| Geçmişten Günümüze
ANTİKALAR |
| Aybüke Baran'ın
sandıklar, bakır mutfak eşyaları dahil 5 bin parça
antikası var ama Bindallıların yeri başka İzmir'in başarılı modacılarından Aybüke Baran, Karşıyaka'daki restoranlarında geçmişle bugünü buluşturuyor. 5 bin parça antikaya sahip Aybüke hanım, antika sevgisi ve tutkusunu müşterilerine de yansıtıyor. Aybüke Baran, özellikle
Karşıyakalılar'ın yakından tanıdığı bir isim...
Çarşı içindeki ev yemekleri lokantasıyla
Karşıyakalılar'a hizmet veren Baran da, bir antika
tutkunu. Lokantasının dört bir yanını antika
parçalarıyla döşeyen Baran'ın dükkanındaki
yemekler bile antika. Yemeklerin antikalığı tadından
değil, geleneksel olmalarından kaynaklanıyor.İsmini moda dünyasından duyduğumuz Aybüke hanımın asıl mesleği içmimarlık ama o, antikalara olan tutkusu ve merakı yüzünden kendi işini hiç yapamadığından yakınıyor. Modacılık yönünü antika sevgisiyle birleştirip, damak tadını da bunlara ekleyince insanların hem karınlarını hem de göz zevkini doyuran sıcak mekanlar çıkmış ortaya. Yurtdışındaki örneklerinden esinlenerek yarattığı Kanaviçe ve Dantella isimli dükkanlarında hem eski Türk yemekleriyle müşterilerine unutulan tadları tekrar yaşatıyor, hem de gerçek antikalardan oluşmuş dekoruyla onların gözlerini okşuyor. Aybüke Baran'ın antikacılık serüveni eski, yırtık, yıpranmış bez parçalarını toplayarak başlamış. Sonra da ordan burdan topladığı bu parçaları kendi tasarımlarına göre elbiseler haline getirmiş. Modacılıkda da en az antika tutkusu kadar başarılı. Amerika Birleşik Devletleri'nde sunduğu antika ve geleneksel Türk giysilerini kapsayan tasarımlarından oluşan defileyle Amerika Birleşik Devletleri Başbakanı Bill Clinton'dan imzalı bir teşekkür belgesi alarak ödüllendirilmiş. İki yüz parça Dükkanın dekorunu oluşturan diğer giysiler, kanaviçelerle işlenmiş örtüler, kenarları incecik oyalı yemeniler, sandıklar, çoğu bakır olmak üzere madeni mutfak eşyaları ise koleksiyonun diğer parçalarından yalnızca bazıları... Çünkü yalnızca bu dükkanda iki yüz kadar parça var. Oysa Aybüke hanım üç depo ile birlikte yaklaşık beş bin parça antikaya sahip. Bu sayıyı duyunca şaşırmamak elde değil ama Aybüke hanım, bu birikimi tam otuz yıl çabalayarak oluşturmuş. Hala da antika toplamaya devam ediyor. Ancak son zamanlarda parçaları satın almak yoluyla elde ediyor. Elindeki parçaların hemen hemen hepsi Anadolu kültürünü yansıtıyor. Bunlar içinde en çok dikkati çeken ise bez grubu antikalar. Yani kadife ya da atlastan biçilmiş entari, cepken, şalvar gibi kadın elbiseleri üzerine klaptanla serpme ve sıvama çiçekler işlemeli bindallılar, çeşitli amaçlarla kullanılan örtüler, çakşır anlamına gelen çuhadan yapılmış bol şalvarlar, yine çuhadan ya da kadifeden camedan denilen yelekler.... Zaten mekanın içine girer girmez folklorik atmosferi farkedebiliyorsunuz. Bu da Aybüke hanımın istediğine ulaştığını gösteriyor. Kültür amaçlı Tek amacı unutulan Anadolu kültürünü yaşatmak olan Aybüke hanım, bu amaçla tasarladığı giysileri türküler eşliğinde sunuyor ve dükkanın restoran kısmında sadece geleneksel Türk yemeklerinden oluşan bir mönüyle müşterilerine hizmet veriyor. Müşterilerinden çok olumlu eleştiriler aldığını ve insanların antikalar içinde geleneksel yemekler yemeyi çok enteresan bulduklarını söyleyen Aybüke Baran'ın ilginç dükkanında gözünüzün görebildiği her şey satılık. Dükkanda dikkati çeken diğer parçalardan biri de kenarları dantellerle örülmüş eski fotoğraflar.... Aybüke hanım, ailesini çok küçük yaşta kaybettiği için eski aile fotoğraflarına karşı özel bir ilgisi var. Onu en çok