Yazı Dizisi  
Geçmişten Günümüze ANTİKALAR

1 I 2 I 3 I 4 I 5 I 6 I 7

Hazırlayan:
Dilara Çam

Koleksiyonerliğe soyunanlar için ustasından öğütler
Elinizi açık tutmayın
mızmız da olmayın

Türkiye'de "antika" sözkonusu olduğunda akla gelen ilk isim Raffi Portakal...
Antika tutkusunu aileden miras aldığını söyleyen Raffi beyin ailesi yaklaşık 80 yıldır bu işle uğraşıyor

Antikacılık denince adı hemen anımsanacak isimlerden birisi de Raffi Portakal. Antikacılık konusuyla ilgili sorularımızı yanıtlayan Portakal'a ilk sorumuz, parçaların antika sayılabilmesi için ne gibi özellikler taşımaları, hangi kriterlere göre değerlendirilmeleri gerektiği oldu...

"Antika Türkiye'de ve dünyada da giderek daha fazla yayılıp sevilmekte, prestij kazanmakta. Bu gelişen dünyada, zenginleşen dünya koşullarında her halde şart oldu." diyerek sözlerine başladı ve şöyle devam etti:

"Antika nedir, sorusunu cevaplayacak olursak; ilk önce acaba her eski eşya antika mıdır diye düşünmek gerekir. Elbetteki hayır. Amiyane bir örnek verirsek; kaldırım taşları yüzyıldan fazla insanları taşımakla beraber antika değillerdir ve olmayacaklardır. Peki antika olmak için gerekli şartlar nelerdir; bir eser mutlak suretle estetik ölçülere uygun olmalı. Yahut bir dönemi yansıtmalı... Ve elbetteki yapılış zamanı da çok kesin olmamakla beraber, en az yüzyıl ve civarı olmalı."

Koleksiyonerlik ile ilgili olarak da, Türkiye'de koleksiyonerliğin malesef çok eskilere dayanan bir geçmişe sahip olmadığını söyleyen Raffi Portakal, halihazırdaki kanunların da koleksiyonerliği teşvik edici mahiyette olmadığını söyledi. Müzayedelerde en çok rağbet gören parçalar için de şunları belirtti: "Özellikle son yıllarda Osmanlı eserlerine yoğun bir talep ve merak başladı. Özelikle de tablo koleksiyonerliği. Ama bunun yanısıra Beykoz Billur eserlerinin koleksiyonları, Tuğralı Gümüş Koleksiyonculuğu, Tophane Eserleri koleksiyonculuğu ve şimdilerde hat koleksiyonculuğu ünlülerin merakları arasında."

Osmanlı eserleri moda
Türkiye'de en önemli koleksiyonlara kimlerin sahip olduğunu ve kimlerin en çok antika eşyalara merak sardığını sorduğumuzda ise Raffi bey şu isimleri sıraladı:

"Antikayla en çok ilgilenenlerin içinde, şu sıralarda devam eden Metropolitan'daki hat sergisi bitip Los Angeles'taki Courty Museum da hatları sergilenecek olan ünlü işadamımız Sakıp Sabancı, özel müzeleri olan Koç ailesi, Erdoğan Demirören, Özer Öztarhan, Erol Kerim Aksoy, Halit Cıngıllıoğlu gibi isimler var."

Raffi bey, antikada da moda olduğuna katılarak, özellikle Türkiye'deki moda antikaların Osmanlı sanat eserleri, Osmanlı dönemine ait diğer parçalar ve son sergilerdeki popülerliğinden dolayı "hat"lar olduğunu söylüyor.

Sahtecilik konusundaysa, "Bir eserin gerçekliğini ya da sahteliğini anlamak için uzmanlar var. Uzmanlar farklı kanaatlere sahip oldukları zamanlar dahi olabilir, ama mühim olan bir etik içinde, belirli bir noktaya gelmektir." diyen Raffi Portakal, eserlerin fiyatlarıyla ilgili olarak da şunları söylüyor:
"Bir eserin fiyatının belirlenmesi için günün şartları gözönüne alınır ama burada bütün ustalık, eseri satacak olanın o eser hakkında sahip olduğu doğru bilgileridir. O eserin ne kadar nadir olduğunun farkında olması veya bir benzerinin önemli bir koleksiyonda veya müzede olması elbette ki o eserin fiyatını etkiler." diyor.

Avrupa farkı
Antikacılık konusundaki varolan yasal prosedürün yeterli olmadığından şikayetçi olan Raffi bey, müzayede salonları ve antikacı dükkanlarının Kültür Bakanlığı'nın kontrolü altında olduğunu da sözlerine ekliyor.

Yıllardır antikacılıkla ilgilenen Raffi Portakal, kendisi için en hoş anların bir eserin satıldığı anlar olduğunu söylüyor:

"Duygusal olarak beni etkileyen yahut muhtemel etkileyecek anlar ise, aynı eser üzerinde eser sahibinin gözündeki parlak kıvılcım ile o eseri satın alan yeni sahibinin gözünde parlayan yine kıvılcımdır, sevinçtir."

