ŞEBNEM BURSALI TÜM YAZARLAR
SADECE KENDİ KOŞAN VE TERLEYEN DEĞİL KOŞTURAN VE TERLETEN SİYASET DÖNEMİ BAŞLIYOR
5.5.2017 | Arşiv

SADECE KENDİ KOŞAN VE TERLEYEN DEĞİL KOŞTURAN VE TERLETEN SİYASET DÖNEMİ BAŞLIYOR

sebnem.bursali@yeniasir.com.tr

Önceki gün Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin'in hem bölge hem dünya siyaseti ve güvenliği açısından hem de ekonomik alanda önemli kararların alındığı zirveye tanıklık etmek üzere günübirlik Soçi'deydik. Bir Rus şehri olmaktan ziyade Karadeniz ve Antalya karışımı bir kent olan Soçi'deki bu zirve, bundan sonraki ilişkiler için de çok ama çok önemli bir dönemin de başlangıcı sayılabilir. Bir yıl içinde 5. kez bir araya gelen iki lider; Soçi'deki buluşmanın ardından 14'ünde Çin'de ve 22'sin de de İstanbul'da olmak üzere Mayıs ayı içinde toplam 3 kez daha buluşmuş olacaklar. Bu zirve takvimi bile, yeni dönemin şifrelerini vermeye yetiyor da artıyor aslında.
Rusya dönüşü uçakta sorularımızı yanıtladı Cumhurbaşkanı Erdoğan. Önce dış politika diyelim ama aslına bakarsanız 911 kilometre sınırımız olan Suriye ile ilgili her konu aslında dış politikadan ziyade iç politikaya girer, çünkü başlı başına güvenliğimizi ilgilendiriyor. İşte; Cumhurbaşkanı da zaten bu titizlikte bu konuyu bizzat takip ediyor.

ERDOĞAN DÜNYA LİDERLERİ İLE

Çok kritik bir dönemde, çok önemli bir görüşme idi Erdoğan-Putin görüşmesi.
Ve; aslında 16'sında ABD Başkanı Trump ile görüşmesinden önce Suriye konusunda ABD ile Rusya'nın farklı düşünüp düşünmediğinin anlaşılması açısından da bir fırsat oldu. Bu zirvede yeni bir tanım da dile getirildi ilk kez; Türkiye'nin "Terörden arındırılmış güvenli bölge" olarak nitelendirdiği kavramı Rus mevkidaşlarımız "Çatışmasızlık Bölgesi" olarak dillendirdi. Her iki terim de aynı anlama karşılık geliyor aslında ve İdlib merkezli bir alanda yani İdlib'in yanında Halep'in bir kısmı, Humus'un El Rastan bölgesi, Şam kırsalı, Deraa kırsalı ve Kuneytra kırsalı dahil 4 bölgede çatışmasızlık adımının atılması hedefleniyor.
Bunun gerçekleşmesi halinde Suriye meselesinin yüzde 50'sinin çözüleceğini söylüyor Cumhurbaşkanı Erdoğan.
Soçi'deki zirvede çok önemli bir konu daha gündeme geldi.
Daha önce Suriye'de Afrin bölgesinde Rus askerlerinin PYD'li teröristlerle çekilmiş fotoğrafları tarih ve yer belirtilerek Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Putin'e sunuldu ve gereğinin yapılması istendi. Putin, Rus askerlerinin böyle bir ilişki içinde olamayacağını, PYD ve PKK'ya silah verilemeyeceğini buna rağmen fotoğrafları inceleteceğini ve gereğini yapacağını söyledi.
Zirvede neler konuştuğuyla ilgili bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın en önemli açıklamalarından birisi de; Rusya'nın Kuzey Suriye'de bir Kürt devleti oluşturulmasına olumlu bakmadığını ifade etmesiydi. Türkiye'nin bu durumdan rahatsız olacağını bildiklerini ifade eden Putin, bu konuda tartışmasız Türkiye'nin yanında yer alacağını belli etti.

