O bir 21. yüzyıl seyyahı

Giriş Tarihi:10.08.2012, 15:30 Güncelleme Tarihi:11.08.2012, 10:55
İzmirli Güneş Akdoğan, 2 Ocak'ta başladığı keşif turuna, 7 Eylül'de mola veriyor. Ailesini görmeye gelen genç gezgin, 3 ay ara verdikten sonra kaldığı yerden devam edecek

RÖPORTAJ: MÜJGAN KULLE

Güneş Akdoğan... Yeni yerler keşfetme tutkusu ile dünyayı arşınlamayı seçmiş bir 21. yüzyıl seyyahı... O şimdi hedeflediği yolculuğun
son durağı, Üsküp'te... 2 Ocak'ta başlayan yolculuğunda 7 ayını geride
bırakan genç gezgin, 7 Eylül'de İzmir'de olmayı planlıyor. Sözü fazla uzatmadan İzmirli gezginimiz ile yaptığım ve ilgiyle okuyacağınızı düşündüğüm o söyleşiye geçmek istiyorum.
* Öncelikle seni biraz yakından tanıtalım okurlarımıza.... İzmirli olmanın dışında Güneş Akdoğan kimdir bir öğrenelim...
- 32 yaşında, 4 üniversite eskitmiş, birçok farklı işte çalışmış, fırsatını her bulduğunda seyahat etmiş bağımsız gezgin, fotoğrafçıyım. (gülüyor)
* Seyyah olmaya nasıl karar verdin peki?
- Küçük yaşlarda Barış Manço, Sadun Boro ve Evliya Çelebi gibi isimler ilham verdi bana. Yeni yerler görmek, kültürleri tanımak, insanları hayatları keşfetmek için her fırsatta seyahat ettim. Şimdiye kadar Avusturya, Çin, Hong Kong, Slovenya, İtalya ve Yunan adalarının bir kısmını gezdim. Türkiye'de ise Ege, Akdeniz ve İç Anadolu'nun tamamını... Bu şekilde gelişti her şey ve 2011 yılı sonlarında kariyer planımı yaparak seyyahlığı seçtim. Yaşadığımız dünya düzeninde her isteyene istediğini olma fırsatı sunuluyor ise neden seyyah olunmasın ki? Öyle değil mi?

ÖZLEM GİDERMECE
* Haklısın... Serüveninin tam olarak neresindesin şimdi?

- Şuan Üsküp'teyim. 2 ocak 2012'de başladı bu yolculuğum. İlk durağım da Sırbistan'dı. 6 ayda Sırbistan, Karadağ, Arnavutluk ve Makedonya'yı yürüyerek, yaklaşık 1000 km yol yaptım. Üsküp bu projenin son durağıydı. Hedeflediğim noktaya vardım yani...(gülüyor)
* Dönüş tarihin belli o zaman?
- Evet... 7 Eylül'de İzmir'de olmayı planlıyorum. Aslında bu tamamen Sandrine'in baskıları sonucu gerçekleşti. Bu kadar yakınken Türkiye'yi görmek tanımak istedi.
* Sandrine, yolculuğun sırasında tanıştığın yol arkadaşın sanırım...
- Evet... Sandrine 27 yaşında Fransız bir hemşire. 14 ay önce Fransa'dan bir arkadaşı ile çıkmış yola. Yürüyerek Sırbistan'a kadar gelmişler. Sırbistan'da yol arkadaşı ile bir takım teknik meseleler yüzünden yollarını ayırmışlar. Orada tanıştık. Pek güzel anlaştık. Yola birlikte devam etmeye karar verdik. Şubat
ayından beri birlikte seyahat ediyoruz.
* İzmir sonrası rotanız belli mi?
- Durmak yok... Yeni rotamız bu kez Türkiye... Bir aylık bir serüven planlıyorum. Tren ve yürüyüş birlikte olacak. Sonrasında hedefim, yelkenli tekne ile Güney Amerika... Araştırıp soruşturuyorum bir yelkenli sahibi kabul ederse birlikte Güney Amerika'ya kadar okyanusu aşmak istiyorum. Yelkenli olmasa da belki bir kargo gemisi olur.
* Eminim sizinle keşfe çıkmak isteyen gezginler olacak... Açık mısınız bu tip tekliflere?
- Tabii ki neden olmasın. Zaman zaman seyahat edenlerle haberleşiyoruz. Yolumuz kesişir ise mutlu oluruz birlikte bir süre seyahat etmekten. Fakat uyarmak isterim yayan seyahatin ruhsal zorluğu fiziksel
zorluğundan daha fazla.
* Kendini 21. yüzyıl seyyahı olarak nitelendiriyorsun... Bu devirde seyyah olmak zor olmalı?
- Yapılan her iş kadar zor, her iş kadar kolay. Kişi kendi yapısına, zihnine ve yeteneklerine uygun bir seçim yaptı ise kolay tabii. Seyyah yeni deyimle gezgin olmak demek. Yöre yöre gezip buralardan haber taşımak, bilgi aktarmak anlamında benim için. Kişi sayısı kadar farklı gezgin tarzı var. Kimisi otellerde kalır, keyfine bakar kimisi otostopla gezer, sokakta yatar. Herkesin kendine uygun bir tarzı var. Benim için ise gidilmeyene gitmek, görülmeyeni görmek demek.
* Genelde kendine bir yol haritası belirliyor musun? Yoksa o an mı karar veriyorsun gideceğin yere?
- Oradan buraya, buradan şuraya... Şaka bir yana çok kesin bir rota yok aslında. Kapsam belli... Şimdilik dünya... (gülüyor) Kaba bir planlama yapıyorum her zaman. Daha ilerisi için planlama yapmak pek işe yaramıyor.

