| Şampiyonluğun öyküsü |
1 I 2 I 3 I 4 I 5 I 6 I 7 I 8 9 I 10 I 11 I 12 I 13 I 14 15 I 16 I 17 I 18 I 19 I |
Göztepe'ye talibiz... Günlerden 16 Eylül 1997 Salı...
YENİ ASIR gazetesinin birinci sayfasının manşetinde
aynen böyle yazıyordu.İşte o tarihi günün ardından Göztepe, camiası ayağa kalktı. Yurtiçinden, yurt dışından binlerce faks geldi. Göztepe camiası kabustan uyandı. Kamil Uçar'ın deyimiyle "Avrupa'yı hedefleyen!" Göztepe üç haftada üç yenilgi almış, kalesinde 10 gol görmesine rağmen rakip kaleye hiç gol atamamıştı. Kamil Uçar başkanlığındaki yönetim 26 Eylül tarihinde kongre kararı aldığını açıkladı ve istifa etti. Uçar, 50 milyar lira alacağının olduğunu açıklamış, eski başkanlardan Kenan Bilgiç, Uçar'ın alacaklarını silmesi halinde başkan olabileceğini duyurmuştu. Uçar ile Bilgiç arasındaki görüşme fiyasko ile sonuçlandı. Bilgiç, "Kongrede borçsuz bir kulüp bırakacağınıza dair söz vermiştiniz. Şimdi 50 milyar lira alacağınızın olduğunu söylüyorsunuz" deyince "Uçar, "Ben böyle bir söz vermedim" diye yanıt verdi. Bu arada taraftarların istifaya davet ettiği Fevzi Zemzem ve Ali Çağlar ise istifa etmeyeceklerini görevlerinin başında olduklarını açıkladılar. Bu arada Bilgiç yönetimi Uçar yönetiminden belgeleri istemiş ancak Uçar yönetimi belgeleri vermemişti. Bilgiç ise "Araştırmalarımıza göre futbolcuların transferinden 64 milyar gelir sağlanmıştır. Açıklandığı gibi 40 milyar lira değil" iddiasında bulundu. Bu arada Başkan Kamil Uçar, eski başkan Levent Ürkmez'i yerel bir televizyonda ağıza alınmayacak kelimelerle aşağıladı. Ürkmez için "Şerefsizsin", "Kulübün en büyük belası sensin" ve "Sizden midem bulanıyor" gibi kelimeler sarfeden Uçar, taraftarlardan bu konuşmasından ötürü özür diledi. Ürkmez ise Uçar'ı mahkemeye vereceğini açıkladı. Bu arada daha önce Altyapı Olgunlaştırma ve Geliştirme Derneği Yöneticisi Nevzat Selçukoğlu'nun Uçar'a "Devam edin, destekleyelim" sözleri camiada ve Ürkmez yönetiminde şok etkisi yarattı. Ürkmez yönetimi en yakın arkadaşlarının kendilerini sırtlarından vurduğunu iddia ettiler. Bunun üzerine Uçar, yeniden başkan olabileceğini söyledi. Yönetim cephesinde bu gelişmeler olurken sarı-kırmızılı futbolcular Kasımpaşa maçı için hazırlıklarını tamamlamıştı. Kasımpaşa'ya 3-1 yenilen Göztepe'de Ali Köse deplasmanda sezonun ilk golünü atmıştı. Durum çok kötüydü. 4 yenilgi alan Göz-Göz, kalesinde 13 gol görmüş ve sadece rakip kalelere 2 gol atabilmişti. Göztepe'nin puanı ise sıfırdı. İsmail Kocaoğlu önderliğindeki 36 kişilik Göztepe korosu 2 bin kişilik Kasımpaşa taraftarını tezahuratlarıyla susturmuştu. Kasımpaşa Stadı'na ilk defa bir takım pankart asmıştı. Pankartta ise aynen şunlar yazıyordu: "İNADINA GÖZTEPE" Aynı pankart Antalya'da oynanan şampiyonluk maçında da asılıydı. Nereden, nereye... Ve tarihi gün geldi çattı... Günlerden 16 Eylül 1997, Salı... Bu günü sakın ama sakın unutmayın... Ege'nin en köklü ve büyük gazetesi YENİ ASIR'ın manşeti aynen şöyleydi: GÖZTEPE'YE TALİBİZ Gazetede camiaya şu duyuru yapılıyordu: "YENİ ASIR, tarihi büyük başarılarla dolu Göztepe'yi, yeniden şanlı günlerine kavuşturma kararı aldı. Şirketleşme yoluyla devir önerimiz kabul edilirse, Göztepe yeniden yıldızlar topluluğu haline getirilcek" YENİ ASIR'ın spor sayfasında ise detaylar açıklanıyordu: "Şirketleşme gerçekleşene kadar tren kaçırılmazsa bu yıl, aksi takdirde mutlaka gelecek yıl takımı 1.Lig'e çıkartmayı ve 17 yıldır süregelen kahredici döneme son vermek istiyoruz" Bu tarihi açıklama tüm Ege'de, yurtta, hatta yurtdışında bomba etkisi yaptı. Geçmişi şanlı Göztepe camiası biranda ayağa