Atalay'ın ölümü büsbütün yıktı Göztepe'yi...
Yenilgilerin ardı arkası kesilmiyordu. Taraftarlar ve
kamuoyu futbolcuları, yönetimi ve teknik kadroyu
acımasızca eleştiriyordu... Yönetim içerisinde de
huzursuzluk yaşanmaya başladı. O dönemin başkanı
üstüste yaşanan olumsuzluklar üzerine büyük bir
deprasyon geçirdi. Özkul, çok yumuşak yüzlü
birisiydi. Kimseye "hayır" diyemeyecek bir
yapıya sahipti.
Yönetim kurulu futbolculara ceza vermeyi
kararlaştırıyor, ertesi gün Başkan Bülent Özkul,
futbolcuların baskısı üzerine ceza vermekten
vazgeçiyordu. Üstüne üstlük futbolculara doping
olması için habersizce prim dağıtıyordu. Özkul, iyi
niyetinin kurbanı olmuştu. Bu durum ise yönetimi iyice
rahatsız ediyordu.
Öyle ya, yönetim karar alıyor, başkan buna uymuyordu.
Bu durum yönetim içerisinde çalkantılara neden oldu.
Başkan Bülent Özkul ise herkesten kaçmaya başladı.
Sağlığı bozuldu. Bir gece ansızım rahatsızlanınca
hastahaneye kaldırıldı. Doktorlar onun yöneticilik
yapması halinde durumunun daha kötü olacağını
söylediler. Özkul, verdiği 110 milyarı
bağışladığını ve istifa ettiğini açıkladı.
Yol ayırımı
Yönetim yol ayırımındaydı.
"Tamam mı, devam mı?" derken yönetim en
töcrübeli ismi yani Levent Ürkmez'i başkanlığa
getirerek "devam" etme kararı aldı. Takımın
durumu çok ama çok kötüydü. Bırakın
şampiyonluğu, ligde kalmak bile çok zorlaşmıştı.
Play-Off'a giremeyen Göztepe, Klasman Grubu'na sondan
üçücü sırada girmişti. Ürkmez yönetimi toplandı
ve kriz masası oluşturdu.
Ömeragiç ile yollarını ayıran yönetim bir önceki
yıl Denizlipor'u şampiyon yapan Ömer Kaner'i göreve
getirdi. Ömer Kaner-Hasan Akçaylı ve Yüksel Can'dan
oluşan teknik heyet ilk iş olarak takımı kampa aldı,
takımda revizyonlar yaptı. Takım içerisinde problem
olan Ahmet ve Eser'i gönderen yöneticiler Kaner'in
isteği üzerine takımı Karuburun'da kampa aldı.
Düzcespor'un etkili oyuncuları Taşkın ve Engin'i
kadrolarına dahil eden Göztepe Klasman Grubu'na
Aydınspor ile deplasmanda 2-2 berabere kalarak
başladı. Ardından istikrarsız sonuçlar elde edildi.
İçerde maç kazanan Göztepe'nin deplasmanda hiç ama
hiç yüzü gülmüyürdu.
Turgutlu maçları...
Göztepe iyi oynuyordu ama öyle kötü maçlar
kaybediyordu ki, çıldırmamak elde değildi. Son
dakikalarda yenilen gollerle puan ve puanlar kaybeden
Göztepe'de Teknik Direktör Ömer Kaner bile sonunda
patladı: "Bu takım çok ah almış. Okunmuş. Ben
hayatım boyunca böyle bir şey görmedim..."
Ah şu Turgutlu maçları
Göztepe çok zor maç kazanıyordu ama kolay
kaybediyordu. Unutulmaz maçlardan birisi de yine
Turgutlu'da oynandı... Göztepe Turgutlu'yu hiç ama
hiç yenememişti. Takımın form durumu iyiye gidiyordu.
Son hafta Muğlaspor'u 3-0 yenen Göztepe
taraftarlarıyla Turgutlu Stadı'na çıkarma yaptı.
Maçın 38. dakikasında B.Tacettin attığı golle
Göztepe'yi 1-0 öne geçirdi. Dakikalar geçmiyordu.
İki takımda çok gol kaçırdı. Dakika 90. Göztepe
1-0 galip. Turgutlulu Koray'ın ortasında Burak'ın
ıskaladığı topu önünde bulan Zekir, sert vuruyor ve
skor: 1-1. Göztepeliler şokta, herkes isyanda.
Göztepeli futbolcular santra yuvarlağına gidiyorlar.
