YUNUS KARAKAYA TÜM YAZARLAR
HAYATINI ATLARA VE SELÇUK’A ADAYAN KADIN
4.1.2017 | Arşiv

HAYATINI ATLARA VE SELÇUK’A ADAYAN KADIN

yunus.karakaya@yeniasir.com.tr

Sizlere bugün hayatını atlara ve Selçuk'a adayan bir Avusturyalı kadından bahsedeceğim.
Ona Selçuk gezim sırasında Sultaniye köyünde rastladım.
Gerçi ona Avusturyalı demeye artık bin şahit ister. Sanırım Türkleri ve köylüleri o kadar çok benimsemiş ki adeta bizden bir parça olmuş.
Johanna Picker, Avusturyalı ressam Kurt Kopta ve Brigitta Edler'in ortanca kızları.
Aslında ailesinin ve onun hikayesi filmlere konu olacak kadar enteresan.
Johanna'nın ve ailesinin Selçuk'taki yaşamı 30 yıl öncesine dayanıyor.
Selçuk Meryemana'yı ziyaretleri sırasında Türk kültürüne hayran kalan Kopta ve Edler, 1986'da Türkiye'den ev almaya karar verir.
Aile önce Kütahya'yı mesken tutar. Çeşme, Kuşadası ve Selçuk'taki tüm köyleri ailesi ile birlikte gezen Johanna Picker o zamanlar 4 yaşındaymış.
Selçuk'un köylerini gezerken atların dağ yoluna gittiğini gören Avusturyalı ressam Kurt Kopta ve Brigitta Edler, atları takip ettiklerinde o uzan dağ yolu 10 haneli Sultaniye'ye çıkar.
Brigitta Edler, köyde köylülerle ile biraz zaman geçirdikten sonra, "İşte yaşamak istediğim yer burası" der. Dağın yamacına önce çadır kuran Brigitta Edler daha sonra köyün girişine ev yapar.
Ressam Kurt ve seramik sanatçısı Brigitta'nın daha önceden 11 çocuğu olmasına rağmen, 12'nci çocukları İsmail'i Türkiye'de doğurur.
Türkiye'de Türk kültürünü benimseyen aile artık yılın büyük bir kısmını Sultaniye'de geçiriyor. Hem de Türk kültürü ve ananelerine uygun olarak geçiriyor. Türk geleneklerine ve kültürünü öyle bağlı yaşıyorlar ki Türk'ten de öte bağlı yaşadıklarını söylersem abartmış olmam sanırım.

TÜRK ATLARINI DÜNYA TANISIN

Ailenin ortanca kızı Johanna'nın hayatı ise adeta atlarla geçiyor. Atlar ile onun arasında adeta özel bir bağ var.
Johanna, Sultanköy'e yerleştikten sonra da peşini takip ettikleri o atları yetiştirip soylarını devam ettirmiş. Eşi Yavuz Aşıcı ile yolu at çiftliğinde kesişmiş.
Daha sonra Allegra isminde dünya tatlısı bir kızları dünyaya gelmiş.
Ancak Johanna'nın tek hayali Türk (Rahvan) atlarını dünyanın tanıması.
Johanna şimdilerde at eğitimleri ve özel bağı ile dünyada da ses getiriyor. Atçılığın turizmden öteye geçtiği İspanya'da ünlü eğitmenlerden, çiftliklerden davetler alıyormuş. Ancak Johanna Türkiye'de, özellikle de Selçuk ve Kuşadası civarında atçılığın daha da geliştirilmesinin mümkün olduğunu üstüne basa basa söylüyor.
Johanna, "Türkiye'deki atların güzelliğini tüm dünya duysun istiyorum.
Burada yaptıklarımızdan herkesin haberi olmalı.
Bizim yetiştirdiğimiz rahvan atları Selçuk bölgesinde. Yunanistan bu atları koruma altına aldı.
Neden Selçuk, Sultaniye atları dünyada duyulmasın?
Üstelik liderlik, hiperaktivite, dikkat eksikliği, otizm gibi konularda atların inanılmaz iyileştirici gücü biliniyor.
Dünyada atçılık turizmin de ötesinde. Bizde neden öyle olmasın? Şimdi Okaliptüs Horse Rache ve At Çiftliği'nde eğitimlerimiz ve turlarımız sürüyor. Atlarımızı sürü halinde besleyip onlara ihtiyacı olan ortamı sunmak en büyük borcumuz ve özellikle ağırlık verdiğimiz bir konu. Ancak bu şekilde sağlıklı ve verimli bir çalışma mümkün."

ECE (EYCE) SULTAN TÜRBESİ

Eğimli ve yüksek bir arazide bulunan mezarlığın içinde kare planlı düz çatılı kesme taştan yapılı türbedir.
Ece Sultan'ın Bektaşi erenlerden olduğu söylenmektedir.
Yanında yatan kişinin bir bayan olduğu fakat Ece Sultan'ın hanımı olup olmadığının bilinmediği köyde yaşayanlar tarafından söylenmiştir.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.