Yazı Dizisi  
Şampiyonluğun öyküsü

1 I 2 I 3 I 4 I 5 I 6 I 7 I 8 9 I 10 I 11 I 12 I 13 I 14 15 I 16 I 17 I 18 I 19 I     

Hazırlayan
Sinan Genç


Averajla ligde kalındı

Atalay'ın ölümü, takım içerisindeki huzursuzluklar ve üstüste alınan yenilgilerle tarihinin en kötü günlerini yaşayan Göztepe'de Başkan Bülent Özkul, aşırı strese dayanamadı. Önce Hastanaye kaldırıldı, ardından istifa etti.

Turgutlu ile oynanacak maç ölüm kalım maçıydı. Sabaha karşı saat 02.00'de Göztepe kampına bir ihbar telefonu geldi. Harun kamptan kaçmış, kız arkadaşıyla birlikte eğleniyordu. Teknik Direktör Kaner, Harun'u sabaha kadar bekledi.

Sabaha karşı gizlice otele girmeye çalışınca ensesine bindi. "Oğlum, git. Senin gibi adamlara ihtiyacım yok" dedi. Durumu diğer futbolculara anlattı. Göztepe kenetlendi. Turgutlu maçını Mustafa'nın attığı son dakika golüyle kazanan Göztepe 3.lig kapısından döndü.
  BAŞLARKEN

Uzun yıllardan beri Göztepe ile iç içe yaşadım. Onların mutluluğuna da, üzüntüsünü de ortak oldum.

Kimi gün birlikte güldük, kimi gün birlikte ağladık. Göztepe ile şampiyonluk yolunda çok ama çok zor günler yaşadık. Yazdıklarım da oldu, yazamadıklarım da...

Ama şimdi her şeyi rahatça yazabilirim. Her bir maç, her bir olay benliğime adeta kazındı. Onları sizlerle paylaşacağım.

Göztepe'nin "Şampiyonluk Öyküsü" nü dikkatle okuyun. Çünkü, okuyunca Göztepe'yi daha çok sevecek, ona daha gönülden bağlanacaksınız.
.

Atalay'ın ölümü büsbütün yıktı Göztepe'yi... Yenilgilerin ardı arkası kesilmiyordu. Taraftarlar ve kamuoyu futbolcuları, yönetimi ve teknik kadroyu acımasızca eleştiriyordu... Yönetim içerisinde de huzursuzluk yaşanmaya başladı. O dönemin başkanı üstüste yaşanan olumsuzluklar üzerine büyük bir deprasyon geçirdi. Özkul, çok yumuşak yüzlü birisiydi. Kimseye "hayır" diyemeyecek bir yapıya sahipti.

Yönetim kurulu futbolculara ceza vermeyi kararlaştırıyor, ertesi gün Başkan Bülent Özkul, futbolcuların baskısı üzerine ceza vermekten vazgeçiyordu. Üstüne üstlük futbolculara doping olması için habersizce prim dağıtıyordu. Özkul, iyi niyetinin kurbanı olmuştu. Bu durum ise yönetimi iyice rahatsız ediyordu.

Öyle ya, yönetim karar alıyor, başkan buna uymuyordu. Bu durum yönetim içerisinde çalkantılara neden oldu.

Başkan Bülent Özkul ise herkesten kaçmaya başladı. Sağlığı bozuldu. Bir gece ansızım rahatsızlanınca hastahaneye kaldırıldı. Doktorlar onun yöneticilik yapması halinde durumunun daha kötü olacağını söylediler. Özkul, verdiği 110 milyarı bağışladığını ve istifa ettiğini açıkladı.

Yol ayırımı
Yönetim yol ayırımındaydı.
"Tamam mı, devam mı?" derken yönetim en töcrübeli ismi yani Levent Ürkmez'i başkanlığa getirerek "devam" etme kararı aldı. Takımın durumu çok ama çok kötüydü. Bırakın şampiyonluğu, ligde kalmak bile çok zorlaşmıştı. Play-Off'a giremeyen Göztepe, Klasman Grubu'na sondan üçücü sırada girmişti. Ürkmez yönetimi toplandı ve kriz masası oluşturdu.

