• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • İkindiye 23:55:00
  • BIST 78.384,78
    EURO 4,4760
    USD 3,8608
    GBP 3,8608
    CHF 3,8608
    JPY 3,8608
ELİF AKTUĞ

Elektrik almaya benzemez aşk!

Tüm yazıları
Giriş Tarihi: 22.01.2015, 00:00
Filmi anlatmaya doyamadım, farkındasınız. Elimde değil, son dönemlerde yapılan en iyi 'sevgi' filmi çünkü. Parmağı gözünüze sokmuyor ağlatmak için ya da oyuncuyu muz kabuğuna basıp düşürmüyor güldürmek adına. Hikayesini başarıyla anlatıyor Mahsun Kırmızıgül, o da yetiyor. Filmde Aziz karakteri üzerinden anlatılan metafor, çok etkileyici. Aslında rahatsızlıkları olan bir adamın aşık olmasının ardından iyileşmesini anlatan Mucize'de, bambaşka bir şeyin gizlendiğini anladım. Biz hepimiz Aziz'iz. Herkes hastalıklı, herkes sırtında bir kambur taşıyor. Herkes defolu, herkes sakat. Aziz'den neyim eksik ya da fazla diye düşündüm, aşktan önceki hali de bana benziyor, aşktan sonraki hali de...
***
Aşkın insanı güzelleştiren bir yanı var, Allah herkese nasip etsin. Ama bahsettiğim elbette gerçek aşk. Öyle birinden 'elektrik almaya', birinden etkilenip birkaç hafta takılmaya benzemiyor. Aşkı böyle zanneden ve yaşayanlara ne ifade ediyor 'Mucize' bilmiyorum. Onlar gerçek aşkın sadece kitaplarda ve filmlerde var olduğunu sanacaklar. Oysa aşk var, aşk insanın tam içinde, nefesinde var. Bunu anlamak, çözmek zaman istiyor; aşk herkese gelmiyor. Kalbi açmak ve teslim olmak ilk şart, bu da nasıl zor! Hele bu şartlarda, hele bu yüzyılda, hele bu coğrafyada. Öyle bir tornaya sokuyor ki hayat insanı, aşkla dalga geçecek boyuta geliyor insanoğlu. Taş gibi oluyorsun, duvarlar beliriyor çevrende, yalanlarla, maskelerle yaşıyorsun. Maskeyi indirmek lazım aşk için! Var mısın, kolay mı dersin?
***
Risk almaya değer mi; aşk tüm hastalıkları temizleyeceği gibi, bir yanlış adımda daha da hasta ediverirse adamı; ne olacak? Öyle teslim olacaksın işte, günahsız gibi... Aşk günahsız bir anda bulur bedeni; teslim olmaya razı mısın?

Buyur bakalım

*Nur Yerlitaş reklamına bayıldım. Televizyon programındaki halleri, daha doğrusu programın tamamı o kadar antipatik geliyor ki bana; Nurella'yı tanımama ve bir hukukumuz olmasına rağmen 'gıcık olmaya' başlamıştım. Derken reklam durumu toparladı, çok başarılı olmuş gerçekten de...
*Burcu Esmersoy haberi yoktu bir haftadır, meraklanmışsınızdır! Dile kolay tam bir hafta kendini çekti medyadan... Nasıl bir azim ve kararlılık, bravo. İşte bunu kavrayan magazinciler kadını bir davette görünce hemen aşk/meşk soruları yöneltmişler. İçimiz rahatladı görünce, hep derim Burcu'dan önce nasıl yaşıyorduk?
*Hülya Avşar diziye başlayacakmış. Onun aslında bir reality şov yapmasını isterdim, kendisi, hayatı, kardeşleri vs. Kardashian'ların bir başka çeşidi. Hülya kendisi gibi olduğunda kimse tutamaz onu, biliyoruz artık.
*Cem Yılmaz ve Ayşe Hatun Önal haberi yaptı bir gazete; berbat bir başlıkla. Cem de fotoğraflarla cevap verdi sosyal medya üzerinden. Odundan gazeteye, daha doğrusu gazeteciğine geçişi anlattı! Şimdi diyeceksiniz ki haberi yapan nasıl da utanmıştır! Çok yanılırsınız; utanma duygusu olmayan bir 'tür'e dönüştü magazincilik; yazık oluyor. Utanmadıkları gibi odun olmayı da köşe yazısı konusu yapıp, bunun güzel bir şaka olduğunu yazdılar. Cem biliyor ama bizi de biliyor Allah'tan...


Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
GÜNÜN YAZARLARI
  • SON DAKİKA