“Sualtında sadece 30 gramsınız”

Giriş Tarihi:10.09.2017, 00:09 Güncelleme Tarihi:10.09.2017, 00:09
“Dışarda 60 kilo da olsanız 140 kilo da olsanız sualtında 30 gramsınız. Ciğerinizdeki hava kadarsınız. İlk kez kendiniz olduğunuz, bu hissi daha önce yaşamadığınız için bir şey hissetmediğinizi sanırsınız. Ama suyun yüzeyine çıkınca muhteşem bir mutluluk hissedersiniz”

Yaz bitti ama deniz sezonu bitmedi.
Eğer bu yaz denize gidemediyseniz, kışın mavi suların derinliğine kendinizi bırakmaya ne dersiniz? Arsa fiyatlarıyla Çeşme'ye rakip olan Karaburun, dalış turizminde de Türkiye'nin bir numarası Kaş'a rakip oldu. 2011 yılında kullanım dışı yolcu uçağının Mordoğan açıklarında, 2016 yılında ise hurdaya ayrılan 9 Eylül ve Alaybey vapurlarının Karaburun açıklarında batırılması, dalış meraklılarını buraya çekti. 14 dalış noktası, 2 adasıyla cazibe merkezi oldu. Öyle ki bir olan dalış okulu sayısı 5'e çıktı.
Sadece geçen yıl 2 bin 500 yerli yabancı turist Karaburun'un gizemleri için mavi sulara daldı.

GÖRÜYORSANIZ KORKMAZSINIZ

Bu yaz 14 çift düğününü su altında yaptı. İşte tüm bunların ışığında ben de mavi suların büyülü dünyasını size anlatmak için Karabarun'a gittim. Cengiz Arslan ve Erkan Ayvazoğlu mavi suları anlattı. İki emekli asker, SAS denilince ne olduğunu biliyorsunuzdur.
Herbirinde 30 bin saat kayıtlı tüplü dalış tecrübesi var. Emekliliğin çok zor bir iş olduğunu anlayınca ilk görüşte aşık oldukları Karaburun'a dalış merkezi açarak ikinci hayatlarına başlamışlar.
Mavi suların güzelliğini sonbaharın ilk günlerinde birlikte keşfe çıktık.

Suyun altına ne hissediyorsunuz?

Aslında bu soruyu ben, benimle hayatında ilk kez dalan herkese soruyorum.
Sadece bu yaz 300 kişiye sordum. Hepsi aynı şeyi söyledi. "Su altında hiçbir şey hissetmiyoruz" yanıtı verdiler. Gerçekten su altında bir şey hissetmezsiniz.

Neden?

Çünkü orada kendiniz olursunuz.
Su üstünde hissedemediğiniz kendiniz olma duygusu sarar her yerinizi. Dışarda 60 kilo da olsanız 140 kilo da olsanız su altında 30 gramsınız. Ciğerinizdeki hava kadarsınız. Çevrenizde ise yaşama hayat veren su var. İlk kez kendiniz olduğunuz için bu hissi yaşamadığınız için bir şey hissetmediğinizi sanırsınız.
Ama suyun yüzeyine çıkınca ne hissediyorsunuz diye sorduğunuzda yanıt yine aynı olur. Muhteşem bir mutluluk hissedersiniz.

Denizin altı korkutucu gelmiyor mu?

Bunu şöyle anlatayım. Evinizde oturuyorsunuz. Diyelim ki o evde 5 yıldır oturuyorsunuz ve evdeki eşyaların yerini de hiç değiştirmediniz.
Gece misafirleriniz geldi ve çay ikram edeceğiniz anda elektrikler kesildi.
Her taraf zifiri karanlık.
Ne yaparsınız?
Sehpanın, koltuğun yerini bildiğinizden, orası size ait bir yer olduğundan, güvenli hissettiğiniz yer olduğundan panik yapmazsınız, mumu yakmak ya da el fenerini almak için daha yavaş adımlarla hareket edersiniz o kadar. Denizin altını hiç görmediğiniz için korku normal. Ama size bir maske vereceğim ve denize dalacağız, orayı göreceksiniz, bu kadar basit, gördüğünüz şeyden korkar mısınız?

ÖNCE EĞİTİM

Karaburun'a neden geldiniz?