Ömeragiç ile yollarını ayıran yönetim bir önceki yıl Denizlipor'u şampiyon yapan Ömer Kaner'i göreve getirdi. Ömer Kaner-Hasan Akçaylı ve Yüksel Can'dan oluşan teknik heyet ilk iş olarak takımı kampa aldı, takımda revizyonlar yaptı. Takım içerisinde problem olan Ahmet ve Eser'i gönderen yöneticiler Kaner'in isteği üzerine takımı Karuburun'da kampa aldı. Düzcespor'un etkili oyuncuları Taşkın ve Engin'i kadrolarına dahil eden Göztepe Klasman Grubu'na Aydınspor ile deplasmanda 2-2 berabere kalarak başladı. Ardından istikrarsız sonuçlar elde edildi. İçerde maç kazanan Göztepe'nin deplasmanda hiç ama hiç yüzü gülmüyürdu.

Turgutlu maçları...
Göztepe iyi oynuyordu ama öyle kötü maçlar kaybediyordu ki, çıldırmamak elde değildi. Son dakikalarda yenilen gollerle puan ve puanlar kaybeden Göztepe'de Teknik Direktör Ömer Kaner bile sonunda patladı: "Bu takım çok ah almış. Okunmuş. Ben hayatım boyunca böyle bir şey görmedim..."

Ah şu Turgutlu maçları
Göztepe çok zor maç kazanıyordu ama kolay kaybediyordu. Unutulmaz maçlardan birisi de yine Turgutlu'da oynandı... Göztepe Turgutlu'yu hiç ama hiç yenememişti. Takımın form durumu iyiye gidiyordu. Son hafta Muğlaspor'u 3-0 yenen Göztepe taraftarlarıyla Turgutlu Stadı'na çıkarma yaptı. Maçın 38. dakikasında B.Tacettin attığı golle Göztepe'yi 1-0 öne geçirdi. Dakikalar geçmiyordu. İki takımda çok gol kaçırdı. Dakika 90. Göztepe 1-0 galip. Turgutlulu Koray'ın ortasında Burak'ın ıskaladığı topu önünde bulan Zekir, sert vuruyor ve skor: 1-1. Göztepeliler şokta, herkes isyanda. Göztepeli futbolcular santra yuvarlağına gidiyorlar. Hakem düdüğü çalıyor ve oyunu başlatıyor. Maçta uzatma dakikaları oynanıyor. Göztepeli taraftarlar puana razı. Islıklar, stadı inletiyor. Herkes şokta. Aman allahım o da ne... Can ayağındaki topu Gökhan'a kaptırıyor, Koray'ın ceza alanına gönderdiği topu iyi takip eden Zekir, Göztepe'yi yıkıyor... Son iki dakika iki gol ve Göztepe 2-1 mağlup...

İşte Göztepe o sezon bu tipte son dakikalarda yediği gollerle çok maçlar kaybetti ve düşme potasından bir türlü kurtulamadı. Ne varki, İzmir'de oynanan yine bir Turgutlu maçına kadar...

Turgutlu teşvikli mi?
Düşme hattındaki Göztepe'nin ve Muğla'nın 37, Salihli'nin 36 puanı var. Ligin bitimine iki hafta kalmış. Turgutlu'nun ise ne düşme, ne de liderlik şansı var. Göztepe'nin kurtuluşu için bu maçı mutlaka ama mutlaka kazanması şart. Futbol kamuoyunda ise Turgutlu'nun teşvik aldığına dair müthiş iddalar dolaşıyor. Turgutlu'nun başında da, bir dönem Göztepe'nin kalesini koruyan ve Göztepe'de şampiyonluk yaşayan Ercan Ertemçöz var. Ertemçöz, Aydınspor'un iki maç yenileceğinden, kendilerinin de iki maçı kazanarak ligi lider bitireceklerinden sözediyor.