ZOR ŞARTLAR
* Zor ama bir o kadar da keyifli bir süreç... Hiç vazgeçtiğin, 'sanırım geri döneceğim' dediğin oldu mu?

- Zaman zaman ruhsal olarak zorlandığım oluyor. Yine de geriye dönmek ile ileriye devam etmek aynı şey. Uzun seyahatlerde gerisi kavramı yok oluyor. İnsanın evi bile ileride duruyor.
* İlk yola çıktığında hangi ekipmanlar vardı yanında?
- Zor soru. (gülüyor) Şöyle söyleyeyim; 70 litre ve 20 litre olmak üzere iki adet çanta. 2 t-shirt, 2 uzun kollu, 1 kışlık mont, 1 polar mont, 2 kot, 1 çift ayakkabı, sandalet, 2 çift çorap, 2 şort, 2 boxer, Nikon
D70 fotoğraf makinası, bir takım ilaçlar, en dandiğinden bir çadır, 3,5 kg ağırlığında bir uyku tulumu... Toplamda çantamın ağırlığı 20 kg civarındaydı.(gülüyor)
* Ya şimdi?
- Ufak çanta, çadır, kotlar ve kışlık mont hariç her şey aynı.
* Yanından ayırmadığın özel birşey var mı? Uğurun falan...
- Ufak oyuncak bir kertenkele var. Fotoğraflarını çekiyorum zaman zaman. Bir de bileğimde duran yeşil bileklik... Çok sevdiğim eski bir dostum seyahatim için özel olarak yapıp bana vermişti.
* Yolda bırakmak zorunda kaldığın ekipmanın oldu mu?
- Ağırlık azaltmak için küçük çantamı, çadırımı, kot pantolonları, kışlık montu yolda hediye verdiğim oldu evet...
* Hiç ayakkabı eskittin mi?
- Yola çıkarken aldığım ayakkabıyı kullanıyorum hala. Ufak tefek hasar gördü biraz da kirlendi. Yine de sağlam halde.
* Yemek ve su ihtiyacınızı nasıl gideriyorsunuz?
- Çantada mutlaka 3 günlük yemek hazır bulunuyor. Küçük kamp ocağımız var. Odun ile çalışıyor. Kendimiz pişiriyoruz. Su sıkıntısı yaşadık zaman zaman. Gün geliyor 20 km mesafede ne ev var ne çeşme. Çantada kişi başı 3 litre suyumuz var. Her sabah ve akşam mutlaka doldurmamız gerek. Karadağ'da 4 saat su bulmak için yürüdüğümüz olmuştu.
* Yolculuğun sırasında hastalandığın oldu mu? Ne gibi önlemler aldın bu konuda?
- Aslında hiç hastalanmadım. Umarım da hastalanmam. Ama yanımızda acil gerekecek ilaçlar var. Sorun olmaz.
* Aldığım bir duyuma göre hasta olmamak için sakalını kesmiyormuşsun...
- Bu çok derin bir bilgi. (gülüyor) Yüzümü kışın sıcak, yazın serin tutuyor. Öte yandan da sevmiyorum tıraş olmayı... (gülüyor)
* Şehir merkezlerine uğruyor musun?
- Rotamızı mümkün olduğunca şehirlerden uzak tutuyoruz. Yine de geçtiğimiz her ülkenin başkentini görüyoruz. Bazen de alternatif yol olmadığı için mecbur şehirden geçiyoruz.
* Geçtiğin yerlere herhangi bir işaret bırakıyor musun? Ne bileyim biri bir gün senin izinden gitmek istese 'Güneş buradan geçmiş' diyebilecek mi?
- Bazı otel, restoran gibi yerlerin misafir defterlerine yazıyorum. Yol boyunca bizi görüp kahve içmeye davet eden, evinde misafir olarak ağırlayanlar oluyor. Onlarla hatıra fotoğrafı çekilip posta ile adreslerine yolluyoruz. Olur da başka bir gezgin konuk olursa görürler bizi elbet. Arnavutluk'ta kaldığımız bir manastırın yakınında ruhani öneme sahip bir mağara gösterdiler. Orada çok güzel taşlar vardı. Bunların şans getirdiğine inanılıyor. Bize de bu taşlardan verdiler. Bir sürü. Biz de çadır kurduğumuz her yere bir parça bırakıyoruz.

DEMLİ ÇAY HASRETİ
* Eminim ilginç olaylarla karşılaşıyorsundur...

