Masum değiliz HİÇBİRİMİZ

Giriş Tarihi:16.02.2017, 21:21 Güncelleme Tarihi:17.02.2017, 10:07
İzmir'in Aliağa ilçesinde 2013 yılında annelerini bıçaklayarak öldüren iki kız kardeşin davasında kritik aşamaya gelindi. Yargıtay, yerel mahkemenin ablaya verdiği 20 yıl, kardeşine verdiği 10 yıl hapis cezalarını ya onayacak ya da bozacak

MEHMET AKYAR - HABER ÖTESİ

14 Eylül 2013 Cumartesi sabahı Aliağa, güne korkunç bir cinayete uyandı. Yeni Mahalle 525 Sokak'taki apartmana gelen minibüs şoförü 27 yaşındaki Erhan Ş, apartmandaki diğer dairelerin kapılarını yumrukluyor, "Polis bulun, ambulans çağırın" diye bağırıyordu. Kısa süre sonra apartmana gelen polis, 39 yaşındaki Gülseren Süngü'yü kanlar içerisinde yerde yatarken buldu.
Gülseren Süngü'nün sevgilisi olduğu iddia edilen Erhan Ş, bir kaç saat önce telefonuna Gülseren Süngü'nün telefonundan "İbo gelecek, benden habersiz eve gelme" mesajı attığını, şüphelenip aramasına rağmen cevap vermeyince, eve geldiğini söyledi. Ekipler, Gülseren Süngü'nün biri 19, diğeri 17 yaşındaki kızlarına ulaştı.
Kızlar, iki mahalle ötedeki bir kafede bulundu ve eve getirildi. Küçük kızın "Annem, bizi bırakıp nereye gittin" feryatları yürekleri dağlıyordu.
Polis, bir ipucu bulduğunu düşünmüş, mesajdaki "İbo"yu evinde ailesiyle birlikte kahvaltı yaparken gözaltına almıştı. Ancak İbo'nun ne bir önceki gece ne de sabah saatlerinde evinden ayrılmadığı kısa sürede ortaya çıktı.

"İBO" DEĞİLSE KİM?

Bu sırada Gülseren Süngü'nün 19 yaşındaki kızı Şeyda Pınar ile 17 yaşındaki kızı Beyza Pınar, karakola götürülmüş, bir psikolog eşliğinde ifadeleri alınıyordu.
Kızlar, annelerinin sabah 03.00 gibi çalıştığı Kardeşler Birahanesi'nden eve geldiğini, 07.00 gibi de "Eve bir arkadaşım gelecek, siz İzmir'e gezmeye gidin" diyerek kendilerine bir miktar para verdiğini söylüyordu.
Evden 07.15 gibi çıkan kızların iki apartman ötedeki bakkaldan sigara aldıkları, sonra da bulundukları kafeye gittikleri belirlendi. Komşulardan biri de o saatlerde kızları apartmandan çıkarken gördüğünü teyit etti. Kızların ifadeleri, annelerinin evden ayrıldıktan sonra gelmesini beklediği o kişi tarafından öldürüldüğü iddialarını güçlendiriyordu ama o kişi "İbo" değilse kimdi?
Ekipler komşuları sorgulamaya devam ederken, bir yandan da Gülseren Süngü ile ilişkisi olabilecek kişileri araştırmaya başlamıştı. İlk başta çabuk çözülebilecek gibi görünen cinayet, faili meçhule doğru mu gidiyordu?

PAÇADAKİ KAN LEKESİ

Kızların sorgusu devam ederken, karakoldaki bir polis memurunun dikkati, soruşturmanın seyrini değiştirdi. Küçük kızın pantolonunun bilek kısmında bir leke fark eden polis, durumunu amirlerine bildirdi. Bu gelişme üzerine kızları çapraz sorguya alan polisler biraz baskı yapınca, Beyza konuşmaya başladı. Ardından Şeyda'nın yanına giden sorgucu, hiçbir şey bilmiyormuş gibi konuşmaya başladı. Sorgunun bir yerinde "Şok cihazını şuradan almışsınız. Eve yakın bir yer daha vardı, neden oradan almadınız?" diye sorunca, Şeyda da çözüldü. Kızlar, saatin alarmını sabah 06.00'ya kurmuştu. Uyanıp daha önce aldıkları şok tabancasını şarj etmiş ve işten yorgun argın gelip uyuyan annelerinin yatak odasına gitmişti. Amaçları annelerini bayıltıp bıçaklamaktı.
Bir süre uğraşmışlar, anneleri bayılmayınca şok tabancasıyla kafasına vurup bayıltmış, ardından da bıçaklamışlardı. Şok tabancasıyla bıçağı da yaklaşık 500 metre ileride bir çöp konteynerine atmışlardı. Otopside, Gülseren Süngü'nün çoğu göğüs bölgesinden olmak üzere 26 bıçak darbesiyle olay yerinde öldüğü belirlendi.
Cinayet aydınlatılmıştı ama kızların annelerini neden öldürdüğü merak konusuydu.