İhbar telefonu geliyor
Yürekler gümbür, gümbür... Herkes nefesini yüreğinde hissediyor. Futbolcular büyük bir panik yaşıyor. Turgutlu maçı ölüm-kalım maçı. Kaybetmesi halinde yüzde 90 3.Lig'e düşecek. Göztepe bu maçı mutlaka kazanmak zorunda. Maç akşamı Teknik Direktör Ömer Kaner futbolcularıyla konuşuyor ve kazanmaları gerektiğini üzerine basa basa anlatıyor. Tüm futbolcular Kaner'i can kulağıyla dinliyor ve Kaner'e söz veriyor.

Futbolcular odalarına çekiliyor Ömer Kaner ve Hasan Akçaylı lobide sohbet edip, maçın havasını yaşıyor. Derken, Kaner ve Akçaylı bir taraftarın telefon ihbarıyla sarsılıyor.

"Harun ve Arda kamptan kaçmış, kız arkadaşlarıyla birlikteymiş"...
Kaner, hemen soluğu Harun ve Arda'nın odasına alıyor. Görevlilere kapıyı açtıyor... Ne Harun, ne de Arda ortada yok. Saatler geçiyor iki futbolcu gelmiyor. Kaner, adeta hırsından çıldırıyor. Sinirinden uyumuyor ve lobide bekliyor. Sabaha doğru kampın kapısında iki kaçak futbolcu beliriyor. Kaner, büyük bir öfkeyle İki futbolcuya hakaretler yağdırıyor ve onları kamptan kovuyor. Sabah toplantısında ise "Arkadaşlar Harun'a bu maçta çok ihtiyacım vardı. Ama o hem sizleri, hem de Göztepe'yi düşünmedi. Bugün herkes iki kişilik oynayacak" dedi.

Yemin ettiler...
Yürekler, patlarcasına çarpıyor, zaman bir türlü geçmek bilmiyor. İki takımın da futbolcuları sahaya çıktığında ise büyük bir heyecan fırtınası esiyordu. İsmail Kocaoğlu yönetimindeki muhteşem Göztepe tribünleri adeta ylıkılıyordu:
"Göööz, Gööööz, Gööztepe"

Turgutlu'dan da, iki bine yakın taraftar Atatürk Stadı'nda yerlerini almış... Onlarda bağırıyor, avazları çıktığınca...
"Göztepe, kümeye, Göztepe kümeye..."
İşte bu atmısferde kader maçı başlıyor. Göztepe oyuna hızlı başlıyor. Göztepe'nun gol ümidi Erkan sakatlanma pahasına 24. dakikada golünü atıyor. Skor 1-0. Tribünler ayakta. Ama stres diz boyu. Dakika 36. Bir defans hatası sonucunda Turgutlulu Bülent skoru eşitliyor: 1-1. Maçın atmosferi iyice yükseliyor. Bir önceki pozisyonda sakatlanan Erkan, omuzunu tutarak iyaret ediyor. Sahaya sağlık görevlileri geliyor. Masör Murat, biranda bitiyor Erkan'ın yanında. Murat, Kaner'e dönerek, "Hocam, Erkan'ın omuzu çıkmış. Oynayamaz" diyor. Kaner, hemen yanındaki B.Tacettin'e işaret ediyor. Erkan ise ağrılarına rağmen, "Hayır, oynayacağım..." diyor.

Erkan, sahaya çıktığında tribünler adeta yıkılıyor, "Erkan, Erkan, Erkan"

İşte o Erkan, maçın 73. dakikasında nefis bir şut atıyor ve Göztepe 2-1 öne geçiyor. Turgutlu bastırdıkça bastırıyor. Göztepe pozisyon savmaktan başka bir şey yapmıyor. 86. dakikada ise Göztepe adeta yıkılıyor. Koray'ın nefis arapasında Zekir, skoru 2-2 yapıyor.