Hakem düdüğü çalıyor ve oyunu başlatıyor. Maçta
uzatma dakikaları oynanıyor. Göztepeli taraftarlar
puana razı. Islıklar, stadı inletiyor. Herkes şokta.
Aman allahım o da ne... Can ayağındaki topu Gökhan'a
kaptırıyor, Koray'ın ceza alanına gönderdiği topu
iyi takip eden Zekir, Göztepe'yi yıkıyor... Son iki
dakika iki gol ve Göztepe 2-1 mağlup...
İşte Göztepe o sezon bu tipte son dakikalarda yediği
gollerle çok maçlar kaybetti ve düşme potasından bir
türlü kurtulamadı. Ne varki, İzmir'de oynanan yine
bir Turgutlu maçına kadar...
Turgutlu teşvikli mi?
Düşme hattındaki Göztepe'nin ve Muğla'nın 37,
Salihli'nin 36 puanı var. Ligin bitimine iki hafta
kalmış. Turgutlu'nun ise ne düşme, ne de liderlik
şansı var. Göztepe'nin kurtuluşu için bu maçı
mutlaka ama mutlaka kazanması şart. Futbol kamuoyunda
ise Turgutlu'nun teşvik aldığına dair müthiş
iddalar dolaşıyor. Turgutlu'nun başında da, bir
dönem Göztepe'nin kalesini koruyan ve Göztepe'de
şampiyonluk yaşayan Ercan Ertemçöz var. Ertemçöz,
Aydınspor'un iki maç yenileceğinden, kendilerinin de
iki maçı kazanarak ligi lider bitireceklerinden
sözediyor.
İhbar telefonu geliyor
Yürekler gümbür, gümbür... Herkes nefesini
yüreğinde hissediyor. Futbolcular büyük bir panik
yaşıyor. Turgutlu maçı ölüm-kalım maçı.
Kaybetmesi halinde yüzde 90 3.Lig'e düşecek. Göztepe
bu maçı mutlaka kazanmak zorunda. Maç akşamı Teknik
Direktör Ömer Kaner futbolcularıyla konuşuyor ve
kazanmaları gerektiğini üzerine basa basa anlatıyor.
Tüm futbolcular Kaner'i can kulağıyla dinliyor ve
Kaner'e söz veriyor.
Futbolcular odalarına çekiliyor Ömer Kaner ve Hasan
Akçaylı lobide sohbet edip, maçın havasını
yaşıyor. Derken, Kaner ve Akçaylı bir taraftarın
telefon ihbarıyla sarsılıyor.
"Harun ve Arda kamptan kaçmış, kız
arkadaşlarıyla birlikteymiş"...
Kaner, hemen soluğu Harun ve Arda'nın odasına alıyor.
Görevlilere kapıyı açtıyor... Ne Harun, ne de Arda
ortada yok. Saatler geçiyor iki futbolcu gelmiyor.
Kaner, adeta hırsından çıldırıyor. Sinirinden
uyumuyor ve lobide bekliyor. Sabaha doğru kampın
kapısında iki kaçak futbolcu beliriyor. Kaner, büyük
bir öfkeyle İki futbolcuya hakaretler yağdırıyor ve
onları kamptan kovuyor. Sabah toplantısında ise
"Arkadaşlar Harun'a bu maçta çok ihtiyacım
vardı. Ama o hem sizleri, hem de Göztepe'yi
düşünmedi. Bugün herkes iki kişilik oynayacak"
dedi.
Yemin ettiler...
Yürekler, patlarcasına çarpıyor, zaman bir türlü
geçmek bilmiyor. İki takımın da futbolcuları sahaya
çıktığında ise büyük bir heyecan fırtınası
esiyordu. İsmail Kocaoğlu yönetimindeki muhteşem
Göztepe tribünleri adeta ylıkılıyordu:
"Göööz, Gööööz, Gööztepe"
Turgutlu'dan da, iki bine yakın taraftar Atatürk
Stadı'nda yerlerini almış... Onlarda bağırıyor,
avazları çıktığınca...
"Göztepe, kümeye, Göztepe kümeye..."
İşte bu atmısferde kader maçı başlıyor. Göztepe
oyuna hızlı başlıyor. Göztepe'nun gol ümidi Erkan
sakatlanma pahasına 24. dakikada golünü atıyor. Skor
1-0. Tribünler ayakta. Ama stres diz boyu. Dakika 36.
