BİRKAN YÜKSEL TÜM YAZARLAR
HIRSIZLIK ÖMÜR BOYU
9.9.2017 | Arşiv

HIRSIZLIK ÖMÜR BOYU

Steven Soderbergh'in son güzelliği 'Lucky Logan', şansı 'Danny Ocean' çetesi kadar yaver gitmemiş bir grup hırsızın hikayesi. Clyde, Jimmy ve Mellie Logan, işçi sınıfından üç kardeş. Jimmy yetenekli bir sporcuyken geçirdiği sakatlık sonucu refah vaat eden bir kariyere veda etmiş.
Clyde ise Irak'ta kolunu kaybetmiş, barmenlikle geçimini sağlayan, karamsar, batıl itikatlara ömür vermiş bir yarı münzevi.
Logan ailesine özgü 'lanet'in teğet geçtiği zeki kız kardeş Mellie ise sıkıntıdan patlamak üzere olan bir kuaför.
Türlü başarısızlıklar, yalnızlıklar, olmamışlıklarla dolu hayatlarının her açıdan bir 'küçük kasaba klişe'sine dönüştüğünü gören bu şirin çete, gençlik yıllarında 'tövbe' ettikleri asıl mesleklerine ricat edip, NASCAR yarışlarında elde edilen hasılatı çalmaya karar veriyor.
Sonrası 'Ocean' serisinden de aşina olduğumuz lezzetli bir mizah, ritmik ve melodik bir soygun hikayesi.
Soderbergh sıkça sinemayı bıraktığını açıklar ve birkaç yıl sonra iyi bir filmle geri döner malum.
Bu dönüşünde kendi türünde eşik olmuş filmlerine benzeyen bir hikayeyi tercih ediyor.
'Ocean 11'lisinden daha az sofistike, daha az becerikli ve biraz daha mavi yakalı bir ekiple yola çıkıyor bu kez.
Sinemasının en belirgin yeteneklerini bir kez daha sergiliyor; takım oyunuyla iyiden iyiye parlayan, her biri yıldızlaşan şahane karakterler, akışkan kurgu, virajları zekice dönen güçlü, sürprizli bir senaryo ile ritmi hiç düşmeyen seyir zevki yüksek bir suç komedisine imza atıyor.

SIKINTI YOK!

Diğer taraftan Soderbergh filmlerine sinen bir 'tehlikesizlik' haliyle de hemhal oluyoruz yine.
Yönetmenin Bolivya dağlarından ABD hapishanelerine, uyuşturucu trafiğinin sınır boylarından Vegas kumarhanelerine her yeri olduğundan daha zararsız, daha yaşanabilir kılan 'iyimser' bakışını kast ediyorum. Kahramanların zarar görmeden üst üste gelen vartaları atlatacağını, bir biçimde 'çok kötü şeyler' olmayacağını bilme hissini...
Bir eyalet hapishanesini dahi eğlenceli bir oyun parkına dönüştüren, neredeyse içinde yaşamaya özendiren o tuhaf Soderbergh naifliğinin bu filme de ruhunu vermesi kaçınılmaz oluyor.
Meşrebe göre sinir bozucu bulabilir yahut uzlaşabilirsiniz. 'Şanslı Logan', incesini karıştırmayıp uzlaşmayı tercih edenleri tatlı bir seyir zevkiyle ödüllendiren filmlerden.

ADAM DRIVER!

Daniel Craig'i üzerine yapışan 'Bond' şekillerinden bambaşka bir halde görmek pek güzel. Geçtiğimiz yıl 'American Honey'de döktüren Riley Keogh, zeka küpü kız kardeş rolünde aldığı sürenin çok ötesinde bir ışıltı saçıyor. Ve Adam Driver! Mat, ifadesiz yüzü, 'küçük' ama gerçek oynamaya yaslanan kendine has üslubu ile bir yadırgamanın, içe sinmemenin öznesi olarak başladığı sinema yolculuğunda 'efsane' olmaya doğru ilerlediği söylenebilir.
Filmografisinde Scorsese, Jarmush, Soderbergh, Coen'ler gibi saygın yönetmenlerden, 'Star Wars'un Kylo Ren'ine uzanan ağız sulandırıcı bir yelpaze göze çarpıyor. Henüz 34 yaşında Driver ve bu yaşta efsane olacağı kesinleşen her oyuncu ile aynı büyülü tuhaflığa sahip; hangi karaktere bürünürse bürünsün, perdede göründüğü andan itibaren o rol için başka bir alternatif düşünemiyorsunuz.
Yakın bir zamanda, gezegendeki en önemli sinema ödüllerini kucaklaması ve bunu başaran ilk 'Sith Lordu' olması kuvvetle muhtemel velhasıl.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.