geçmiş ailelerdeki bağlılık etkiliyor. Filmlere konu olabilecek çok ilginç bir anısı da var: Bir gün, çöpleri karıştıran çocukların çöpten eski fotoğraflar aldıklarını görüp onları çocuklardan istemiş. Eski resimlerin kenarlarını dantellerle süsleyip çerçeveleyerek dükkanın duvarına asmış. Bir gün dükkana başka memlekette yaşayan bir hakim gelmiş ve duvardaki fotoğrafı görünce donakalmış. Çünkü fotoğraftakiler müşterisinin kendi ailesi çıkmış. Müthiş duygulu anlardan sonra, resimleri böyle değerlendirdiği için Aybüke hanıma teşekkür ederek oradan ayrılmış. Resimleri de geri almamış. Aybüke hanım, yaptığı işi güzel sanatların bir branşı olarak görüyor. Elde ettiği kazanç onu çok fazla düşündürmüyor çünkü manevi kültürümüzü yaşatmak ona yeteri kadar doyum sağlıyor. Dükkanda satılan yemeklerden de antika eşyalardan da hemen hemen aynı oranda kazanç elde ediyor. Dükkana gelen müşteriler yemek yerken aynı zamanda bu sıcak ve geleneksel ortamda olmanın tadını çıkarıyorlar. Onun en büyük yakınması, antikacılıkla ilgilenen kişilerin örgütlenememesinden kaynaklanıyor. Bu işle uğraşan insanların birbirlerini yalnızca ismen bildiklerinden ve bilgi alışverişi sağlanamadığından yakınarak hiç olmazsa elişleriyle ilgili bir dernek kurulmasını istiyor. Antikalarına gözü gibi bakan ve hepsine ayrı ayrı özel ilgi gösteren Aybüke hanım, kendisinin ardından sahip olduğu bütün parçaları Kültür Bakanlığı'na bırakacak ve maddi sorunlar ortaya çıksa da sadece burası yaşasın diye antika toplamaya devam edecek. Açık hava müzesi Ş İ R İ N C E Aydın Dağları'nın batı uzantıları üzerinde çanak şeklinde bir vadinin doğu ve güney yamaçlarına kurulmuş Selçuk'un "şirin" ilçesi Şirince, açık antika müzesini andırıyor. Hepsi tarihi, bembeyaz badanalı evleriyle, köylü kadınların el emeklerini sattıkları pazarlarıyla, iki tarihi kilisesiyle, turizmin gelişmesiyle günden güne sayıları artan antikacı dükkanlarıyla ve hatta sokaklarıyla başlı başına bir antik köy, Şirince. Birinci Dünya Savaşında buradaki halk Yunan Ordusuna yakınlık göstermiş. Kurtuluş Savaşı sonrasında da Makedonya'daki Türkler'le buradaki Rum halkı mübadele edilmiş. Bugünkü geleneksel dokusunu 18. ve 19. yüzyıllardaki yerleşimden alan köyün ilk adı Çirkince ve Kırkıca imiş. 19. yüzyılda 1800 haneli, yüzyılın başlarında 700-800 haneli bir köy olarak bilinen Şirince evlerinin büyük bölümü mübadeleden sonra yıkılmış. Cumhuriyetin ilk yıllarında buraya uğrayan İzmir Valisi Kazım Dirik'in köyü çok beğenip adını "Şirince" olarak değiştirdiği biliniyor. Turizm merkezi Çevresi ormanlık olduğundan, köydeki evlerin hemen hemen hepsinin yapımında en çok ahşap kullanılmış. Kapılar, pencereler, kepenkler, dolaplar, tavanlar, tabanlar hep bu malzemeden yapılmış. Ahşap dış kapıların üzerindeki el ve halka şeklinde demir kapı tokmakları köyün mimarisinde en dikkat çekici özelliklerden birisi. Köy evlerinin bir diğer ilginç özelliği de köyün kurulduğu yamacın önünde uzanan vadiye doğru birbirlerinin önünü kapatmadan bakmaları. Böylece köydeki bütün evlerden vadi rahatlıkla görünebiliyor. Selçuk'un en önemli turizm merkezlerinden birisi haline gelen Şirince, her gün yüzlerce yerli ve yabancı turiste ev sahipliği yapıyor. 7'den 70'e herkesin bir şeyler sattığı köyde, antikacı dükkanlarının dışında köy halkının da sokak aralarına açtığı tezgahlarda en çok ev yapımı şarap, zeytinyağı ve elişleri, danteller ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Evet, eğer 18 ve 19. yüzyıldan günümüze neler kaldığını merak ediyorsanız, bir haftasonunuzu da bu eski Rum köyünü gezmeye ayırmalısınız. |
. |