Bir defans hatası sonucunda Turgutlulu Bülent skoru
eşitliyor: 1-1. Maçın atmosferi iyice yükseliyor. Bir
önceki pozisyonda sakatlanan Erkan, omuzunu tutarak
iyaret ediyor. Sahaya sağlık görevlileri geliyor.
Masör Murat, biranda bitiyor Erkan'ın yanında. Murat,
Kaner'e dönerek, "Hocam, Erkan'ın omuzu
çıkmış. Oynayamaz" diyor. Kaner, hemen
yanındaki B.Tacettin'e işaret ediyor. Erkan ise
ağrılarına rağmen, "Hayır,
oynayacağım..." diyor.
Erkan, sahaya çıktığında tribünler adeta
yıkılıyor, "Erkan, Erkan, Erkan"
İşte o Erkan, maçın 73. dakikasında nefis bir şut
atıyor ve Göztepe 2-1 öne geçiyor. Turgutlu
bastırdıkça bastırıyor. Göztepe pozisyon savmaktan
başka bir şey yapmıyor. 86. dakikada ise Göztepe
adeta yıkılıyor. Koray'ın nefis arapasında Zekir,
skoru 2-2 yapıyor.
Aman allahım. Maçın bitimine 4 dakika var. Göztepe bu
maçı kazanamazsa küme düşecek. Stres diz boyu.
Kaldı 6 dakika. Herkes ümitsiz gözlerle Göztepe'yi
izliyor. Dakika 88. Sağ kanattan Göztepeli Mehmet ceza
alanına giriyor, ortasında kaleciyle karşı karşıya
kalan Volkan, topu ıskalayınca Göztepe'yi mutlak
golden ediyor. Dakika 89. Yine Mehmet. Kaptığı topla
ceza alanına giriyor, ortalıyor. Turgutlu defans
oyuncusu Mehmet'in vuramadığı topu Göztepe Kaptanı
Mustafa önünde buluyor. Kaleciyle karşı karşıya
kalan Mustafa'nın o anda dünyası kararıyor.
Maçın kader anı. Mustafa panikte. Topa istediği gibi
vuramıyor ama dizine çarpan top kaleci Yalçın'ın
elleri arasından ağlara gidiyor ve o an işte o anda
tribünler sanki yıkılıyor.
Saha kenarında tekerlekli arabada heyecandan ağlayan
sakat taraftara sarılıyor, ondan ayrılamıyor. Onu
öpüyor, öpüyor, öpüyor... Göztepe tribünleri
ayakta, futbolcular yumak olmuş, durumda. Hakem
futbolcuları sahaya çağırıyor. Maç bitti. Ama hakem
uzatma dakikalarını oynatıyor. O anda inanın
saniyeler geçmiyor. Turgutlulu futbolcuların tamamı
Göztepe yarı alanında. Hatta kalecileri Yalçın bile
ileri çıkmış gol arıyor. Maçın bitiş
düdüğüyle birlikte Göztepe, bir kabustan kurtuluyor.
Son maçta 2-0 Balıkesir'e yenilen Göztepe averajla
2.Lig'de kalıyor, Muğlaspor aynı puanla küme
düşüyor. O anda bütün Göztepe tribünleri ve
futbolcular ağlıyor. Galibiyetin kahramanı Mustafa
Fedai ise genç yaşına rağmen, "Futbolu
bırakıyorum. Ben bir daha futbol oynayamam"
diyerek mesleğine veda ediyor.
Atalay
seni unutmayacağız....
Telefon uzun uzun çalıyordu. Açan yoktu. Atalay'ın
ölüm haberini alan Göztepeli futbolcular ısrarla
kamptan Atalay'ı aradılar. Sonunda bir polis memuru
açtı telefonu. Karşıdaki ses Atalay'ın trafik
kazasında öldüğünü söylüyordu...
Bülent Özkul başkanlığındaki yönetim o dönemin
parasıyla 550 milyar lira tutarında bir harcama
yapmış ve 2.Lig'in yıldız futbolcularını kadrosunda
toplamıştı. Özkul'un yanı sıra Levent Ürkmez,
Erdem Yücel, Nevzat Selçukoğlu gibi camianın önemli
isimleri aynı yönetim içeerisinde bütünleşti. Hedef
belliydi. Bir önceki yıl Play-Off'a çıkma başarısı
gösteren ancak tecrübesizliğinin kurbanı olan
Göztepe'yi 1.Lig'e çıkartmaktı.