- Karşılaşmam mı... (gülüyor) Tüm yolculuğun efsanesi Arnavutluk'un Guritop bölgesinde başımıza geldi. Bölge bildiğin dağlık. Yolu unut patika bile yok. Kuru nehir yatağından ilerlemek durumunda kaldık. Tam bir platoya ulaştık ki uzaktan salyalarını saça saça bize doğru koşturan 3 vahşi köpek gördük. Sırtta 20 kg çanta var. Kaçmak yalan. Dakika geçmedi köpekler bir metre önümüzde sardılar çevremizi. Sandrine ile sırt sırta verip elimizdeki batonlarla kendimizi yem olmaktan kurtardık. 5 dakika içinde çevredeki bir çoban geldi de uzaklaştırdı köpekleri.
* Ucuz kurtulmuşsunuz... Peki sabit yaşamı özlediğin oluyor mu?
- Sabit yaşamı hiç sevemedim ki. Zaman zaman aynı yerde birkaç gün kalmak iyi geliyor. Ardından tekrar yola devam etmek için can atıyoruz. Ara sıra demli çay ve memleket yemeklerini özlediğim oluyor.
* Son olarak eklemek istediklerin?
- Gidemediğin yer senin değildir!

7 ayda 3 dil öğrendi
* Serüveninin asıl amacı ne?

- Birçok genç arkadaş var. Maddi yönden çok güçlü olmayan fakat seyahat etmek, keşfetmek isteyen. Herkesin dilinde Avrupa var. InterRail var. Bunun yol, konaklama, vize masrafları üniversite öğrencisinin boyunu aşıyor. Ben diyorum ki vize istemeyen, seni mutlulukla karşılayacak, çok uygun bütçe ile seyahat edebileceğin ülkeler de var. Ben 7 aydır yoldayım sen 1 ay gezsen de olur. Dünya'ya, hayatına bakışın değişir. Bu aklımdaki projelerden bir tanesi. Tüm hayatımı aynı şekilde seyahat ederek geçirmek istemem. Bir sonraki projede tarz daha farklı olacak. Fakat hedef aynı. Düşük bütçe ile uzun süreli keşfe çıkacağız. Makedon göçmeni bir aileden geliyorum ve bir diğer amacım da ailemin geldiği toprakları keşfetmekti... Onu da gerçekleştirmiş oluyorum böylelikle... Bu arada bütün bu yolculuğun en güzel yanlarından biri de 3 dil öğrenmiş olmam... Sırpça, Arnavutça ve Makedonca biliyorum artık...(gülüyor)

Sırt çantasında Türk Bayrağı
* Seyehatini Türk bayrağı ile sürdürüyorsun... Çevrenin ilgisi nasıl?

- Tiran'da bir sokak satıcısı hediye etti bize bayrakları. Sandrine'in çantasında Fransa benim çantamda ise Türk bayrağı var. Balkan ülkelerinde zaten Türklere karşı çok hoş bir sempati var. Uzaktan bayrağı görüp bizle sohbet edenler oluyor. Yoldan geçen arabalar korna ile selam veriyorlar. Beni de mutlu eden bir durum. Çok alakasız coğrafyalarda bayrağı görüp Türkçe selam verenler bile oluyor.

"Projelerime inananlar desteklerini esirgemiyor"
* Sponsorların var mı, sana destek olan?
- Maddi sponsorumuz yok. Bize ulaşıp seyahatimize katkıda bulunanlara çektiğim fotoğraflardan veya bulunduğum yere ait kartpostallar yolluyorum. Zaman zaman bulunduğumuz yerde isteyen kişilerle özel fotoğraf çekimi yapıyorum. Ufakta olsa seyahatime destek oluyor. Yine de en büyük desteği ailem sağlıyor. Projeme inandıkları ve destek verdikleri için mutluyum. Projelerime inananlar desteklerini esirgemiyor. Yayan seyahat düşük bütçeli olduğu için her lira bizim için önemli. Ama teknik sponsorlarımız var. Web sitem için 10 yıldır barındırma hizmeti aldığım Vargonen (http://www.vt.com.tr) bu sene hosting sponsorumuz oldu. Kent İzmir Diş Polikliniği (http://www.kentizmirdis.com) web sitemizin dizayn masrafını üstlendi. Bunlar dışında seyahatimize en başından beri sürekli destek veren Sırtçantalılar Grubu (http://www.sirtcantalilar.com), Kesfet.tv web sitesi, Mini Fikir web sitesinden Ece Arar (http://www.minifikir.com) ve Televizyon Kız olarak bilinen blog yazarı, sosyal medyada sürekli seyahatimizi izleyen ve paylaşan birçok kişi mevcut. Destek olmak için bağışta bulunanları da web sitemden duyuruyor, ne kadar bağış aldığımı belirtiyorum.
* Senle bağlantı kurmak isteyenler sana nasıl ulaşabilir?
- Web sitemden ve sosyal medyadan ulaşabilirler. Seyahatimizle ilgili tüm linkler: http://about.me/nomadlizard ve web sitem ise http://www.drummerlizard.com...


kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.