Aman allahım. Maçın bitimine 4 dakika var. Göztepe bu maçı kazanamazsa küme düşecek. Stres diz boyu. Kaldı 6 dakika. Herkes ümitsiz gözlerle Göztepe'yi izliyor. Dakika 88. Sağ kanattan Göztepeli Mehmet ceza alanına giriyor, ortasında kaleciyle karşı karşıya kalan Volkan, topu ıskalayınca Göztepe'yi mutlak golden ediyor. Dakika 89. Yine Mehmet. Kaptığı topla ceza alanına giriyor, ortalıyor. Turgutlu defans oyuncusu Mehmet'in vuramadığı topu Göztepe Kaptanı Mustafa önünde buluyor. Kaleciyle karşı karşıya kalan Mustafa'nın o anda dünyası kararıyor.

Maçın kader anı. Mustafa panikte. Topa istediği gibi vuramıyor ama dizine çarpan top kaleci Yalçın'ın elleri arasından ağlara gidiyor ve o an işte o anda tribünler sanki yıkılıyor.

Saha kenarında tekerlekli arabada heyecandan ağlayan sakat taraftara sarılıyor, ondan ayrılamıyor. Onu öpüyor, öpüyor, öpüyor... Göztepe tribünleri ayakta, futbolcular yumak olmuş, durumda. Hakem futbolcuları sahaya çağırıyor. Maç bitti. Ama hakem uzatma dakikalarını oynatıyor. O anda inanın saniyeler geçmiyor. Turgutlulu futbolcuların tamamı Göztepe yarı alanında. Hatta kalecileri Yalçın bile ileri çıkmış gol arıyor. Maçın bitiş düdüğüyle birlikte Göztepe, bir kabustan kurtuluyor. Son maçta 2-0 Balıkesir'e yenilen Göztepe averajla 2.Lig'de kalıyor, Muğlaspor aynı puanla küme düşüyor. O anda bütün Göztepe tribünleri ve futbolcular ağlıyor. Galibiyetin kahramanı Mustafa Fedai ise genç yaşına rağmen, "Futbolu bırakıyorum. Ben bir daha futbol oynayamam" diyerek mesleğine veda ediyor.

Atalay seni unutmayacağız....

Telefon uzun uzun çalıyordu. Açan yoktu. Atalay'ın ölüm haberini alan Göztepeli futbolcular ısrarla kamptan Atalay'ı aradılar. Sonunda bir polis memuru açtı telefonu. Karşıdaki ses Atalay'ın trafik kazasında öldüğünü söylüyordu...

Bülent Özkul başkanlığındaki yönetim o dönemin parasıyla 550 milyar lira tutarında bir harcama yapmış ve 2.Lig'in yıldız futbolcularını kadrosunda toplamıştı. Özkul'un yanı sıra Levent Ürkmez, Erdem Yücel, Nevzat Selçukoğlu gibi camianın önemli isimleri aynı yönetim içeerisinde bütünleşti. Hedef belliydi. Bir önceki yıl Play-Off'a çıkma başarısı gösteren ancak tecrübesizliğinin kurbanı olan Göztepe'yi 1.Lig'e çıkartmaktı.

Her şey çok ümit vericiydi. Yönetim dış transferde Çanakkale Dardanelspor'dan kaleci Eser'i ve libero Ahmet'i, Karabükspor'un usta pasörü Tarık'ı ve Konyaspor'un gol kralı futbolcusu Erkan'ı transfer etti.

İç transferde ise Tacettin, Atalay, Burak ve Can gibi futbolcularına imza attıran yönetim büyük huzurla şampiyonluk mesajları vermeye başlamışdı.

Ancak, yöneticiler takım içerisindeki dengeleri hiç hesaba katmadılar... Yeni gelen futbolcularla, kulübünde kalan futbolcular arasında adeta uçurumlar vardı. Bu durum teknik kadroda büyük huzursuzluklar yaratmaya başladı. Hazırlık maçlarında hiç te iyi görüntü vermeyen Göztepe, lige de iyi bir başlangıç yapamadı.