kalktı. Şirketleşme yoluyla YENİ ASIR'ın Göztepe'ye talip olacağını duyan taraftarlar YENİ ASIR'ı faks yağmuruna tuttular. Taraftarlar bayraklarını alıp sokaklara çıktılar, Göztepe şarkıları söyleyip YENİ ASIR'ı desteklediler... Artık uyuyan dev uyanmıştı. SABAH'ın ünlü yazarı Rauf Tamer, "Onu bırakmayız... Göztepe bir tarihtir, anıttır, müzedir, şerefli mazisinden başarılı bir geleceğe doğru onu yüceltmek istiyoruz" diyordu. Turgay Noyan'ın ise "İnadına Göztepe" başlıklı yazısı camiayı çok ama çok duygulandırdı... Taraftarların faksı arasında ise birisi vardı ki onların duygularını en iyi şekilde anlatıyordu: "Başka bir kurum veya kişi sahip çıksa, belki kabul etmezdik. Ama şunu çok iyi biliyoruz ki. YENİ ASIR bizim gözümüzde İzmir'dir, Göztepe'dir... İnanın o güne kadar bu kadar çok faks, kutlama mektubunu birarada görmemiştim. YENİ ASIR'ın telefonları tamamıyla kilitlenmişti. Telefondaki seslerin hepsinde büyük bir mutluluk coşku ve ümit vardı. "Gerçek mi?" diyordu, taraftarlar. "Göztepe, YENİ ASIR ile mi bütünleşecek". Aman allahım böyle büyük mutluluk olamaz... Göztepeli taraftarlar ellerindeki YENİ ASIR gazetesini okuyor, bir daha okuyor gözlerine inanamıyorlardı. Bu hayal değil gerçekti. Kabus bitecek, YENİ ASIR ile Göztepe yücelecekti. Herkesin "bitti" dediği bir dönemde Göztepe, sanki dünyaya yeniden geliyordu. Bir grup taraftar ise YENİ ASIR'a davullarla zurnalarla gelip şampiyonluk şarkıları söylüyordu. YENİ ASIR ise camiadan gelecek yanlış anlaşılmalara meydan vermemek için özenle açıklamalarını yapıyordu: "YENİ ASIR, Göztepe'ye zor durumda sahip çıkarken herhangi bir emel veya niyetle yola çıkmadı. Asırlık çınar YENİ ASIR'ın Türk futbolu'nun Avrupa'ya ün salmış büyük bir takımına verdiği destektir" deniliyordu. Yeni Asır'ın Göztepe'yi devralma önerisi, Türkiye'de ve yurt dşında yankı yarattı. Bu birleşme sevgisi İzmir'i aştı. Olay öneriyi yeni duyan İzmir dışındaki Göztepeliler gazetemize kutlama mesajları yollamaya başladı. Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Yücel Seçkiner, YENİ ASIR'ı bu girişiminden dolayı kutladı. Yunanistan'ın İstanköy Adası'ndan gelen faks ise YENİ ASIR'a iyice moral verdi. YENİ ASIR'ı Bodrum'dan gelen teknelerden aldıklarını söyleyen İstanköy'deki Göztepe taraftarları adına Ahmet Volakas, 24 imzalı mesajında "Kahroluyorduk. Yeni Asır bizi çok mutlu etti. Dev adımı çok olumlu bulduk" diyordu. 17 Eylül günü YENİ ASIR'a gelen Umut Ersan isimli Göztepe taraftarının bir trafik kazasında hayatına gözlerini yuman arkadaşı Bülent'e yazdığı mektup ise herkesi ağlattı. Mektup aynen şöyleydi: Arkadaşa mektup, Nazilli'de Aydınspor'u yenipte Play-Off'a kaldığımız maçtan sonra ne kadar da çok sevinmiştik Bülent, hatırlıyor musun? Hayatımda hiç bu kadar sevinçli bir dönüş yolculuğu yaşamamıştım. Hep 1.Lig hayali gözlerimizi kamaştırırdı. Ve tatlı bir umut olarak, bir parçamız olarak bizimle yaşardı. Buna inanmasak bile tek maçlık sevinçler, hep bizi mutlu ederdi. Hep belki "bir gün" derdik. Maça gidişlerimizdeki coşkumuzu dönüşlerde hiç yaşayamazdık. Hatırlıyormusun? Bir gün "Sevinmek bizim de hakkımız değil mi?" diye sormuştun. Elbetteki Bülent, hakkımızdı ama olmadı. Fakat, artık geleceğe daha umutla bakıyoruz. İçimde tatlı bir mutluluk var. Keşke sende yaşasaydın. Hayali bile bizi çıldırtan Fenerbahçe deplasmanına gidecekmiş, avazımız çıktığı kadar Göztepe diye bağıracakmışız gibi geliyor. Efkar içinde değilde, mutluluk içinde içerdik. Sen rahat uyu Bülent. İstanbul tribününde şimdiden yerimizi ayırttım. Binlerce teşekkürler YENİ ASIR... Umut Ersan-Öğrenci |
. |