İlk gördüğümüzde sevdik. Biz aslında emekliliğini birlikte geçirmek isteyen iki kafadardık. Erkan Ayvazoğlu ile birlikte Efes Dalış Merkezi'ni eğlenmek için açtık. Sonra gördük ki biz eğlendikçe insanlar da eğleniyor. Birikimimizden faydalanmak isteyen, diğer dalış okullarında olmayan tecrübeyi arayan insanlar da gelince ayrılamadık. Şu an Bekir Zihni Dinçer ve Burak Bambul, ben ve Erkan hocam birlikteyiz.

Deniz altına dalmak isteyen insan profili nasıl?

Bu biraz ilginç. Okumayı seven, kendi kararını vermek isteyen insanların yapacağı iş dalmak. Çünkü bu spor, eğitimle başlıyor. Örneğin futbolda, bir şut çekersin, yeteneğin varsa yaparsın.
Basketbolda bileğin kondisyonun iyiyse devam edersin.
Bizde ise önce eğitim geliyor. İlk olarak bizim vereceğimiz brifingi alacaksın, okumayı seveceksin ki o brifinde söyleneni anlayacak kapasite olacaksın.
Kısacası, kendi hayatıyla ilgili karar veremeyen insanların yapacağı iş değil bu. O yüzden gelen insan profili de böyle. Kendi hayatıyla ilgili karar verebilen, okuyan, okuduğunu anlayan ve uygulayabilen insanlar geliyor.

Diyelim ki adamın biri geldi dalmak istiyor ama bu söylediğiniz kriterler yok. Ne yapıyorsunuz?

Dünyanın her yerinde geçerli bir kural var, onu söylüyoruz. Herkes her şeyi yapmak zorunda değil, siz futbola devam edin diyoruz. Ama tabi sadece bu değil. Aslında biz birçok parametreyi de gözden geçiyoruz.
Örneğin kişinin anatomik olarak da uygun olup olmadığına bakıyoruz.
Kulaklarıyla basın eşitlemesi yapabiliyor mu konusundan tutun da tansiyonuna şekerine kadar bakıyoruz. Deniz korkusu varsa ona bakıyoruz ki bunu aşabiliyoruz ama anatomik uygunsuzlukları halletmek zor.

KENDİNİ KEŞFETME

Eğitime çok dikkat çektiniz, kime nasıl anlatıyorsunuz?

Basit bir örnekle antayım. Örneğin avukatsınız, sizin eğitiminiz daha çok sözele dayalı olduğundan dalış bilgilerini de masal edasında anlatıyoruz. Ama mühendisseniz, matematik zekanız olduğunuzdan bu eğitimi size matematiksel bir dille anlatıyoruz.

Denizlerimize yeteri kadar özen gösteriyor muyuz?

Biz, üç tarafı denizle çevrili olan rençber bir toplumuz.
Deniz bizim için çöplerin atılacağı yer gibi.
Üzgünüz ama gerçek bu. Sevindiren ise yavaş da olsa denizi sevme bilincinin gelişmeye başlaması.

Denize dalan insanda nasıl bir değişim rüzgarı esemeye başlar?

En başa dönersek nasıl deniz altında insan ilk kez kendisi olursa, zamanla kendinizi yeniden keşfetmeye başlarsınız.
Bir taraftan kendinizi tanırken diğer taraftan sorumluluk da almaya başlarsınız. Bu süreçte bir miktar da adrenalin size eşlik eder ve en güzeli de insanları sorgulamayı bırakırsınız.

Peki Karaburun'un deniz altı güzellikleri nasıl?

Sualtı habitatı çok zengin. Her şeyden önce pasedonya var. Hani erişte, saman denilen türden. Dünyamıza oksijen üretiyor. Balıklar için cennet.
Bu yüzden Karaburun'da balık kolay üreyebiliyor. Burada duvar dalışları var. 44 metre derinlik olduğu için eğitim dalışlarına da çok uygun. 14 dalış noktamız, batıklarımız, iki adamız var.
Deniz dibi muhteşem.

Burasının diğer dalış okullarından farkı nedir?

Tecrübinin dışında Türkiye'de rezort denilen tek yer. Yani gelen dalgıç, daldıktan sonra kalacağı yeri, yemek yiyeceği restoranı, denize girmek isterse plajı var. Böyle bütünleşik hizmet veren başka yer yok. Restoran derken, dalgıçlara özel menüden bahsediyorum. Örneğin gaz yapmayan yiyecekler veriyoruz.

NİHAN YARKENT

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.