• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • İkindiye 23:55:00
  • BIST 78.384,78
    EURO 4,4760
    USD 3,8608
    GBP 3,8608
    CHF 3,8608
    JPY 3,8608
HÜSEYİN KOCABIYIK ŞU OSMANLICA MESELESİ huseyin.kocabiyik@yeniasir.com.tr Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 10.12.2014, 00:00
1970'li yıllarda lise öğrencisiydim. Dünyada bizden başka Türk topluluklarının da yaşadığının farkındaydım. Özellikle Sovyetler Birliği topraklarında Türk soylu esir milletler yaşıyordu. Yanıbaşımızda Azerbaycan vardı ve bizim kadar berrak bir Türkçe konuşuyorlardı. Bu esir soydaşlarımızın çıkardıkları gizli veya yasal gazete, dergi ve kitaplar yayınlanıyor, el altından yurt dışına kaçırılıyordu. Bu neşriyat Türkçe'ydi ama Kiril alfabesiyle yazılıyordu. Çünkü Sovyet coğrafyasında sadece Kiril alfabesi geçerliydi.
Bense meraklı bir genç olarak Azeri, Özbek, Kazak şairlerini, romancılarını okumak istiyordum. Kiril alfabesini öğrenmem sadece yarım günümü aldı. Elime geçen her gazeteyi ve yazılı dokümanı rahatlıkla okumaya başladım. Bugün dahi sahaflarda Kiril alfabesiyle yazılmış Özbekçe veya Azeri dilinde bir Rus klasiği görsem alır okurum. Bir kaç saatte öğrenilecek bir alfabeyi öğrenmenin verdiği bir konfordur bu.

ÇİN'DE OSMANLICA İŞE YARAR MI?


2008 yılında Türkiyeli gazeteciler Çin seyahatindeydik. Çok teferruatlı güzel bir geziydi. Çok az Türk'ün gezebildiği Doğu Türkistan'ı, yaygın adıyla Uygur bölgesini de görme imkanı bulduk. Kaşgar'da Türkçe'nin büyük eseri Divanü Lügat'it Türk'ün yazarı Kaşgarlı Mahmut'un mezarını ziyaret ettik. Yine Kaşgar'da türbesi olan Balasagunlu Yusuf Has Hacib'in, yani Kutadgu Bilig'in yazarı büyük Türk bilgesinin külliyesini ziyaret ettik.
Tüm Uygur bölgesinde iki alfabe birden kullanılıyordu. Çin alfabesi ve Arap alfabesi. Çarşı pazarda, müzelerde ve her yerde Arap alfabesiyle uygur dilinde yazılar vardı. Yani daha açıkçası, bizim Osmanlıca gibi Türkçe yazılar. Ben hasbelkader, Türkoloji okuduğum için ve Osmanlıca bildiğimden dolayı Arap harfli Uygurca, yani Türkçe yazıları şakır şakır okuyuverdim. Ekipteki arkadaşlardan Habertürk Gazetesi yazarı arkadaşımız Muharrem Sarıkaya "sen Arapça biliyor musun?" diyerek şaşkınlığını belirtmişti. Ben de "ne Arapçası Muharrem, bunlar Türkçe" dediğimi hatırlıyorum.
Ta dünyanın öbür ucunda, Çin'de Osmanlıca bilgim işe yaramıştı. Bin yıldır görüşmediğimiz soydaşlarımızın dilini anlıyor, Arap harfli Türkçe yazılarını okuyabiliyordum. Bunun nasıl bir saadet olduğunu yaşayan bilir. Son günlerde ülkemizde Osmanlıca öğretilsin mi öğretilmesin mi tartışmalarını bir de bu anlattıklarım çerçevesinde yeniden düşünmeye ne dersiniz?

TARTIŞMA DOĞRU MU YAPILIYOR?

Hayır, bence tartışma hiç doğru yapılmıyor. Muhalefet tamamen bağlamından kopuk bir şekilde "mezar taşlarını mı okutacaksınız?" türünden cıvık bir tartışma boyutuna çekti meseleyi. Hükümet de reaksiyoner bir biçimde mezar taşı polemiği yapmayı tercih etti. Meseleye bir tek Milli Eğitim Bakanımız Nabi Avcı doğru ölçülerle yaklaştı ve konunun anlaşılması için çaba gösterdi.
Muhalefeti geçiyorum, zira bizim muhalefetimizin medeniyetimizle, milli zenginliklerimizle ilgili herhangi bir derdi yok; ancak Hükümet de bu konuyu toplumun önüne çok hazırlıksız getirdi. Yeterli Osmanlıca öğreticisi yokken, yeterli çalışma yapılmamışken bir gece ansızın önümüze bu mesele kondu. Böyle olunca da gençlerimizi ve milli kültür dünyamızı zenginleştirecek çok önemli bir mesele siyasi tartışma konusu haline getirildi.

OSMANLICA'DAN ÖNCE RÖNESANS TARTIŞILSIN!


Ben Hükümetin yerinde olsam Osmanlıca öğretmenin önemini anlamamakta direnenlere meseleyi başka türlü anlatırdım. Mesela Avrupa'da Rönesans hareketini tetikleyen gelişmeleri tartışmaya açardım. Bence Osmanlıca muhaliflerinin kafayı değiştirmelerini sağlayacak etki bu tartışmadan çıkar.
Rönesansın en önemli motivasyonu Avrupalı sanatçı ve bilim adamlarının eski Latin ve Yunan kaynaklarına dönmesi, onları yeniden yorumlaması değil miydi?
Bana Cumhuriyet okulları bu bilgiyi öğretti.
Biz Osmanlıca üzerinden kendi geçmiş birikimimizle yeniden buluşmaya çaba gösterirken bu direnç ve bu tepki niye?
"Bir Türk Rönesansına izin yok!" mu diyorlar bize, ne dersiniz?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
GÜNÜN YAZARLARI