ERKİN USMAN TÜM YAZARLAR
Bugüne kadar Başdurak diye bildik oysa...
13.8.2017 | Arşiv

Bugüne kadar Başdurak diye bildik oysa...

erkin.usman@yeniasir.com.tr

İzmir'in 'Kültür Hamalı' Tufan Atakişi'nin 22. Tüyap İzmir Kitap Fuarı'nın ardından, 12. kitabının çalışmalarına başladığını biliyorum. Yine ilginç, ezber bozan bir paylaşımda bulunmuş.
Başta yetkililer olmak üzere, ilgiyle okuyacağınızı ve şaşıracağınızı şimdiden tahmin eder gibiyim...

12. "Gizli Kalmış Detaylar" kitabım ile ilgili İzmir araştırmaları yaparken, Hüseyin Rıfat (Işıl)'ın (1878-1954) yazdığı, sevgili Erkan Serçe'nin yayına hazırladığı ve 1997'de basılan Aydın Vilayeti 1330 (1914) Sene-i Malîyesi Ticaret Rehberi kitabını okudum.
İlgimi çeken ve aldığım notlardan yola çıkarak yaklaşık 250 sene gerilere gittim.
Evliya Çelebi'nin 'Seyahatname'sinde yazdıklarıyla, Hüseyin Rıfat'ın verdiği bilgileri örtüştürmeye çalıştım. Ortaya ilginç ilintiler çıktı. Bu güne kadar bilmediğimiz veya doğru bildiğimiz yanlışlardan birini daha sizlerle paylaşmak istedim.
İzmir'in meşhur saat kulesinin önünde durup XVII. yüzyıldaki kıyı çizgisine bakacak olursak; İç Liman'ın başında Ok Kalesi -ki şimdi yok-, Kızlarağası Hanı'nın yanında o zamanların meşhur Menemen İskelesi -ki şimdi o da yok-, arkasında Hisar Camisi'ni göreceğiz. Kemeraltı Camisi ise iç limana 10 (!) adım mesafede.
Yakınında da Hacı Hüseyn Camisi var. Günümüzde bu tarihi yapıların sabit olduğunu ve yer değiştirmediğini düşünürsek önce İç Liman, daha sonra da rıhtım dolgularıyla, kentin körfeze doğru ne kadar yayıldığını ve Anafartalar Caddesi'nin de denize doğru ne kadar uzadığını anlayabiliriz.
Hüseyin Rıfat, İzmir'le ilgili birçok bilgi, istatistik, belge ve fotoğrafı, kitabında okurlarıyla paylaşmış:

"1325 (1907) yılında belediye hizmetlerinin birkaç daireye ayrılması düşünülmüşse de fazla masraflı olacağından vazgeçildi." diye başlayan bölümde, Asayişin kalabalık mahallelerde tesisi için:
"Frenk Mahallesi, Kordon, Paşadurak, Kemeraltı gibi en işlek mahallerde dörder beşer memur fazladan ikâmetine lüzum hissediliyor.
Çünki şehrin birçok sokakları ihmal ediliyor...." diyerek eleman yetersizliği gündeme getirmiş.
Belediye rüsumlarının tahakkukunda mıntıka bazında sınıflandırma ve görev dağılımları ise şöyle yapılmış:

1- Karataş. Caddede 2 sınıf, 2- Eşrefpaşa. Caddede 3 sınıf, 3- Paşadurak. Sahlebci Camii (*) ittisâlinde 1 sınıf, 4- Tilkilik. Caddede 2 sınıf, 5- Mahmudiye. Coya Hanı'nda 1 sınıf, 6- Kâtipzade.
Fransız Hastahanesi ittisalinde 1 sınıf, 7- Paralı Köprü. Caddede 2 sınıf, 8- Karşıyaka. Caddede 3 sınıf, 9- Mecidiye. Frenk Mahallesi 3 sınıf, 10- Basmahane.
Kemer Caddesinde 3 sınıf." (* 1905 ve/veya sonrası Rüsüm Tahakkuku yapılmış) Kentin ticaret hayatını anlatırken de:
"Şehrin Birinci ve İkinci Kordon, Karşıyaka, Karantina, Göztepe, Kokaryalı mevakiinde oldukça dil-nişin (hoş) ve lâtif binalar, büyük ferhane (büyük han veya kervansaray ) ve ticarethaneler pek kesirdir(çok). En işlek çarşı ve pazarları Frenk Mahallesi ile Kemeraltı, Paşadurak, Arasta, Odun Pazarı, Parmakkapı, Ayayorgi, Meyhane Boğazı, Fasulye'dir." Konak ve Kemeraltı'ndaki camileri de şöyle sıralamış:

"En meşhur camiler Hisar (1597), Şadırvanaltı (1636), Paşadurak (1652) , Kestane Pazarı (1663), Kemeraltı (1671) Salepçizade (1905), camileridir." Ardından "Bunlarla beraber İzmir dahilinde 43 adet cevâmi- i şerife, 47 mesçit ve 14 tekaya (tekke) vardır." Burada Paşadurak mahallesi ve camisi ilgimi çekti. Araştırmayı derinleştirdim.
Kemeraltı'nda Anafartalar Caddesi ile Kestelli Caddesi'nin kesiştiği köşede yer alan ve 1671'de İzmir'e gelen Evliya Çelebi seyahatnamesindeki camiyi şöyle anlatılır;
"Hacı Hüsein Camii:
Liman kenarında iki katlı ve kurşun örtülü, kalabalık cemaate malik camidir. Kapısı uzere bunun da tarihi var:
Kıldı hoş sa'y-i himem sıdk ile ol Hacı Hüseyn Yapdı bu ka'be-i uşşâkı zehî câ-yi emin İhtitâmın göricek dedi Şifâyî tarih Bâreka'llâh ki zehî cami-i firdevs-i berin.
Sene 1062(H)"

Giriş kapısı üzerinde mealen "Hacı Hüseyin tarafından 1652(M) de yaptırıldığı"nı belirten bir kitabeden bahseder ve ibadethanenin özelliklerini anlatmaya devam eder:
"Bu da Bıyıklıoğlu Camii gibi merdivenler ile çıkılır, alt katı baştan başa dukkanlar ve mahzenlerdir. Bir sanatlı kargir minaresi vardır.
Bunun da avlusu yoktur.
Limanın karşı tarafında Yeni Pazar'ın başındadır." Evliya Çelebi'nin 1671'de Seyahatnamesi'nde anlattığı Hacı Hüseyn ile Hüseyin Rıfat'ın 1914 yılında çıkan Aydın Vilayeti 1330 (1914) Salnamesi'nde yazdığı Paşadurak aynı camilerdir.

Önceleri Başoturak diye anılmış daha sonra da beğenilmemiş olacak ki Başdurak'a dönüştürülmüştür.
Ancak doğrusu Hacı Hüseyn Paşadurak Camisi'dir.
Başta İzmir Valiliği olmak üzere, Kültür Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bu bilgileri dikkate alıp caminin adını düzetmesi gerektiğine inanıyorum.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.