Bale ve resimden sonra hayali kuklacı olmak

Giriş Tarihi:08.12.2016, 13:06 Güncelleme Tarihi:08.12.2016, 13:06
İzmir Devlet Opera ve Balesi’nin 28 yıllık bale sanatçısı Şenay Sönmez, ‘tombul balerinleri’ resmettiği tablolarıyla ressamlıkta da rüştünü ispat etti. Sergileri büyük ilgi gören Sönmez’in şimdiki hedefi, resimlerindeki tombul balerinlerden kukla tiyatrosu kurmak ve onları oynatmak

RÖPORTAJ: DİLEK İREM BİŞKİN

Annesi dünya çapında bir ressam ve ebru sanatçısı olan Şenay Sönmez'in sanatla ilişkisi çocuk yaşlarında başladı. 5 yaşındayken resme ilgi duyan ve bu alanda eğitim alan Sönmez, baleye duyduğu heves ağır basınca hayatına bale eğitimiyle devam etti. 28 senedir süren aktif bale yaşamının yanı sıra 5 yıl önce yeniden tuvalin başına geçen Şenay Sönmez, tombul balerinler serisi ile resim sanatında özgün bir yer edinmeyi başardı... Bundan sonraki hayali, tablolarına ilham veren tombul balerinlerden oluşan bir kukla tiyatrosu kurmak olan Şenay Sönmez ile sanat hayatını, tombul balerinleri ve hedeflerini konuştuk. ı

Sanat hayatınız nasıl başladı?

Annem Gülseren Sönmez'in ressam olması sayesinde hayata onun gözüyle doğdum. Onun resimlerinden etkilenerek küçük yaşlarda elimde bir kalem önce duvarları, sonra kağıtları boyuyordum. 5 yaşında Ankara Devlet Güzel Sanatlar Galerisi'nde kursa başladım. Hocalarım Osman Zeki Oral ve Eşref Üren çok kıymetli sanatkarlardır, Türk resim tarihinde önemli yerleri vardır. Sanat hayatım resimle başladı, daha sonra 11 yaşında bale eğitimi almaya karar verdim. Ankara Devlet Konservatuarı Bale Bölümü sınavlarını kazanıp baleye başladım.

BALERİNLERİ EZBERLERDİM ı

Resme yönelmişken baleyi seçmenizde ne etkili oldu?

Çocukken baleye karşı da ilgim büyüktü. Hatta yaptığım resimler hep bale resimleriydi. TRT'de o zamanlar yabancı toplulukların büyük bale eserleri yayınlanırdı ve ben hiç kaçırmadan izlerdim. TRT'nin o yıllardaki sanat programlarının beni yönlendirmesinde büyük etkisi oldu. Evimizdeki ansiklopedilerde bile baleyle ilgili bölümleri okur, ünlü balerinlerin isimlerini ezberlerdim. ı

Şimdi de bale resimleri yapıyorsunuz. Demek ki bale ve resim içinizde bütünleşmiş?

Evet. 28 yıldır bale yapıyorum. İzmir Devlet Opera ve Balesi'nde profesyonel olarak 28 yılım geçti. 25 yılın ardından aktif bale yaşamıma ara vererek yeniden ilk aşkım olan resme dönmeye karar verdim. Tombul balerin tabloları yaparak birçok yerde sergiler açtım.

KOCAMAN BİR GÜLÜMSEME ı

İnsanlar nasıl karşıladı, resimleriniz beklediğiniz ilgiyi gördü mü?

Çok fazla ilgi görüyor resimlerim... Sergime gelen insanlarda fark ettiğim en belirgin özellik, suratlarında oluşan kocaman gülümsemeler. Ben de bunu kendime artı sayıyorum. Çünkü günümüz şartlarında insanları gülümsetebilmek çok zor. Bunu başardığımı görüyorum ve mutlu oluyorum. Herkes sergiden kocaman bir gülümsemeyle, tebrik ve teşekkürler ederek ayrılıyor. ı

Sizi en çok hayata bağlayan nedir?

Üretmek... 1988 yılında İzmir Devlet Opera ve Balesi'nde kadroya girdim. O günden bu yana pek çok yerli ve yabancı eserde dans ettim. Bunun yanı sıra Devlet Balesi'nde ve Devlet Tiyatrosu'nda koreografiler yapıyorum. Üretmeyi ve yeni şeyler öğrenmeyi çok seviyorum... Balede zamanım daha yoğun ve yorucu geçiyor, resim üretimlerim ise kişisel bir faaliyet olduğu için rahatlatıyor ve daha mutlu kılıyor beni.

Burada ressamlık değil de hayata artı bir şeyler katmak beni daha çok ilgilendiriyor. Bu başka bir sanat dalı da olabilir. Hayata artılar katmaya ve kendi dünyamı zenginleştirmeye çalışan bir insanım. Yani üretim yapabiliyor olma halimi çok seviyorum.

TOMBUL KADIN DA GÜZELDİR ı

Tombul balerinleri resmetme fikri nasıl ortaya çıktı?

Daha öncesinde farklı resimler de yapmıştım. Bunlarla sergiler açtım, ödüller aldım... Ama sonra değişik bir şeyler yapmak istediğimi fark ettim. Bir nevi baş kaldırı, aykırılık oldu tombul balerin resimleri. Çünkü bale yaparken hep incecik olmanın en doğru ve en güzel olduğunu düşünürüz. Ama kafamda tombulların da güzel ve estetik olabileceği fikri oluştu... Bu düşünce de kendimden çıktı aslında. Bir dönem sağlık problemi yaşadım ve biraz tombullaştım. Ama kendimi ve tombulluğu güzel bulmaktan vazgeçmedim.

KUKLALAR RUHU OLAN VARLIKLAR ı

Bale ve ressamlığın ardından yeni hayalleriniz var mı?

Evet var tabii... Küçükken balerin ve ressam olabilmeyi istediğim kadar kuklacı olmayı da hayal ederdim. Şimdi bale ve resmi kuklacılıkla bütünleştirmeyi hedefliyorum. Kendi yarattığım tombul balerin figürlerinden oluşan bir kukla tiyatrosu kurmak ve oynatmak en büyük hayalim. Kuklalar ruhu olan varlıklardır.

İzmir Uluslararası Kukla Günleri'ne gelen grupları hayranlıkla izliyorum, kukla oynatıcılığıyla ilgili atölye çalışmalarına katılmayı çok istiyorum. Zor olsa da bir gün tombul balerinleri üç boyutlu olarak hayata geçirmeyi başaracağım. Onların resimlerden çıkıp yeni bir ruh kazandıklarını, dans ettiklerini görmek fantastik bir duygu ama neden olmasın. Kukla Günleri'nin direktörü Selçuk Dinçer beyle daha önce tanışmıştım. Sahne sanatçısı olarak kukla eğitiminde İzmir'e sağladıkları imkanlardan faydalanmak bana mutluluk verir.

AMERİKA'DA SERGİ AÇTI ı

Nerelerde sergi açtınız şimdiye dek?

İlk sergimi 2011 yılında açtım. Gerçekten ilgi ve beğeniyle karşılandım ve çok sevindirici övgüler aldım. Şu ana dek Ankara, İstanbul ve İzmir'de, yurtdışında ise Amerika Florida'da, Bulgaristan'da, Fransa'nın başkenti Paris'te ve İtalya'da sergiler açtım. Şimdi İzmir'de sergi hazırlığım var. Bu benim 13'üncü kişisel sergim olacak. Ardından Ankara, Bodrum ve gelecek yıl Prag'da sergilerim devam edecek.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.