• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • İkindiye 23:55:00
  • BIST 78.384,78
    EURO 4,4760
    USD 3,8608
    GBP 3,8608
    CHF 3,8608
    JPY 3,8608
Nedensiz tepkilerinizin kökenini geçmişte arayın FİLİZ İÇKE ÖNAL Nedensiz tepkilerinizin kökenini geçmişte arayın filizicke@hotmail.com Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 24.09.2009, 00:00
Psikolog Şenel Karaman, "Geçmişte halledilmemiş travmatik deneyimlerin sonuçları bugünü etkiler. Hiç kimse durduk yerde sinirli, kaygılı, evhamlı olmaz. İnsanlar ilişkilerine, yaşamlarına bakmalı. Anlam veremedikleri, açıklayamadıkları tepkilerinin altında travmatik bir hikaye olabilir" diyor Hayatımızın her anında travmalar var. Ölümler, kazalar, haksızlıklar, cinsel taciz, ihmal ve istismar kişileri derinden yaralayabiliyor. İyileşme doğal koşullarda gerçekleşmemişse psikoterapi gibi araçlar kişiye yeni bir yol açabiliyor. Psikolog Şenel Karaman, travmalar ve psikoterapi hakkındaki sorularımızı yanıtladı.
-Travma ile baş etmek için neler yapılabilir?
Başetmek için kişiler kendilerine zaman tanımalı ve sabırlı olmalılar. Günlük alışkanlıkları olabildiğince sürdürmek gerekir. Paylaşmak çok önemli bir faktör. Acı hepimizin acısı olduğunda birlikte daha kolay atlatıyoruz. Bu yüzden kişi acısını birileri ile paylaşmalı ve destek almalı. Sosyal destek en önemli faktör. Çocukları, eşleri, akrabaları, dostları ile konuşmalılar. Olay konuşulabilir hale getirilmeli.
Önemli kararlar mümkünse ertelenmeli. İnsanlar bazen bu tür durumlarda ileride güç durumda kalacakları yanlış kararlar verebiliyorlar. Bazen kişiler çocuklarını eş, dost, akraba yanına gönderiyorlar. Çocuklar olabildiğince anne babalarının yanında kalmalılar ve travma hep birlikte atlatılmalı. Gönderilen çocuklar çoğu zaman gecikmiş yas yaşıyorlar. Okula, dershaneye gönderilmeye de devam edilmeli. Çünkü oralar hayatın devam ettiği yerler.
-Ailece yaşanan travmalardan çocuklar nasıl etkileniyor?
Öncelikle şunu bilmekte fayda var: çocuklar travma yaratan olaylara biz yetişkinlerden farklı tepkiler verirler. Uyumları bozulur, okul başarılarında değişimler olur, daha çok anne babanın yanında yatmak isteyebilirler, altlarını ıslatmaya başlayabilirler.
Çocuklar anne babalarındaki değişimi sünger gibi emerler. Anne babasının nasıl olduğunu merak ederler. Hissettiklerini, düşündüklerini onlar üzülmesin diye anlatmazlar. Anne babalar çocukları üzülmesin, çocuklar "Annem babam üzülmesin" diye evdeki tepkiler gizlenmeye, içte yaşanmaya başlar. Yetişkinler yaşadıkları olumsuz deneyimden dolayı bazen çocuklarını ihmal edebilirler. Oysa sorumluluklarımız aynı zamanda bizim güçlü yanlarımızdır. Çocuklarına ilişkin sorumlulukları almaları, yaşanan travma ile baş etmelerini de kolaylaştırabilir. Travma üzerine çalışan uzmanların iyi bildiği bir söz vardır: "Ruh ağlamazsa beden ağlar" diye. Travmayla gelen acı, öfke ya da korku bir biçimde ifade edilmeli, dillendirilmeli ve boşaltılmalıdır. Bu olmadığında bedende bazı tepkiler ortaya çıkar. Bedensel hastalıkların önemli bir bölümü çözülmemiş travmatik deneyimlerle ilgilidir.
-Bir uzmandan yardım almaya ihtiyacımız olup olmadığını nasıl anlayabiliriz?
Aradan belli bir süre geçmesine rağmen kişinin hissettikleri günlük işlerini aksatacak boyuta gelmişse, iş ve okul performansında düşüşlere yol açmışsa uzman desteği almak gerekir. Travmatik olay sonrasında flashback (olay anına dönme hissi) görülür. Aradan aylar geçmesine rağmen hala olay anı gözünüzde canlanıyor, uyku, beslenme sorunları yaşıyorsak, yaşam anlamını yitirmişse destek alma zamanı gelmiştir.
-Çoğu insan için duygusal çıkmazlarda bir uzmana başvurmak hala bir tabu...
Zorlananlar elbette vardır. Ancak bazen baş etmek çok zorlaşıyor. Bazı olaylar var ki kişiyi derinden etkiliyor ve tüm mekanizmalarını bozuyor. Birçok kişi alkol gibi zararlı maddelere sarılıyor ve sorun daha da içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Gittikçe kişi için hayati önemi olan işi, ailesi, arkadaşları ile ilişkileri bozuluyor. Olayı herkes unutuyor, unutamayan yalnızlaşıyor. Bir süre sonra geçmişte yaşanan travmatik olayın yerini başka sorunlar alıyor. Travmanın yarattığı çözülmemiş duygusal sorunların yanına yeni yeni sorunlar ekleniyor ve kişi tüm bunların altında eziliyor. Bakıyorsunuz iki yıl önce bir olay yaşamış, öfke, korku, kaygı kalmış. Yeni stres yaratan her duruma buradaki duygular karışıyor. Küçük bir olaya büyük tepki gösteriyor. Kişi kendisinin farkında olmalı. Sevdiklerimizin farkında olmalıyız. Bir uzmana başvurmayı başarmalılar. Hayatlarında çok şey değişebilir.
