Zoru seçti sektörün ilki oldu

Giriş Tarihi:12.08.2017, 23:17 Güncelleme Tarihi:13.08.2017, 10:59
Mali Müşavir olarak hizmet verdiği dondurulmuş gıda sektöründe söz sahibi olmayı kafasına koyan Gülayfer Söğüt, 2015’te kendi firması BERAY- KEN’i kurdu. Firmasını sektör lideri yapan ve sektörünün tek kadın girişimcisi haline gelen Söğüt, uluslararası bir firma ile partner oldu

Mali Müşavir olarak iş hayatına başlayan Gülayfer Sögüt, hep mesleğini yaptı. Dondurulmuş ürün sektöründe bulunan firmalara danışmanlık yaptı, bütçe uzmanı olarak çalıştı. Ancak mesleğini yaparken hep 'Bir gün bu işe ben de soyunacağım' diyerek çalıştı. Zaten işin içinde olduğu için sektörü tanıdığını ifade eden Söğüt, "2002 yılında bütçe uzmanı olarak çalıştığım holdingden ayrıldım, kendi işimi kurdum. İlk önce sahayı çok iyi bilmem gerekiyordu. Bu işin sadece fabrikada üretim boyutuyla alakalı olmadığını biliyordum. Çok iyi bir fabrika kurabilirsiniz, harika bir tesisiniz olabilir ama o tesise kaliteli, sürdürülebilir ürün sokamıyorsanız, o firmayı bir yere getirmenizin, başarılı olmanızın imkanı yok" dedi.

KARIŞ KARIŞ DOLAŞTI

Kendisine karadutu ana ürün olarak seçen Söğüt, "Eşimle beraber çiftçilerle görüştüm, karadut üretimini teşvik ettim. O ürünleri alıp fason olarak dondurup firmalara sattım. Ülkenin her karış toprağını gezdim, kapalı bahçeler kurdum. Artık firmalardan "bu ürünleri artık siz dondurun, bir tesis kurun" talepleri gelince 2015 yılında Tire Organize Sanayi Bölgesi içerisinde bir fabrika kurdum. Çoğunluğu kadın olmak üzere 47 istihdamla çıktığımız yola 90 kişi ile devam ediyoruz. 130 ülkede çalışan DOHLER A.Ş.'nin dondurulmuş meyve ve sebze alanında Türkiye'deki ilk ortaklık kurduğu firma olduk. Büyümeye devam ediyoruz, hedef 250-300 istihdam" diye konuştu.

'AYFER BEY' DİYORLAR

Sektörün tek kadın girişimcisi olarak çalışmanın zorluklarının olduğunu aktaran Gülayfer Söğüt, "Uzun yıllar sahada çiftçiler kadın patrona alışamadı. Arada hala sahada patron kim diye soruyorlar bana, bizi patronla görüştürebilir misiniz diye soruyorlar. Hala telefon geliyor, 'Ayfer Bey' diyorlar. Ama buna da alıştılar" dedi. Karadutun Türkiye'deki gelişimine de etki eden Söğüt, "Böyle bir işe girerken ana ürün olarak bir ürünü seçmemiz gerekiyordu. Karadut katma değeri yüksek bir ürün olmasına rağmen üretimi çok düşüktü. Biz bu işe girdiğimizde tüm Türkiye'nin karadut üretimi 80 ton civarındaydı. Diyarbakır'a, Mardin'e kadar ulaşabildiğimiz çiftçilerle konuştuk, kapama bahçeler, plantasyonlar kurduk, çiftçilere eğitimler, teşvikler verdik, çiftçileri karadut üreticisi haline getirdik. Şu an sadece bize karadut üreten 80-90 çiftçimiz mevcut. Türkiye'nin karadut üretimi bizim bu çalışmalarımız sonucu 1500- 2000 ton seviyesine çıktı. Şu an yediğiniz tüm meyveli yoğurt ve dondurmalardaki başta karadut olmak üzere bir çok meyve bizim tesisimizden çıkıyor" dedi.

ÇOCUKLARA 'YEMESİ SERBEST' HASAT

Aynı zamanda çok güzel bir sosyal sorumluluk projesi yürüten Gülayfer Hanım, İzmir Ulukent'te 20 dönüm arazide 100-120 ton organik karadut üretip ilk hasadı ellerinde küçük sepetlerle çocuklara yaptırıyor. Çocukların apartman dairelerinde, bilgisayar ve tabletlere bağımlı olmasından yola çıkarak toprakla ve ağaçla haşır neşir olmasının önemini gören Gülayfer Sögüt, her sene bu organik bahçede ilk karadut hasadını yemesi serbest olmak üzere çocuklara yaptırarak en azından o çocukların hayatına dokunmaya çalışıyor.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.