‘İzlediğim eski bir kayıt bana albüm yaptırdı’

Giriş Tarihi:17.06.2017, 21:30 Güncelleme Tarihi:17.06.2017, 21:30
EVRİM ATEŞLER: Smyrneiko- Rembetiko, sahnede canlı olarak insanlara sunulmasına inandığım bir stil. Çünkü bu müziğin tek ortak noktası samimiyet. Hatta o kadar samimi ki dinlediğiniz bir şarkı, izlediğiniz bir görüntü kaydı albüm yapmanıza sebep olabiliyor

Evrim Ateşler, Yunan müziğinin, Türkiye ve yurtdışındaki en önemli temsilcilerinden biri...Rembetiko duayeni. Gururlandıran başarıları; kültür ve sanat projeleri için tek dalda değil birçok dalda. New York Film Festivali'nden döndü, Yunanistan'da bir albüm hazırladı ve diğer projeleri ile İzmir'den dünyaya açılan bir kültür kapısı oldu.

Bir Türk olarak Yunanistan'da albüm yaptınız.

Aslında planlı programlı bir şey değildi, yaz döneminin sonunda tamamen spontane gelişti. Geçtiğimiz yaz döneminin büyük bir kısmını Samos adasında geçirdim. Repertuvar çalışmaları sırasında üzerinde çalıştığım bir şarkının o dönemin teknolojisi ile kayıt edilmiş görüntülerine ulaştım. Başkası için çok bir şey ifade etmese de benim için hassas değerleri var bu tarz ufak şeylerin. O dönemin tınılarını kaybetmeden nasıl bir kayıt yapabileceğimiz konusunda Atina'da birlikte sahne aldığım müzisyen ve yapımcı bir kaç arkadaşımla görüştüm. Çok olumlu ve mutlu karşıladılar.

"KALBİM YAP DEDİ"

Bize çalıştığınız ekipten ve karar alma aşamasından sonuca kadar geçen zamanda yaşadıklarınızdan bahserder misiniz?

Yunan ve Türk müzisyen arkadaşlarımızla bir takvim hazırladık. Şarkılara ve trafiklerine, kayıt edilme yöntemlerine ve tüm detaylara karar verdik. Bu süreci; Atina'daki stüdyomuz- yapım şirketimiz ve kültür- sanat danışmanım Georgia Papadopoulou yönetti. Ekim ayında kolları sıvadık, 28 Aralık'ta Yunanistan'da, 01 Ocak'ta Türkiye'de satışa açtık. Bu arada tüm dijital platformlara da yüklendi.

10 yıldan fazladır bu kültür için sayısız çalışmalar yaptınız. Neden daha önce böyle bir albüm yapmadınız?

Daha önce bazı prodüksiyon şirketleri tarafından bir kaç kez albüm teklifi almıştık aslında. Fakat bu durumu nezaketle geri çevirmiştik. Çünkü sanatsal ve kültürel çalışmalarımızın, sahne performansları ve konserlerimizin ön planda olmasını tercih ettiğimiz bir kariyerimiz olsun istedik. Üzerine araştırmalar yapıp sahnelediğimiz Smyrneiko- Rembetiko, sahnede canlı olarak insanlara sunulmasına inandığım bir stil. Çünkü bu müziğin doğduğu ve geliştiği dönemdeki tek ortak nokta; samimiyet. Hatta o kadar samimi ki dinlediğiniz bir şarkı, izlediğiniz bir görüntü kaydı size bir albüm yaptırabiliyor. Belki 70- 80 sene sonra da bizim ses ve görüntü kayıtlarımız yeni nesilden bir kaç müzisyene ilham kaynağı olacak. Kısaca planlamadım ama öyle bir an geldi ki kalbim "Yap!" dedi.

8 yılda 2000 sahne performansı rekoru; sahne performanslarınızın ön planda olmasını tercih ettiğiniz bir kariyeriniz olduğunu açıkça gösteriyor zaten. Başarı ölçütünüz nedir?

Başarı kişiden kişiye oldukça geniş anlamlar içeren bir kavram. İnsan, ki bu durumu yüzlerce farklı şekliyle yorumlayabilir, yaptığı işin hayatı için değerini keşfetmeli önce. Benim değerlerim için başarı istikrardır. Mesela büyük anne ve babalarımızın hayatlarına baktığımız zaman onların ne kadar zengin bir hayat sürdüğü ile ilgili değil, mutlu, saygılı, huzurlu ve uzun yıllar evli kaldıkları ile ilgili gurur duyarız.
Birlikte yaptıkları seyahatler, geçirdikleri uzun yıllar, eski fotoğraflar, mektuplar bizi daha çok gururlandırır. Hiç "Benim büyük annem ve babam çok zengin bir hayat yaşadı" diye gururlanan birini gördünüz mü? Müzikle yaşamak böyledir, önce onunla evli ve mutlu olmayı başaramazsanız, başarı ölçütünüz sadece para ile sınırlı kalır.

Rol aldığınız proje "İzmir'e Yolculuk"tan bahseder misiniz?

2014 yılında İzmir'de 2 büyük konser verdiğimiz, Atina'daki orkestramız NeaBanda'nın ve müzisyenlerinin hayatını anlatan bir proje; "İzmir'e Yolculuk"... Ben, Mihalis ve Aris çok yakın arkadaşız. NeaBanda'yı kurma fikrini tartışırken bir yandan da orkestranın geleceği için nasıl adımlar atacağımızı planlıyorduk. Bu süreçte Yunan asıllı Amerikalı yönetmenimiz Chrysovalantis Stamelos ve yapımcımız Georgia Papadopoulou ile bu projenin detaylarını konuştuk. Derken konser hazırlıkları için Atina'daki provalarda çekimlere başladık. sonra konserler.. Film; İzmir'e ait olan Smyrneika müzik stilinin bugün ortak paydaları bulunan ve 2 ayrı ülkeye ait olan bu genç müzisyenlerin bu süreçte yaşadığı serüveni anlatıyor. Filmin Türkiye galası İzmir'de, Amerika galası New York'ta oldu. samimi karşılandık.