Türkiye ile dünyayı, antika piyasası açısından kıyaslamak için ise şu cümleyi kullanıyor:
"Türkiye'de çok kaba bir hesapla, yılda, antikacı dükkanlarındaki satışlar ile müzayede salonlarındaki satışların toplam değeri olsa olsa 30-40 milyon dolar civarında olabilir. Halbuki hepimiz biliyoruz ki, geçenlerde bir tek Van Gogh'un bir tablosu, Avrupa'da 50 milyon dolara alıcı buldu. İşte, aramızdaki fark budur..."

Bu konuda uzmanlaşmış biri olarak, antika meraklılarına öğüt vermek de isteyen Raffi beyin, bu işle ilgilenenlere önerileri şunlar:

"Bir şeyi satın almadan önce iyice araştırsınlar, okusunlar, danışsınlar, kitap karıştırsınlar, elleri çok açık olmasın ama (çünkü her eserin daha da güzeli vardır) asla da mızmız olmasınlar. Kararlarını çabuk versinler ama elbette doğru olarak. Bu da zannedersem profesyonel bir anlayışı gerektirir."

En güzel tespihler bizde

Tespih koleksiyonculuğu, genel olarak fazla yaygın olmayan ancak, özel bir koleksiyondur. Günümüzde artık üretilmemesi nedeniyle yitirilen değerlerimiz arasında olan eski ve değerli tespihlere, şimdi ancak koleksiyonlarda rastlayabiliyoruz.

Eski tespihlerin yapımında çeşitli taşlar, kabuk, kemik, diş, boynuz, fosiller, camlar, ceviz türünden meyveler ve çeşitli ağaç türleri kullanılmış. Taş tespihlerde en çok kullanılan malzeme, zümrüt, yakut, inci, lapis, firuze, akik, yeşim, yıldız taşı, mercan, sedef, necef, kantaşı ve lületaşı olarak sıralanıyor. Kabuk, kemik, boynuz ve diş türü malzemelerin kullanıldığı çeşitlerde ise fildişi, balık dişi ve kemiği, hatta su aygırı, mamut gibi hayvanların dişleri ve kemikleriyle kaplumbağa kabuğu, gergedan, keçi ve geyik boynuzlarından faydalanılıyor. Çeşitli kehribarlar ve oltu taşı (Erzurum taşı) da fosillerden yapılan tespihlerin ana malzemeleridir. Cam tespihlere gelince, Beykoz boncuk, çeşmibülbül ve kristal türlerini sıralayabiliriz.

Hindistan'da yetişen bir bitkinin meyveleri olan kuka ve narçılı da tespih yapımında kullanılan malzemeler arasında. Ağaç tespih türleri arasında ise siyah sert abanoz, koyu kahverengi demirhindi, gül ağacı, zeytin ağacı, sandal ağacı ve sakız ağacı bulunuyor.

Dünyanın en güzel tespihlerinin İstanbul'da yapılrığı biliniyor. Bunlar arasında sanat eseri sayılabilecek kadar iyi olanları da var. Ne var ki, artık ne İstanbul'da ne de başka bir yerde tespih yapan ustalar ve tespih tezgahları kalmamıştır. Fazla sayıda tespih koleksiyonu olmadığından, bunlar değerli parçalardır ve herkeste bulunmadığından ayrıcalıklı sayılırlar.

Antikacıların en değerli parçaları
Beykoz Camları

Camdan yapılmış eşyalar, insanoğlunun sabrının, yaratıcılığının ve becerisinin ürünleri olarak geçmişten günümüze kalmış değerli eserlerdir. Cam, kolay kırılır bir malzeme olmasına rağmen bir kez şeklini alınca, değişmez, oldukça sabit özelliğiyle doğanın etkilerine dayanıklı, bozulmaz, ilginç bir madde olduğundan dolayı da değerini katlamaktadır. Hemen hemen uygarlık tarihiyle aynı yaşta olan cam, Türkler için de en eski ve en gelişmiş sanatlardan biri olmuştur.

Renkli ve beyaz camdan gülsuyu serpmek için yapılmış gülabdanlar, sadece lale koymak için yapılmış laledanlar, ibrikler, kandiller, mataralar, bardaklar, lokumluklar, donanma fenerleri, vazolar ve çok çeşitli kaseler yapılmıştır.

Özellikle 16. yüzyıl, bütün dünyada olduğu gibi bizim ülkemizde de camcılığın altın çağı olmuştur.
Bizim kültürümüzde camcılık konusunda Beykoz camlarının özel bir yeri vardır. Beyaz porselen görünümündeki çok değerli Beykoz camlarından günümüze kalan eserler müzayedelerin ve antikacı dükkanlarının en değerli parçaları arasındadır.

  .