DANS ETTİRİYORDU

Emniyetteki sorgunun ardından savcılığa sevk edilen kızlardan Şeyda Pınar, annelerinin kendilerine çok baskı yaptığını, okumalarını engellemeye çalıştığını ileri sürdü. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi'nde iki yıllık Muhasebe Bölümü'nü kazanan Şeyda Pınar, annesinin baskısıyla okulunu yarım bırakıp kaydını dondurduktan sonra Aliağa'ya döndüğünü, bu nedenle de sık sık kavga ettiklerini söyledi. Son olarak bir kaç gün erkek arkadaşıyla telefonda konuşurken annesinin kendisine müdahale ettiğini belirten Şeyda Pınar, kendisini tartakladığını savundu.
Anneleri kendilerini sürekli kısıtlıyordu.
Sık sık dövüyordu. Bu şekilde daha fazla devam edemeyeceklerine karar vermişlerdi. Üstelik anneleri, kendilerini utandırıyordu. Biranede garson olarak çalıştığı yetmiyormuş gibi, eve sık sık erkekler geliyordu ve anneleri onlarla birlikte oluyordu. Bu da yetmezmiş gibi kendilerine dansöz kıyafetleri giydiriyor, dans etmeye zorluyordu.
Eve getirdiği erkekler de bunun karşılığında annelerine para veriyordu. Komşulardan bazıları, evde sık sık yüksek sesle müzik dinlediğini, bunun da kendilerini rahatsız ettiğini söylemişti.
Polis, kızların iddialarını doğrulayan görüntülere de annenin cep telefonundan ulaştı. Anne erkeklerle eğlenirken, kızlar dans ediyordu.

KİM MELEK, KİM ŞEYTAN?

Ama komşuları, olayın en başında ikiye bölünmüştü.
Bazılarının iddialarına göre anne, kızları erkeklere satmak istiyor, bu nedenle baskı yapıyor, dövüyor, kızlar ise direniyordu. Bazı komşuları ise Gülseren Süngü'nün üçüncü kocasından yeni boşandığını, sırf kızları okuyabilsin diye birahanede çalışmaya başladığını söyledi.
Onlara göre anne "melek", kızlar "şeytan"dı.
Eve sık sık erkek arkadaşlarını getiriyor, anneleri işteyken onlarla birlikte gülüp eğleniyorlardı.
Üzerlerinde anne baskısı falan da yoktu. Hatta anneleri kızları mahrum kalmasın diye kendine almaz, onları giydirirdi. Yemek yapar, çamaşırları yıkar, kızların elini sıcak sudan soğuk suya sokturmazdı. Böyle bir sonu hiç hak etmemişti.
Hem evdeki fotoğraflar da kendilerini doğruluyordu. Hepsinde de kızlarıyla sarmaşdolaştı ve gözlerinin içi gülüyordu. Onlarla gurur duyduğu her halinden belliydi.

DOĞDUĞU TOPRAKLARA

Bayraklı Adliye Sarayı Adli Tıp Kurumu'nda yapılan otopsinin ardından Gülseren Süngü'nün cenazesi, babası Kazım Süngü ve amcası Sebahattin Süngü tarafından alınarak, üstü açık bir kamyonetle doğduğu yer olan Aydın'ın Umurlu Beldesi Eğrikavak Köyü'nde sessiz sedasız toprağa verildi. Kızlar ise tutuklanarak Yeni Şakran'daki İzmir Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na gönderildi. Baba Kasım Süngü, kızını toprağa, torunlarını cezaevine gönderirken, "Allah kimseye böyle bir acı vermesin" diyordu.

Kızının hatayı ilk evliliğiyle yaptığı vurgulayan Baba Süngü, "Beni hiç dinlemedi. 18 yaşını doldurunca, kızlarının babasına kaçtı. Evlendiği kişi işsiz güçsüz biriydi. Kadın satıcılığı yapıyordu. Sürekli kavga ediyorlardı. Büyük torunumu 7 aylıkken alıp 10 yaşına kadar ben büyüttüm. Babası, büyük torunumu da satmaya çalıştı. Bu olayın ardından önce Balıkesir'e gittiler sonra Aliağa'ya yerleştiler. Aydın'dan kaçmalarının nedeni bu. Torunlarım neden bu cinayeti işledi bir anlam veremiyorum" diyordu.

VERİLEN CEZALAR AZ MI, ÇOK MU?

Şeyda ile kardeşi Beyza, annelerini öldürmekten yargılandı.
Şeyda 20 yıl, kardeşi Beyza ise 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Kızların avukatı, cezaların fazla olduğu gerekçesiyle davayı Yargıtay'a taşıdı. Yargıtay savcısı da "fazla ceza" nedeniyle davanın yeniden görülmesi yönünde görüş bildirdi. Ancak mahkeme heyeti, davaya müdahil olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'ndan da görüş istedi. Bakanlığın avukatı da kararın bozulmasını talep etti, ancak yerel mahkemenin kızlara az ceza verdiğini vurguladı. Aradan geçen 3.5 yılın ardından Yargıtay, şimdi kararını verecek.
Ya iki kızın cezalarını onayacak ya da dava yeniden başlayacak. Öte yandan cezaevinde hayat sürüyor. Kızlar bir yandan cezalarını çekerken diğer yandan eğitimlerine devam ediyor.
Abla Şeyda Pınar, yeniden üniversite sınavına girdi ve kazandığı bölümde uzaktan erişimle okuyor. Kardeşi Beyza ise açık lise öğrencisi ve bu yıl son senesi.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.