Her şey çok ümit vericiydi. Yönetim dış transferde
Çanakkale Dardanelspor'dan kaleci Eser'i ve libero
Ahmet'i, Karabükspor'un usta pasörü Tarık'ı ve
Konyaspor'un gol kralı futbolcusu Erkan'ı transfer
etti.
İç transferde ise Tacettin, Atalay, Burak ve Can gibi
futbolcularına imza attıran yönetim büyük huzurla
şampiyonluk mesajları vermeye başlamışdı.
Ancak, yöneticiler takım içerisindeki dengeleri hiç
hesaba katmadılar... Yeni gelen futbolcularla,
kulübünde kalan futbolcular arasında adeta uçurumlar
vardı. Bu durum teknik kadroda büyük huzursuzluklar
yaratmaya başladı. Hazırlık maçlarında hiç te iyi
görüntü vermeyen Göztepe, lige de iyi bir
başlangıç yapamadı.
Üsütüste alınan yenilgilerle şampiyonluk için lige
başlayan Göztepe, taraftarlarına hayal kırıklığı
yaşatmaya başladı.
Göz-Göz'de işler hiçte iyi gitmiyordu.
Blakis hem kötü oynuyor, hem de umulmayacak yenilgiler
alıyordu. Herkes yıldızlar topluluğu Göztepe'nin
ligdeki vasat görüntüsünü hayret dolu gözlerle
izliyordu.
Atalay'ın ölümü
Herkesin ümidi sakat olan Atalay'dı... Atalay, gelecek
dertler bitecekti... Göztepe'nin yıldız futbolcusu
Gömeç kampı sırasında oynanan hazırlık maçında
sakatlanmış ve 3 ay takımdan uzak kalmıştı. Ağır
bir sakatlık geçiren Atalay, uzun süre tedavi gördü.
İşin aslı, Atalaysız'da gerçekten Göztepe'nin tadı
yoktu.
Herkes takımın kötü gidişini Atalay'ın yokluğuna
bağlıyordu. Atalay, sonucu değiştiren futbolcuydu.
Yıldızdı. Taraftarların kalbindeki kahramandı. O
değilmiydi Aydın maçında attığı gollerle takımı
Play-Off'a çıkartan. O değilmiydi, hiç umulmadık
anda sahneye çıkıp, düğümü çözen. O değilmiydi,
rakip defans oyuncularının ve kalecileerin korkulu
rüyası, tek başına takım gibi adam...
Kabusun başlangıcı
Herkes Atalay'ın gözüne bakıyor, iyileşeceği günü
sabırsızlıkla bekliyordu. Doktorlar ligin altıncı
haftasında müjdeli haberi verdi. Atalay artık
oynayabilirdi. Mutlu haberi duyan Teknik Direktör Kemal
Ömeragiç'in gözü parlamaya başlamıştı. Öyle ya;
o da biliyordu ki, Atalay büyük bir kozdu. Kötü
günlerde Göztepe'ye ilaç gibi gelecekti. Ama kim
bilirdi ki Turgutlu maçı hem Atalay, hem de Göztepe
için bir kabusun başlangıcı olacaktı.
Teknik Direktör Ömeragiç, doktorlardan aldığı
haberden sonra Atalay'ı yanına çağırarak,
"Oğlum, seni bu maçta oynatmak istiyorum"
dedi. Atalay, sıkkındı. Utangaç ve ürkek bir sesle
Ömeragiç'e dönerek, "Hocam ne olur, bana bir
hafta daha izin ver" dedi. Ömeragiç ise
"Etme, eyleme oğlum. Herkes seni bekliyor. Senin
olman bize moral verecek. Oynama ama yeterki maçta
yanımda otur. Diğer arkadaşlarına moral ver"
dedi.
Atalay, sıkıla sıkıla titrek bir sesle hocasına
içini açtı:
"Hocam, sözlüm Salihli'de. Uzun süredir küstük.
Şimdi barıştık. Haftalardır görüşmüyoruz. Onu
çok özledim. Ne olur bana izin ver..."
Ömeragiç, futbolcusunun bu durumuna dayanamadı ve
Atalay'ın sırtını sıvazlayarak, "Tamam, ama
gelecek hafta kadrodasın" diyerek yolcu etti.
Atalay, sırtını döndü ve gitti.
Gidişi, o gidiş oldu. Uzun süre küs olduğu
sözlüsüyle gününü geçiren Atalay'ı birden
sıkıntı bastı. "Neyin var?" diyen
sözlüsüne "Bir şey yok. İçimde sıkıntı var.