New York Greek Film Festivali'nde misafirdiniz bu sene. Nasıl geçti?

Türkiye galası 17. Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali misafirperverliğinde Fransız Kültür Merkezi'nde, Amerika galası ise Newyork'un en eski ve önemli sinemalarından biri olan "Directors Guild of America" sahnesinde gerçekleşti. Festivale Valantis, Georgia ve ben katıldık. Gösterim öncesinde Newyork Cosmos FM'de canlı yayın konuğuyduk. Son derece samimi karşılandık ve duygular, yaklaşımlar inanılmazdı.
Tahmin ettiğimizden çok çok daha büyük bir ilgi gördük. Önceki kuşaklardan Amerika'ya göç eden ailelerden birinin torunu olan 76 yaşındaki amcanın, bu şarkıları bugün hala söylüyor olduğum için gala gösteriminin sonunda boynuma sarılarak ağlaması! Bir gün zihnimi tamamen kaybetsem, unutamayacağım 3 şeyden birisi budur. Bazen anadilinizle bile ifade edemeyeceğiniz duygular yaşarsınız.

Markalaşmış iki ayrı orkestra; İzmir'de Okeanos ® Greek Music Ensemble (Yunan müziği topluluğu) ve Atina'da NeaBanda ® New Sound of the Mediterranean (Akdeniz'in yeni sesi)... İki ekipte de solist ve müzisyen olarak görev yapıyorsunuz.
Yorucu olmuyor mu?

Planlı programlı çalışmak bu durumu biraz olsun rahatlatıyor. Önceden edindiğimiz bilgilerle bir takvim çıkarıyoruz ve ona uymaya gayret gösteriyoruz. Eğer çalıştığınız herkes sorumluluk sahibi ise, ne yapması gerektiğini biliyorsa ve buna eminse aslında çok da yorulmuyorsunuz. Her iş için geçerli olan bir şey var, sevmeden yapamazsınız ama bizim için bu bir birim daha önde olabilir.

Çok sayıda enstrüman çalıyorsunuz.

Sahnede de hepsini kullanıyor musunuz?

Bazılarını kullanıyorum çünkü hepsini ayrı derecede çalamayabiliyorum. Ana enstrümanım piyano. Ancak sahnede tarzımdan dolayı akustik gitar çalıyorum. Ancak etkinliğin içeriğine göre klarnet, ney, akordeon, buzuki ve curamı da sahnede kullandığım oluyor. Diğer enstrümanlar için "çalmak" eyleminden ziyade, "evde oynuyoruz" diyelim...

Dış basın da yer aldığınız projeleri takip ediyor...

Evet. En son Yunanistan'ın en eski gazetelerinden Kathimerini, "İzmir'e Yolculuk" tan bahsediyordu.

Son olarak, okurlarımız ve takipçileriniz çalışmalarınızı nasıl takip edebilir?

Resmi web sitemiz www.evrimatesler. com yayında. Hem albümü satın almak için hem de sosyal medya ve sahne detaylarına ulaşmak için ziyaret edebilirler.

Uluslararası ödüller

Film, tiyatro, belgesel, jenerik müzikleri yazıyorsunuz Stüdyo çalışmalarını da takip ediyoruz ve bildiğimiz kadarıyla içinde bulunduğunuz birkaç uluslar arası proje de ödül aldı.

Hezarfen Ahmet Çelebi'nin hayatını anlatan kısa film -Flutter- bunlardan biriydi. Festivale katılabilmemiz için her şeyin özgün olması gerekiyordu tabii ki ve müziğin de...Projeyi kabul ettim ve şarkıyı gönderdim. "Flutter"; Amerika Drone Film Festivalin'de birincilik, Bulgaristan Plovdiv Drone Film Festivalin'de ikincilik, Los Angeles Cine Fest'te final four ile ödüllendirildi. Biri de geçtiğimiz sene Yunanistan'ın "Doğa İçin Çal"ı, kültürler arası çevre projesi olan "Paizoume Oikologika" ya misafir olmamdı. Geçtiğimiz hafta Atina Mihalis Kakogiannis Vakfında dünya prömiyeri gerçekleşti. Ekim'de Londra'ya misafirim.

Az ve öz uyuyorum

Bu kadar projeyle ayrı ayrı ilgilenmek, albüm çalışmaları, provalar, geceleri aktif sahne yaşantınız, gündüzleri öğrencileriniz, dersleriniz, kayıtlarınız... Ne zaman uyuyorsunuz?

Uyku dediğiniz; bedeninizi dinlendiren bir şey. Günde 9- 10 saat uyuyan ama ruhu çok yorgun insanlar da tanıdım. Ben genellikle ortalama 5-6 saat uyuyorum. Bazen inanılmaz yorgun uyanıyorum. Ancak gündüzleri öğrencilerimle, geceleri sahnede ve evde huzurlu vakit geçirdiğim için, uykularımın da konsantre olduğunu düşünüyorum. Az da uyusam sabahları müzikle uyanmaya özen gösteriyorum, bazen olamayabiliyor tabii. Aksine bazen özellikle biraz daha erken kalkıyorum, güne telaş etmeden hazırlanmak hoşuma gidiyor. Annemin, babama ve bana kazandırdığı çok önemli bir alışkanlık var, güzel bir kahvaltı etmeden sokağa çıkmıyorum.

SİMGE GÜLER

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.