan bebeklerin yüzlerine, onları nazardan korumak ve uyurken yüzlerine sinek konmasını önlemek için işlemeli ve oymalı örtüler örterlermiş. Bebek yüz örtülerinin kullanıldığı dönemlerde, aile büyüklerinin, bebeğin yüzünü görebilmek için yüzgörümlüğü vermesinden sonra örtü kaldırılarak akraba ve komşulara bebeğin yüzü gösterilirmiş. Genellikle ipek üzerine altın sırma işlemeli olurmuş bu örtüler. Üzerlerinde, bebeği nazardan korumak için "maşallah" yazarmış. Günümüzde, şehirlerde bu örtüleri kullanma geleneği ortadan kalmış olmasına rağmen bazı yörelerimizin köylerinde hala geçerliliğini koruyor. Bebek yüz örtüleri de antikacılarda değerli parçalar olarak, okşadıkları bebek yüzlerinden sonra, bizim gözlerimizi okşuyorlar. 10 yıllık birikim Denizli'de yaşayan Doktor Cumhur Güner de bir antika meraklısı. Güner, çalıştığı poliklinikteki çalışma odasını adeta bir antikacı dükkanına çevirmiş. Değerli eserlerden oluşan müze gibi çalışma odası, en çok hastalarının dikkatini çekiyor, beğenisini kazanıyor. Güner'in odasında yaklaşık 100 parça eser var. Bu parçaların içinde en fazla ilgi çekenleri ise sedef işlemeli, 150 yıllık kılıç ve tabanca. Bu birikimi 10 yıl çabalayarak, gezip dolaşarak ve gezdiği yerlerdeki eserleri toplayarak oluşturduğunu belirten Doktor Cumhur Güner'in çalışma odasında değirmenlerden havanlara, saatlerden kömürlü ütülere, dokuma tezgahlarından toprak çömleklere kadar çeşitli antikalar bulunuyor. Bazı antika meraklılarının, büyük para teklifleri ise doktor Cumhur Güner tarafından kabul edilmiyor. Çünkü Güner'in kolleksiyonunu bozmaya hiç mi hiç niyeti yok. |
. |