Üsütüste alınan yenilgilerle şampiyonluk için lige başlayan Göztepe, taraftarlarına hayal kırıklığı yaşatmaya başladı.
Göz-Göz'de işler hiçte iyi gitmiyordu.

Blakis hem kötü oynuyor, hem de umulmayacak yenilgiler alıyordu. Herkes yıldızlar topluluğu Göztepe'nin ligdeki vasat görüntüsünü hayret dolu gözlerle izliyordu.

Atalay'ın ölümü
Herkesin ümidi sakat olan Atalay'dı... Atalay, gelecek dertler bitecekti... Göztepe'nin yıldız futbolcusu Gömeç kampı sırasında oynanan hazırlık maçında sakatlanmış ve 3 ay takımdan uzak kalmıştı. Ağır bir sakatlık geçiren Atalay, uzun süre tedavi gördü. İşin aslı, Atalaysız'da gerçekten Göztepe'nin tadı yoktu.

Herkes takımın kötü gidişini Atalay'ın yokluğuna bağlıyordu. Atalay, sonucu değiştiren futbolcuydu. Yıldızdı. Taraftarların kalbindeki kahramandı. O değilmiydi Aydın maçında attığı gollerle takımı Play-Off'a çıkartan. O değilmiydi, hiç umulmadık anda sahneye çıkıp, düğümü çözen. O değilmiydi, rakip defans oyuncularının ve kalecileerin korkulu rüyası, tek başına takım gibi adam...

Kabusun başlangıcı
Herkes Atalay'ın gözüne bakıyor, iyileşeceği günü sabırsızlıkla bekliyordu. Doktorlar ligin altıncı haftasında müjdeli haberi verdi. Atalay artık oynayabilirdi. Mutlu haberi duyan Teknik Direktör Kemal Ömeragiç'in gözü parlamaya başlamıştı. Öyle ya; o da biliyordu ki, Atalay büyük bir kozdu. Kötü günlerde Göztepe'ye ilaç gibi gelecekti. Ama kim bilirdi ki Turgutlu maçı hem Atalay, hem de Göztepe için bir kabusun başlangıcı olacaktı.

Teknik Direktör Ömeragiç, doktorlardan aldığı haberden sonra Atalay'ı yanına çağırarak, "Oğlum, seni bu maçta oynatmak istiyorum" dedi. Atalay, sıkkındı. Utangaç ve ürkek bir sesle Ömeragiç'e dönerek, "Hocam ne olur, bana bir hafta daha izin ver" dedi. Ömeragiç ise "Etme, eyleme oğlum. Herkes seni bekliyor. Senin olman bize moral verecek. Oynama ama yeterki maçta yanımda otur. Diğer arkadaşlarına moral ver" dedi.

Atalay, sıkıla sıkıla titrek bir sesle hocasına içini açtı:
"Hocam, sözlüm Salihli'de. Uzun süredir küstük. Şimdi barıştık. Haftalardır görüşmüyoruz. Onu çok özledim. Ne olur bana izin ver..."
Ömeragiç, futbolcusunun bu durumuna dayanamadı ve Atalay'ın sırtını sıvazlayarak, "Tamam, ama gelecek hafta kadrodasın" diyerek yolcu etti. Atalay, sırtını döndü ve gitti.

Gidişi, o gidiş oldu. Uzun süre küs olduğu sözlüsüyle gününü geçiren Atalay'ı birden sıkıntı bastı. "Neyin var?" diyen sözlüsüne "Bir şey yok. İçimde sıkıntı var. Yarın çok zor bir maç var. Arkadaşlarımın yanına gideyim de moral vereyim" diye tutturdu.

Sözlüsü de, ısrar eden Atalay'a "Peki" deyince Atalay arabasına bindi ve sevgilisiyle vedalaşarak arabanın kontağını çevirdi.

