“Kendimi klarnetle daha iyi anlatıyorum”

Giriş Tarihi:17.11.2016, 17:06 Güncelleme Tarihi:17.11.2016, 17:06
Yaşadıklarımı çalıyorum. Onları klarnetimle daha güzel ifade ediyorum. Düzgün konuşmama rağmen bazen konuşurken zorluk çekiyorum. Bazı duygularımı anlatamıyorum. Ama klarnetimle bir süzgeç gibi yaşadıklarımı damla damla akıtıp süzüp en güzel şekilde anlatıyorum

ERDAL ÇARBOĞA

Türkiye'nin klarnet virtüözlerinden Hüsnü Şenlendirici, "Taksim Trio"nun son albümü "Ahi"nin ardından çıktığı turne kapsamında Karşıyaka Bostanlı Suat Taşer Açıkhava Tiyatrosu'nda hayranlarıyla buluştu. Konserlerin yurt dışında ve yurt içinde devam ettiğini dile getiren Şenlendirici, Yeni Asır'ın sorularını yanıtladı.

- Taksim Trio ve son albümünüz hakkında neler söylersiniz?

Taksim Trio olarak, Ahi albümünden sonra turneye çıktık. Özellikle yurt dışında ve içinde devam ediyoruz. Son olarak güzel İzmir'de sevenlerimizle buluştuk. İzmir benim memleketim. Bu nedenle burada çalmaktan her zaman büyük keyif alıyorum. Bostanlı'da iki yıl önce de konser vermiştik.
Taksim Trio'nun Türkiye'yi çok iyi temsil eden bir grup olduğunu düşünüyorum.
Bağlama, klarnet ve kanunun birbiriyle dans ettiği ve aşk yaşadığı, Türk müziğinin farklı formlarını, halk müziğini, sanat müziğini yöresel, geleneksel müziğini dünya müziğiyle birleştiren ender gruplardan biri. Ve dünyanın dörtbir yanında çalıyor. Bayrağımızı, memleketimizi temsil ediyoruz. Bu da bizi çok mutlu ediyor.

- Klarnet kampı projenizden söz edelim biraz da... Bu fikir aklınıza nasıl geldi?

Her şey bir twitter mesajımla başladı.
Klarnet kampı uzun zamandır benim hayalimdi.
Özellikle klarnetçileri bir araya getirmek istedim. Hepimizin bir arada 24 saat geçireceğimiz bir kamp nasıl olur diye düşündüm.
Kafamda deniz kenarı vardı. Bir zeytinlik aldım. Ziyaretçiler doğa ile iç içe çadırlarda kaldı. Hem ülkemizin hem de dünyanın önde gelen klarnetçileri, müzik üzerine söyleşi ve seminerler düzenlendi. Akşamları konserler verildi. Sabahları teorik olarak müziği konuşan katılımcılar, akşamları işin pratiğini canlı olarak görme imkanına kavuştu. Çok güzel bir kamp oldu. Misafirlerimiz mutlu bir şekilde ayrıldılar.
Bergama, Kınık ve İzmir'imize, hatta ülkemize müzikal ve kültürel açıdan katkı sağladığımıza inanıyorum.

KLARNET KAMPINDA HUZURLUYUM

- Size "aşkı üfleyen adam" diyorlar...

Yaşadıklarımı çalıyorum. Onları klarnetimle daha güzel ifade ediyorum. Düzgün konuşmama rağmen bazen konuşurken zorluk çekiyorum.
Bazı duygularımı anlatamıyorum.
Ama klarnetimle o kadar güzel anlatıyorum ki, bir süzgeç gibi yaşadıklarımı damla damla akıtıp süzüp en güzel şekilde anlatan benim klarnetim diyorum. O yüzden öyle söylüyorlar.

- Hayatınız sadece müzikten ibaret mi?

Hayır değil tabii ki... Ben genç yaşıma rağmen çok koşuyorum.
Bu yoğun tempoda yorulan bir adamım. Çok geziyorum.
Onun için erken yaşta toleresini yapmaya çalışıyorum.
Bergama'da bu anlattığım klarnet kampında yaptığım çiftlikte kediler, köpekler, tavuklarla yaşıyorum. Orada huzur buluyorum.
Balık tutmayı çok seviyorum. Balık tuttuğum zaman kendimi çok iyi hissediyorum.

"KLARNETİMİ KİMSEYE BIRAKMAM"

- Klarneti sizden sonra kime bırakırsınız?

Çaldığım klarneti benden sonra kimseye bırakmam herhalde! Onu bir kenara koyarız, "En son bunu çalmıştı" diye sergilenir. Şaka bir yana, ben doğduğumdan beri bildiğim bir bayrak yarışı bu. Türk insanının çok sevdiği, Trakya, Ege, İç Anadolu, Silifke yöresi ve Elazığ'da kullanılan bir enstrüman. Daha önce Ortadoğu'da hiç kullanılmayan bir enstrüman. Ortadoğu'da da son 5-10 senedir kullanılmaya başlandı. Sırf Türk klarnetçilerden dolayı diye düşünüyorum.
Zaten Balkanlar klarnete aşık. Bu mevzu böyle devam edip gidiyor.

"BABAM VE OĞLUM İÇİN"

- Konserlerinizde "Ah İstanbul" şarkısını hep sona saklıyorsunuz...

Evet, 'Ah İstanbul' şarksısı benim hayatımı değiştiren bir şarkı. Bir ara düşündüm; bu şarkıyı neden bu kadar istekli, tatlı çalıyorum diye.
Sonra anladım ki bu şarkının içinde olan iki adam var. Biri rahmetli babam. Yıllar önce Kozak'ın ve Bergama'nın köylerinde trompetiyle düğünlerde çalarak bizi İstanbul'a taşıdı. Oradan da kendini dünyaya tanıttı. Bana da o mirası bırakması. İstanbul bana çok güzel bir şey verdi. Bir tane çok güzel bir şeyi aldı. O yüzden bu şarkıyı çok duygusal çalıyorum diye düşünüyorum.
Yıllar sonra bir tane Ergün aldı İstanbul benden bir tane de verdi. Taksim İlkyardım Hastanesi'nde babam vefat etti, oğlum orada dünyaya geldi. Bu nedenle bu şarkıyı hep hem babam hem de oğlum için çalıyorum.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.