Yazı Dizisi  
Şampiyonluğun öyküsü

1 I 2 I 3 I 4 I 5 I 6 I 7 I 8 9 I 10 I 11 I 12 I 13 I 14 15 I 16 I 17 I 18 I 19 I     

Hazırlayan
Sinan Genç


Yeni bir umut

İki yıl üstüste 3. Lig'e düşmekten kurtulan Göztepe, Erdoğan Arıca komutasında yepyeni bir takım ve anlayışla 1998-1999 sezonuna girdi

Göztepe tam anlamıyla bir kabustan uyanmıştı...

Yaşananlar bir korku filmi değildi, gerçekti. Artık her şey bitmişti. Göztepe inanılmazı gerçekleştirmiş ve 2.Lig'de kalmayı başarmıştı.

İki sezon üstüste uçurumunun keranından dönen Göztepe için yepyeni bir sayfa açılıyordu.
Göztepe yönetimi Teknik Direktör Giray Bulak'ın istifasının ardından hemen teknik direktör arayışlarına başladı.

Bulak giderayak, özeleştiri yaparak "Ben taraftarı ve basını karşıma almakla en büyük hatayı yaptım" diyordu. Bulak'ın artıları da vardı, eksileri de...

O geldiği gibi omuzlarda değil, ama Göztepe sevgisiyle uğurlandı İzmir'den...

Yönetim öncelikle teknik adam problemini çözmek istiyordu. Bir döneme imzasını atan, Ümit Milli Takımımızı Avrupa şampiyonu yapan, Çanakkale Dardanel'de oldukça başarılı iki sezon geçiren Erdoğan Arıca ile görüşen yönetim bu teknik adamla imza attı.

Arıca'nın imzası tüm Türkiye'de konuşuldu. Arıca, "Ben 2.Lig'de bir takıma gitmiyorum. Göztepe bana göre 1. Lig takımıdır" diyordu. Arıca için Göztepe'nin ayrı bir anlamı vardı.

Erdoğan Arıca, Rahmetli Gürsel Aksel'in Orduspor'dan öğrencisiydi. Göztepe'nin 1.Lig'de kalabilmesi için Orduspor'u yenmesi gerekiyordu. Aksel, futbolcularına "Çıkın, oynayın ve kazanın" diyerek talimat verdi. O dönemde Orduspor forması giyen Erdoğan Arıca'nın oynadığı takım Göztepe'yi yenmişti ve Göztepe o sezon küme düştü. Arıca ve Ordulu futbolcular soyunma odasına gittiğinde Gürsel Aksel'in hüngür hüngür ağladığını gördü. Koca Kaptan'ı futbolcuları teselli etti.

Göztepe'nin efsanevi ismi Gürsel Aksel, iki sezon sonra benzin istasyonundaki patlama sonucunda hayatını kaybetti. Arıca, her fırsatta Göztepe sevgisini kendilerine anlatan Gürsel Aksel'den çok şey öğrenmişti. Arıca, için Göztepe çok anlamlıydı ve Göztepe'yi şampiyon yapmalıydı... Ama şampiyonluk Arıca'ya değil, onun Rizespor'dan öğrencisi olan Oktay Çevik'e nasip oldu. Çevik, şampiyon olduktan sonra Aksel'i kabri başında andı, "Bu şampiyonluk sana armağan olsun" dedi.

Transfer bombaları
Göztepe yönetimi Arıca ile anlaştıktan sonra hemen transfer bombalarına başladı. Tüm transferler Arıca'nın isteğiyle yapıldı. Denizlispor'da bir sezon önce 34 gol atan Hasan Çelik'in transferi bomba gibi patladı. Ardından Fenerbahçe'den Ali Nail, S.Efesspor'dan İbrahim, Beylerbeyi'nden Sertan, Tarık ve Uğur, Ankaragücü'nden kaleci Yılmaz, Düzcespor'dan kaleci Bülent ile yönetim imza attı.

Bu transferlerin içinde de gerçekten çok ilginçlikler yaşandı. Arıca'nın raporu üzerine yönetim Gönenspor'dan Abdullah ile Ergün'ü almaya gitmişti. Gönenli yöneticiler bu iki futbolcuyu verdikten sonra "Bakın elimizde çok yetenekli bir genç var. Adı Remzi. Bunu da alın. Sizden çok para da istemiyoruz. 5 milyar lira verin yeter" dediler. Göztepe yönetimi Remzi için iyi referanslar aldıktan sonra imza attırdı. O Remzi ki, sezonun hemen hemen her maçında oynadı. Futboluyla alkışlandı ve şampiyonlukta büyük rol oynadı.

Bir önceki sezon Göztepe forması giyen Kurthan ve Aykut'u Van'dan aldı. Ceyhun yine Galatasaray'dan kiraladı.

Takım sezon öncesinde Nevşehir'de kampa alındı. Nevşehir'de Göztepe çok iyi ağırlandı. Saha konusunda hiç problem yaşanmadı. Teknik Direktör Erdoğan Arıca'nın isteği üzerine bir önceki sezon Rizespor'u çalıştıran Oktay Çevik de yardımcı antrenör olarak takımın başına getirildi.

Hazırlıklar başlamıştı, ama bir problem vardı... Erdoğan Arıca ile futbolcuların yıldızı bir türlü barışmıyordu.