Trafik çok yoğundu. Biran önce takım arkadaşlarının yanında olmak istiyordu. Kemalpaşa yol ayırımında önce tırı solladı, karşıdan kamyonun geleceğini hesap edemedi ve işte o anda feci kaza yaşandı. Atalay'ın cansız vücudu arabanın içinden güçlükle çıkartıldı.
Atalay'ın ölüm haberi tez geldi, Göztepe kampına. Kimse Atalay'ın ölümüne inanamadı. Kampta büyük bir panik başladı. Kaptan Burak, hemen cep telefonuna sarıldı ve çevirdi Atalay'ın telefon numarasını.

Uzun uzun çaldı telefon. Herkes Atalay'ın sesini duymak, onun yaşadığına inanmak istiyordu. Ama telefonu açan yoktu. Ardından takım arkadaşı Tacettin aradı, Ati'yi... Cep telefonu uzun uzun çalıyordu, çalıyordu ama açan yoktu. Futbolcuların kalpleri gümbür, gümbür atıyordu. "Ne olur aç diyordu" Burak bulunduğu yerde yaylanarak...

Israrla çalan telefonu bir polis memuru açtı. Buruk bir sesle Atalay'ın öldüğünü haber verdi ve kapattı.

Göztepe'nin kampı bir anda ölü evine dönmüştü. Atalay'ın ölü vücudu arkadaşlarının kamp yaptığı Ege Üniversitesi Misafirhanesi'nin arka tarafındaki morga getirildi. O gün sabaha kadar kimse uyumaadı. Ağladı, ağladı, ağladı...

Olayı haber alan Turgutlulu yöneticiler Göztepeli yöneticileri telefonla arayarak "Başınız sağolsun. İsterseniz birlikte maçın iptalini isteyelim" dediler. Yöneticiler Turgutlulu yöneticilere teşekkür ederek, teklifi kabul etmediler. Ertesi gün futbolcular uykusuz gözlerle Turgutlu'ya gittiler.

Bir çok Turgutlulu taraftarların Atalay'ın ölümünden haberi yoktu. Göztepeli taraftarlar ise yazmışlardı Barış Manço'nun müziğinin üzerine o ağlatan şarkıyı....

"Dün gece, yıldızımız kaydı gökyüzünde, gözlerimde yaş, kalbimde sızı, unutmadım seni"....

Tribünler döne döne aynı şarkıyı söyleyip ağladı... Göztepe'nin gözyaşlarına Turgutlulu taraftarlar da, hatta maçın hakemi de ortak oldu. Bir maç oynandı ama kimse maçın ne sonucunun, ne de futbolunun farkındaydı.

Göztepe'nin yıldızının ölümü tüm futbol kamuoyunu ağlattı. Cenaze töreninde Gürsel Aksel Stadı doldu taştı. Meğer ne çok seveni varmış Ati'nin. Bir çoğu da "dayanamam" diye gelmedi törene. Ümit Milli takımdan çok sevdiği arkadaşı Hakan Şükür ve Feti'de oradaydı. Ege'nin ve yurdun dört bir yanından futbolcu arkadaşları, antrenörler, yöneticiler aktı cenazee törenine... Atalay gözyaşlarıyla uğurlandı. Ama hiç ama hiç unutulmadı...

Antalya'da Rize ile oynanan final maçı öncesinde Göztepeli taraftarlar tüm futbolcuları tribüne çağırıp yumruk havaya yaptırdılar.

Daha sonra da, Atalay'ı çağırdılar.
"Atalay, buraya yumruk havaya"

Sahada ne Atalay adında bir futbolcu vardı, ne de tribüne doğru koşan bir futbolcu...

Ardından Göztepe tribünleri arka arka "oley, oley, oley" çektiler.

Rizeli ve Antalyalı taraftarlar anlamsızca baktılar Göztepe tribünlerine...

İşte o anda Göztepe tribünleri adeta yıkılıyordu...
"Atalay, ölmedi, kalbimizde yaşıyor"....

  .