Yarın çok zor bir maç var. Arkadaşlarımın yanına
gideyim de moral vereyim" diye tutturdu.
Sözlüsü de, ısrar eden Atalay'a "Peki"
deyince Atalay arabasına bindi ve sevgilisiyle
vedalaşarak arabanın kontağını çevirdi.
Trafik çok yoğundu. Biran önce takım
arkadaşlarının yanında olmak istiyordu. Kemalpaşa
yol ayırımında önce tırı solladı, karşıdan
kamyonun geleceğini hesap edemedi ve işte o anda feci
kaza yaşandı. Atalay'ın cansız vücudu arabanın
içinden güçlükle çıkartıldı.
Atalay'ın ölüm haberi tez geldi, Göztepe kampına.
Kimse Atalay'ın ölümüne inanamadı. Kampta büyük
bir panik başladı. Kaptan Burak, hemen cep telefonuna
sarıldı ve çevirdi Atalay'ın telefon numarasını.
Uzun uzun çaldı telefon. Herkes Atalay'ın sesini
duymak, onun yaşadığına inanmak istiyordu. Ama
telefonu açan yoktu. Ardından takım arkadaşı
Tacettin aradı, Ati'yi... Cep telefonu uzun uzun
çalıyordu, çalıyordu ama açan yoktu. Futbolcuların
kalpleri gümbür, gümbür atıyordu. "Ne olur aç
diyordu" Burak bulunduğu yerde yaylanarak...
Israrla çalan telefonu bir polis memuru açtı. Buruk
bir sesle Atalay'ın öldüğünü haber verdi ve
kapattı.
Göztepe'nin kampı bir anda ölü evine dönmüştü.
Atalay'ın ölü vücudu arkadaşlarının kamp
yaptığı Ege Üniversitesi Misafirhanesi'nin arka
tarafındaki morga getirildi. O gün sabaha kadar kimse
uyumaadı. Ağladı, ağladı, ağladı...
Olayı haber alan Turgutlulu yöneticiler Göztepeli
yöneticileri telefonla arayarak "Başınız
sağolsun. İsterseniz birlikte maçın iptalini
isteyelim" dediler. Yöneticiler Turgutlulu
yöneticilere teşekkür ederek, teklifi kabul etmediler.
Ertesi gün futbolcular uykusuz gözlerle Turgutlu'ya
gittiler.
Bir çok Turgutlulu taraftarların Atalay'ın
ölümünden haberi yoktu. Göztepeli taraftarlar ise
yazmışlardı Barış Manço'nun müziğinin üzerine o
ağlatan şarkıyı....
"Dün gece, yıldızımız kaydı gökyüzünde,
gözlerimde yaş, kalbimde sızı, unutmadım
seni"....
Tribünler döne döne aynı şarkıyı söyleyip
ağladı... Göztepe'nin gözyaşlarına Turgutlulu
taraftarlar da, hatta maçın hakemi de ortak oldu. Bir
maç oynandı ama kimse maçın ne sonucunun, ne de
futbolunun farkındaydı.
Göztepe'nin yıldızının ölümü tüm futbol
kamuoyunu ağlattı. Cenaze töreninde Gürsel Aksel
Stadı doldu taştı. Meğer ne çok seveni varmış
Ati'nin. Bir çoğu da "dayanamam" diye gelmedi
törene. Ümit Milli takımdan çok sevdiği arkadaşı
Hakan Şükür ve Feti'de oradaydı. Ege'nin ve yurdun
dört bir yanından futbolcu arkadaşları, antrenörler,
yöneticiler aktı cenazee törenine... Atalay
gözyaşlarıyla uğurlandı. Ama hiç ama hiç
unutulmadı...
Antalya'da Rize ile oynanan final maçı öncesinde
Göztepeli taraftarlar tüm futbolcuları tribüne
çağırıp yumruk havaya yaptırdılar.
Daha sonra da, Atalay'ı çağırdılar.
"Atalay, buraya yumruk havaya"
Sahada ne Atalay adında bir futbolcu vardı, ne de
tribüne doğru koşan bir futbolcu...
Ardından Göztepe tribünleri arka arka "oley,
oley, oley" çektiler.
Rizeli ve Antalyalı taraftarlar anlamsızca baktılar
Göztepe tribünlerine...
İşte o anda Göztepe tribünleri adeta
yıkılıyordu...
"Atalay, ölmedi, kalbimizde yaşıyor"....
|
|
. |