Bazı futbolcular Arıca'yı çok agresif, bazıları megaloman buluyorlardı... Kısacası konuşma tarzı, davranışları, kendi getirdiği futbolcuları dahi çok rahatsız ediyordu. İdmanlar kabus gibi geçiyordu. Kimse odasından çıkmıyor, Arıca'ya görünmemeye çalışıyorlardı. Oktay Çevik'in sevimli yüzü onları teselli ediyordu. Aslında futbolcular Arıca'yı seviyorlardı ama kendilerine yapılanları bir türlü hazmedemiyordu. Arıca ise "Ben her şeyi onlar için Göztepe için yapıyorum. Beni sevmek zorunda değiller. Yeter ki işlerini yapsınlar. Aldıkları paranın karşılığını versinler" diyordu.

Hazırlık döneminde futbolcuların performansı hiç de iyi değildi. Özellikle kaleciler... İlk idmanda büyük ümitlerle Ankaragücü'nden alınan Yılmaz, baygınlık geçirdi. Bülent de fenalaştı. Kaleci Antrenörü Nejat Topal, soluğu Arıca'nın yanında aldı ve "Aman bize iyi bir kaleci lazım. Böyle gitmez" diyerek rapor verdi.

Göztepe Nevşehir'de oynadığı ilk maçta Denizlispor ile 1-1 berabere kalmış, daha sonraki maçta ise 5-0 yenilerek hayal kırıklığı yaşatmıştı. Dönüşte öncelikle kaleci problemi gündeme geldi. Antalyaspor'un başarılı file bekçisi Ramazan ile görüşen yöneticiler bu tecrübeli kaleciyi kadroya dahil etti. Özel maçlarda alınan kötü sonuçlar, hem camiayı, hem de Arıca'yı tedirgin etti. Mutlaka takviye yapılmalıydı. Arıca'nın ısrarla üzerinde durduğu Sakaryasporlu eski Beşiktaşlı Metin ile Antalyaspor'un tecrübeli file bekçisi Ramazan, transfer edildi. Metin ilk defa Göztepe formasını, büyüyüp, yetiştiği Beşiktaş'a karşı giydi. Müthiş bir performans sergiledi.

Hazırlık maçlarında inişli-çıkışlı bir grafik çizen Göztepe için start veriliyordu. Ligin havası başka olurdu. Kura çekilmişti. İlk maç deplasmanda Kayserispor ile oynanacaktı. Kayserispor, 1.Lig'de iyi oynamasına rağmen tutunamamış ve küme düşmüş, ama kadrosunu korumuştu. Otoriteler 1.Lig'in tek favorisinin Kayseri olduğunu söylüyordu. Göztepe için ise "Belki 2.Lig'de kalır" yorumunu yapıyordu.
Hazırlıklar yapıldı ve dev maç için dört gün öncesinden Kayseri'ye gidildi. Erciyes Dedeman Otel'de kampa giren Göztepeli futbolcular çok heyecanlıydılar. Çünkü, özel maçlardaki vasat futbol, kendilerine olan özgüvenlerini kaybettirmişti. Kayseri'den çekiniyorlardı.

Maç sabahı heyecan doruğa ulaştı. Stat tamamen doluydu. Kayserililer sezonun ilk maçında tribünleri doldurmuştu. Evsahibi ekibin taraftarları stada giren futbolculara parmaklarını açarak "beş...beş...beş..." diyerek tempo tuttular...

Maçı izlemeye 300'e yakın Göztepe taraftarı gelmişti. Maç televizyondan naklen yayınlanmıştı.

Maç başladı. Kayserili futbolcular Göztepe'nin kontratak futbolu karşısında bocaladı, Hasan'ın golüyle şok oldu. Ardından adeta sahada dans eden Ceyhun skoru 2-0 yaptı. İlk yarı 2-0 Göztepe lehine kapandı. İkinci yarıda Kayserili taraftarların protestosu üzerine takımın en iyi oyuncusu Levent oyundan alındı. 52. dakikada Ali Nail'in pasında Hasan, sert vurdu ve Kayseri Stadı yıkıldı. Kayseri'de Kayserili taraftarlar susmuş, Göztepeliler ayağa kalkmıştı. Kimse sonuca inanamıyordu. Kayserispor kalecisi Bahattin ise kendi aleyhine yapılan eleştiriler üzerine tribünlere hareket çekmişti. Tribünler bir anda Göztepe lehine döndü. Bu arada Kayserisporlu Ümit, takımını ümitlendirmeye çalıştı. Maç 3-1 Göztepe'nin lehineydi. O sırada Göztepe'nin sahadaki en iyisi Ceyhun, Arıca'ya işaret ederek, "Çok yoruldum, beni oyundan al" dedi. Arıca, tam Ceyhun'u oyundan almaya yönelirken, Ceyhun yaklaşık 60 metreden aldığı topu sürüp, Kayseri ceza alanına girdi, kalecinin üstünden topu aşıttı ve skor 4-1 yaptı.

Kayseri Stadı'nda Göztepe bayramı yaşanıyordu. Göztepeli futbolcular sarmaş-dolaş olmuştu. Arıca, Ceyhun'u oyundan aldı ve saçlarını okşadı, "Kerata bir de beni oyundan al, diyorsun, 60 metreden gol atıyorsun" demekten kendini alamadı.

Göztepe çok mutluydu. Umutsuzca gittiği Kayseri deplasmanından büyük bir mutlulukla dönmüştü. Bu ilk maç ilk deplasman ve ilk galibiyetti.

  .