AK PARTİ'DE YEPYENİ BİR DÖNEM

Ve; iç siyaset ile ilgili de çok önemli açıklamalar yaptı Cumhurbaşkanı Erdoğan.
2014'te halkın oylarıyla seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı olduğunda artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını şu sözlerle ifade etmiş ve gücünü milletten alan bir Cumhurbaşkanı olarak "Koşan ve terleyen" bir Cumhurbaşkanı olacağını söylemişti. Bundan sonraki dönemde de sadece kendisi koşan terleyen bir siyaset adamı olmayacak, kendi partisi ile birlikte diğer tüm partileri ve siyasetçileri de koşturmaya, terlemeye zorlayacak bir Tayyip Erdoğan göreceğiz artık.
Anayasa değişikliği ile birlikte partisinin de başına geçmeye hazırlanan Cumhurbaşkanı'nın, yeni dönemi anlatırken kullandığı ifadelere dikkat:
"Böyle gelmiş böyle gider diyemeyiz. Böyle gelmiş, böyle gitmez. Eksikliklerimiz nelerdir, nerelerde hata vardır bunlara bakmamız lazım. Kucaklama ağının çok geniş olduğu bir yaklaşımı ortaya koymamız gerekecek. Bu hareket bizi dışladı dedirtmeme noktasında elimizden geldiğince gayret edeceğiz. Bunu yüzde 100 başarmak mümkün değil ama biz elimizden geleni yapacağız.
Önemli olan gönüllere girmektir.
Tüm teşkilatları bu hale dönüştürmeyi başarmamız gerekiyor.
Ve ben inanıyorum ki; bu başarılabilirse insanların bizlere teveccühü daha da artacaktır."

KILIÇDAROĞLU FUTBOLU DA SİYASETİ DE BİLMİYOR

Cumhurbaşkanı ile iç siyasete dair sohbetimizde konu CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Partili Cumhurbaşkanının sadece kendi partisinin Cumhurbaşkanı olması anlamına geldiğini" ifade eden ve bunu futbol örneğiyle anlatan "Fenerbahçenin kalecisini Fenerbahçenin maçına hakem tayin etmek" sözlerini sordum. Kılıçdaroğlu'nun tam tersine Erdoğan'ın en iyi bildiği konulardan olan futbol, yine en iyi bildiği konulardan olan siyaset ile birleşince keyifli bir yanıt geldi:
"Kemal Bey'in futbolla yakından uzaktan ilgisi yok. Fener'in efsane forvetlerinden Lefter'i kaleci olarak takdim eden kişiden zaten başka bir şey olmaz. Önce kendi partisinin tarihini de öğrenmesi lazım. Onu da bilmiyor. Gazi Mustafa Kemal'in hem partisinin başında hem Cumhurbaşkanı olduğunu bilmiyor. İnönü de aynı durumdaydı, onu da bilmiyor.
O dönemlerde partilerinin il başkanlarının valilik yaptığını da bilmez, bunları öğrenmesi lazım.
Dünyada bu uygulamanın çok örneği var, kılavuzu sıkıntılı kendisinin.
Bizde artık Cumhurbaşkanı doğrudan millet tarafından seçiliyor. Anayasa değişikliği ile Başbakanlık yerine artık Cumhurbaşkanı hem partisinin başında olabilecek hem görevini ifa edebilecek. Adil davrandığı sürece de milletin başı olarak kalabilecektir. Adil davranmazsa millet bunu çok iyi takdir eder, getirdiği gibi götürür de zaten..
Kılıçdaroğlu siyaset temelinde iyi bilmiyor, iyi okumuyor, kendisine de iyi danışmanlık yapılmıyor.
Çok ciddi yanlış açıklamaları oluyor. Bunlar da Türkiye'yi ana muhalefet yoksunu bir ülke haline getiriyor maalesef."

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.