Doktorluk okudu, bulaşık yıkadı

Giriş Tarihi:01.12.2016, 16:32 Güncelleme Tarihi:01.12.2016, 16:32
Hakan Oğuzer üniversitede diş hekimliğini bitirdi, 6 ay kadar doktorluk yaptı. Ailevi bir sorun sebebiyle kariyerini silip hiç bilmediği bir sektörde 3 yıl bulaşık yıkadı. Sonra medikal sektörde uzun yıllarını geçirdi. Yurt dışı ve içi her işletmede çektiği on binlerce fotoğraftan esinlenerek kendi işletmesini açtı

Hakan Oğuzer üniversitede diş hekimliğini bitirdi, 6 ay kadar doktorluk yaptı. Fakat babasıyla sorun yaşayınca kariyerini bir kalemde silip hiç bilmediği bir sektörde 3 yıl bulaşık yıkadı.
Orası da kesmedi, medikal sektörde diagnostik firmaya girdi.
İşi gereği sürekli yurtiçi ve yurtdışı seyahatlerindeydi. Uzun yıllarını geçirdiği mesleğini yaparken gittiği her ortamda gözüne güzel gelen ne varsa fotoğrafını çekti. 28 yılın sonunda on binlerce fotoğraftan oluşan devasa bir arşive sahip oldu. Çok yoruldu, işinden sıkıldı, arayış içine girdi ve bir anda emekli olmaya karar verdi. Bu kez de senelerdir hayalini kurduğu restoran işletmeciliğine soyundu. Bir gün oturdu ve onca zaman çektiği fotoğraflardan derleme bir arşiv hazırladı. O fotoğraflara bakarak Güzelbahçe'de bir et restoranı açtı. Hakan Oğuzer şimdi 2,5 yıldır eşi Cemile Hanım ile birlikte Pirzola House Restoran'ın işletmeciliğini yapıyor.
İşini çok seven ve yeni ayrıntıları keşfetmekten keyif alan Oğuzer, satacağı eti bile 28 gün buzdolabında dinlendirip müşterisine öyle sunuyor.

BİR KALEMDE SİLDİ

Restoran işinde yenisiniz. Asıl mesleğiniz neydi?

Benim asıl işim diş doktorluğuydu. Ege Üniversitesi'nden mezunum.
Okul bittikten sonra 6 ay doktorluk yaptım. Ailesel nedenlerden dolayı mesleğimi bıraktım. Babam da diş hekimi. Onunla olan bir anlaşmazlık üzerine işi yapmamaya karar verdim.

Sonra yaşam nasıl devam etti?

"Ne yapabilirim" diye araştırmalara başlarken yaklaşık 2.5-3 sene Karşıyaka'da bir eğlence mekanının mutfağında bulaşık yıkadım.
Bundan da hiç gocunmadım. Hala da rahatsızlık duymuyorum.
"İyiki de yapmışım" diyorum. Neden; Çünkü bu sayede bizim sektörde, işi en alt kademesinde öğrenme imkanım oldu.

ÖMRÜM YOLLARDA GEÇTİ

O işin ardından sektör değişikliği oldu mu?

Oradan ayrılıp uluslararası medikal sektöründe diagnostik firmaya girdim. Orada Ege ve Akdeniz bölge müdürlüğüne kadar yükseldim.
O dönemde sürekli yurt içi ve yurt dışı seyahatlerim oluyordu.
Gittiğim mekanlarda yediğim, beğendiğim her yemeğin fotoğrafını çektim. Yetmedi gidip ustasıyla konuştum; "Bu nedir, içinde neler var, nasıl pişirilir" diye sordum.
Farklı bir gün başka bir yerin lavabosunu kullandım. Baktım pisuvarın üzerine LCD ekran koymuşlar onun fotoğrafını çektim.
Her gittiğim yerde ilginç, faydalı ve gözüme güzel gelenleri seçiyordum.
28 yıl boyunca gezdiğim yerlerde güzel olan ve beğendiğim ne varsa fotoğrafladım.