-Çocuklukta yaşanan travmaların çoğunu unutmuş olsak bile bugün hala bizi etkilediğini nasıl anlayabiliriz?
Aslında hayatımız daha biz doğmadan önce başlıyor. Anne ve babamızın evlenme biçimleri, annemizin hamileyken yaşadıkları bizi etkiliyor. Bedenimizin hafızası vardır. Yeni doğmuş bir bebek ameliyat olmuşsa yetişkin olduğunda bunu hatırlamaz ama bedeni hatırlar. Anne çocuğunu redetmişse, doğmasını istememişse daha sonra kabullense bile bunu bebek fark eder. İnsanlar tepkilerine, ilişkilerine, yaşamlarına bakmalılar. Gereksiz tepkileri varsa bunun bir travmatik hikayesi olabilir. Durduk yerde sinirleniyorsa ya da bir durum karşısında çekiniyorsa bu noktada dikkatli olmalı. Herkesin bir mesleği, eşi ya da sevdiği biri olmalı. Bunlarda bir sorun varsa altına iyi bakmalı. Cinsel yaşam, sağlık sorunlarına iyi bakmalı. Çoğu zaman halledilmemiş travmatik deneyimlerin sonuçlarını yaşıyor insanlar. Hiç kimse durduk yerde sinirli, durduk yerde kaygılı, evhamlı olmaz.
-Psikoterapi ile travma tedavisinde hangi yöntemlerden yararlanılıyor?
Bu konuda yelpaze çok geniş. Günümüz psikoterapi yaklaşımlarında travmanın özel bir yeri oluştu ve birçok müdahale yöntemi geliştirildi. En çok kognitif terapi, EMDR, sanat terapisi, enerji terapi, debrifing gibi yöntemler kullanılıyor. Duruma ve travma türüne göre bu yaklaşımlar çeşitleniyor. Her yaklaşımın kendine özgü travmayı tanımlaması, açıklaması ve teknikleri var.
Travma, duygusal sorunlar, fobiler ve bunun gibi daha birçok sıkıntılı durum, kişinin geleceğini istediği yönde inşa etmesine engel oluyor. Örneğin, Eye Movement Desensitization and Reprocessing (EMDR) ile, bütün bu sıkıntılardan kurtulmak mümkün. EMDR, dünyada kişisel tarihimizi yeniden yazmanın en kısa yolu olarak tanınıyor. Bu yöntemi geliştiren Psikolog Francine Shapiro, 1987'de senesinde EMDR'nin ortaya çıkmasını sağlayan ilk gözlemini yaptı. İstemli göz hareketlerinin, olumsuz ve rahatsız edici düşüncelerin yoğunluğunu azalttığını fark etti. Bunu hastalarında denedi ve zamanla günümüzde kullanılan bir yöntem olarak geliştirdi.
-Psikoterapiler genel anlamda nasıl işe yarıyor?
Travma etkisindeki kişi, on yıl önce yaşanmış bir olaya şu anda yaşıyor gibi tepki verir. Örneğin psikoterapide kullanılan yöntemlerden biri olan EMDR'de o anıya ilişkin görüntüler, duygular, duyumlar üzerinde çalışılır. Seansta terapist göz hareketlerini kullanarak kişinin duyarsızlaşmasını sağlar ve duygularını yeniden yapılandırır. Başarılı bir seansta kişi olayın etkisinden uzaklaşır ve kendisini daha iyi hissetmeye başlar. Bu çok özel bir andır. Daha önce duyarlı olduğu, hatırlatıldığında kendisini kötü hissettiği anısı artık onu rahatsız etmez. Üzerinden bir yük kalkmış gibi hisseder.
-Kişi için belki çok özel ya da çok korkunç bir olayı seanslar sırasında yeniden yaşamak daha kötü hissetmesine neden olabilir mi?
Elinize bir şey battığında canınız nasıl yanıyorsa, onu çıkartırken de acı hissedersiniz. Ama bu sefer daha az acıyacak ve çok daha kısa sürecektir. Rahatladığını, kendisini daha iyi hissettiğini gören kişinin olaya ilişkin bakışı değişir. "Ben değersizim" ya da "Güvende değilim" gibi olumsuz düşünceler yerini "Ben değerliyim", "Güvendeyim" gibi olumlu inançlara bırakır.
Ancak sadece psikoterapi değil, işinin ehli olmayan biri tarafından yapılan her türlü müdahale kişiye zarar verir. Bu nedenle terapist seçiminde özenli olmak gerekir. Travmatik deneyimler nazik konulardır. Her önüne gelene gidilmez. Eğer olumsuz bir anınız var ve bunu düşünmekten kaçınıyorsanız o orada durmaya ve sizi etkilemeye devam eder. Başarılı bir psikoterapi, kişiye güvenli bir ortam sağlar. Kontrol her zaman danışanda olduğu için devam etme ya da durma seçeneği vardır. Söylemek, anlatmak istemediklerini kendisine saklayabilir.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
GÜNÜN YAZARLARI
BİZE ULAŞIN