• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • İkindiye 23:55:00
  • BIST 78.384,78
    EURO 4,4760
    USD 3,8608
    GBP 3,8608
    CHF 3,8608
    JPY 3,8608
Sessizlik ve sözsüzlük ARZU GÜNAYDIN Sessizlik ve sözsüzlük arzu.gunaydın@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 17.10.2020, 00:00

Kelimeler uçuşur zihnimizde...
Onları evirir çevirir, cümlede en güzel duracakları yere yerleştirmeye çalışırız. Bir yandan da kelimelerin düşünceleri tam olarak karşılayamamasından korkarız. Çünkü, çoğu zaman aslında yetersizdir sözcükler. Hiçbiri duygularla boy ölçüşemez ve onları ifade etmekte yeterli olamaz. En iyi şair de bunun farkında olan değil midir? Bu farkındalıkla şair olmamış mıdır?

BİR TERS ORANTI
Bu yüzdendir bizlerin dahi sözcüklerin en güzelini arayışımız. Sonra da en doğru olanlarını bir araya getirme çabamız.
Elbette düşünceler sözcüklerle gelişir, hatta kişiler ana dillerinin gücü oranında düşüncelerini geliştirebilirler. Düşünmek de bir nevi kendi kendimizle konuşmak zaten. En doğru önermeyi bulmak da geniş kelime hazinesi ile mümkün.
Ancak, dağarcığımızda çok sözcüğün olması çok konuşmak anlamına gelmiyor elbette. Hatta belki de ikisi ters orantılı.
Kelime hazinesi daraldıkça, konuşmaların, argonun, hatta küfürün arttığını ve seslerin yükseldiğini görmüyor muyuz?
Kendini duyuramamanın acizliğinden kaçışın zavallı yollarına sapmıyor muyuz?
Halbuki sesini duyurmanın en etkili yolu bazen sessizlikten geçmekte.

ANLAMI SINIRLANDIRMAK
Hani onlarca, yüzlerce kelimeyi bir araya getirir ve zihninizde hayran olduğunuz cümleler oluşturursunuz. Kurulan o cümleleri kullanacağınız anı iple çeker, kabınıza sığamazsınız. Bu cümleler öfkeden, sevgiden, kırgınlıktan, hınçtan, yani insanca herhangi bir duygudan ya da sadece anlatmak isteğinizden beslenmiş olabilir. Ama beklediğiniz o an geldiğinde çoğu zaman sözcükler aniden anlamsızlaşıverir. O an görürsünüz ki kelimeler anlamı sınırlandırmaktan öteye gidememekte. Yine o vakit düşünürsünüz ki, söyleyeceğim onlarca kelime, hislerimi kalıba sokmaktan öteye geçemeyecek.
Söz çoktur yani. Öyle çoktur ki, arka arkaya sıralanan sözcüklerin gürültüsünde asıl anlamın ezilip gitmesinden ürkersiniz.
Ve susarsınız. Sevginiz, öfkeniz, kırgınlığınız ya da başka bir duygunuz düğüm olur boğazınızda, sessizliğe gömülürsünüz.
Asıl o sessizlik anlatır işte sizi. Sözcük ırmakları, sessizce çağlarken zihninizde; bakışınız, duruşunuz ya da iç çekişiniz her şeyi bir çırpıda anlatıverir eksiksiz. Üstelik tam da anlatmaktan vazgeçmişken.

KELİMELERE NE HACET
"Sessizlik, sözsüzlük değildir" demiş sosyal medyada gerçek adını bilmediğim bir hesap sahibi. Ne güzel söylemiş.
Eğer siz zihninizi, duygularınızı besleyip; dağarcığınızı geniş tutabildiyseniz kelimelere ne hacet... Sesini duyurmaya çalışanların yarattığı gürültü kirliliğinde bence sessiz olanlar kazanacak. Ödülü de kendi ruhu, duyguları ve özgürlüğü olacak. Üstelik anlatılanları daha doğru duyacak. Anlatılmak istenenleri de tabi.
Sessizliğin gücünü kavramalı. Sonra kendimize de sormalı, "Benim sessizliğim neyi anlatıyor?"

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • SON DAKİKA