Ömrünüz yollarda geçmiş anlaşılan.

Öyle oldu. Artık bir noktadan sonra bu yolculuklar sıkıntı vermeye başladı. Çünkü Pazartesi yola çıkıyorsun Cuma dönüyorsun.
Eşim sürekli evde 3 valizi hazır vaziyette tutuyordu. Eve gelip valizi alıp çıkıyordum. Doğru dürüst çocuklarımı bile göremiyordum.
En sonunda işi bırakıp sektörden ayrıldım, 3 ay kafamı dinledim. Bu sırada baktım ki 4-5 TB (terabayt) fotoğraf arşivi biriktirmişim. Hepsini incelemeye başladım. İnanılmaz detaylar almışım. Bir mekanın taş duvarlarını çekmişim, başka bir yerin hoparlör sistemlerini, kimisinin televizyonlarını, kimisinin tavanlarını, kimisinin de masa düzenlerini çekmişim. A'dan Z'ye farkında olmadan elimde on binlerce done biriktirmişim.

Ne yaptınız o fotoğrafları?

Onlardan kendime 1,5 TB (terabayt) civarında bir arşiv hazırladım. Yemeyi içmeyi seviyorum, hizmeti seviyorum, bir de insanlarla iletişimi seviyorum.
Bazen gittiğim mekanlara bakıyorum "Bu restoranı ben alsam ne güzel işletirim" diye hayaller kuruyorum. Ama alabilecek maddi gücüm olmadığı için sadece hayalde kalıyordu. Tabii 28 yıl boyunca çalıştığım firmadaki tazminatım ciddi bir seviyeye ulaştı.
Ayrılınca bütün tazminatımı ve haklarımı aldım, üzerine bir de babamdan destek alınca bu sefer mekan aramaya başladım. Bu arada yapacağım işle ilgili kurslara gittim. İşletmecilik nedir, işletme ve yatırım bütçesi nedir gibi konularda eğitim aldım. Sonra şu anki restoranımızın bulunduğu yerin devren satılık olduğunu gördüm.
Sahibiyle anlaşıp burayı aldık ve o haliyle 10 gün çalıştırdık.

ÇOK TİTİZ BİR İNSANIM

Neden 10 gün?

Bir gün eşimle otururken mekanın içinde mide bulandırıcı bir durumla karşılaştım ve çok tiksindim.
Hemen radikal bir hareketle burayı baştan aşağı yenilemeye karar verdim. Çünkü ben çok titiz bir insanım ve o şekilde çalıştıramazdım.
4 tane dozerle deniz tarafından girdik ve içeride tabakbardak, masa-sandalye ne varsa o haliyle yerle bir ettik. 60 kamyon moloz çıktı. Yatırım maliyetimizde olmayan ekstra bir yük bindi üzerimize.

"UMUDUMU KAYBETMEDİM"

Onca zahmetin ardından müşteri yoğunluğu yaşanmıştır herhalde?

O kadar uğraşıp titizlikle mekanı hazırladık, açılışı yaptık; 4 ay içeri sinek bile girmedi. Televizyonları açıyoruz, müziği açıyoruz, personel tertemiz giyiniyor fakat bir tane bile gelen müşteri yok. Çalışanların morali, enerjisi yerlerde. Bir yandan da maaşlarını yatırıyorum ve morallerini bozmamalarını söylüyorum. Durgun geçen ayların ardından Kurban Bayramı geldi. Çalışan arkadaşlar "Hakan ağabey Kurban Bayramı'nda kapatalım" dediler. "Kapatmak yok.
Bayramda iş yapacağız bak görürsünüz" dedim. Çünkü normalde kimse kurban etiyle birlikte alkol içmez. İlla ki bir restorana gitmek isterler. Çalışanların bana inanmasını istedim ve bayramda 141 masa ile iş yaptık. Neredeyse personel zil çalıp oynuyordu.

ERCAN AKGÜN

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.