Bu web sitesinde çerezler kullanılmaktadır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

"Tamam" ı tıklayarak, çerezlerin yerleştirilmesine izin vermektesiniz.

İzmirlilerin beş parmağında 5 hüner

İzmir, yaşayanlarının yaptığı işlerdeki başarılarıyla ve Türkiye bir yana dünya çapındaki yetenekleriyle nam salmıştır. Genellikle en az iki karpuzu bir koltuğa sığdırırız, kimi zaman 3 karpuzu birden sığdıranlar olmuştur. Kültür ve sanatta, özellikle gazetecilik ve tiyatro, sinemada. Hüseyin Baradan ağabeyimiz buna çok çarpıcı örnekti. Hem fotoğraf sanatında ustaydı hem de Yeşilçam'ın hem komedi hem de kötü adam rollerini mükemmel başaran kişiydi.
Özel hayatında arkadaş canlısı, herkesi kucaklayan bir yapıya sahipti. Ama kötü adam rolleri kimilerinin hafızalarında olumsuz tablolar üretmişti. Bunlardan birisi de, tatlı, sempatik arkadaşımız İzmir'in usta sayfa sekreterlerinden Halil İbrahim Vural'dı. Çocukken arkadaşlarıyla semt sinemasına gider.
Filmde başrolü Hülya Koçyiğit oynamaktadır ve Hüseyin Baradan da kötü adam rolündedir.
Baradan, Hülya'nın evde tek başına yalnız kaldığı fırtınalı bir gecede pencereden içeri süzülür ve genç kıza saldırır. Hülya Koçyiğit çığlık atar, bizim Halil de sahneden son derece olumsuz etkilenmiş, korkmuştur, Baradan rüyalarına girer. Aradan uzun yıllar geçmiş ama Halil'deki Hüseyin Baradan fobisi bir türlü geçmemiştir.

BARADAN FOBİSİ

İzmir Gazeteciler Cemiyeti'nin Kuşadası Fantasia Otel'deki balosunda Baradan ve ailesi, Halil İbrahim ve ailesi birliktedirler.
Halil bir ara odasından bir şey almak için asansöre biner bir de bakar Hüseyin Baradan karşısında. Halil, Baradan'ı karşısında görünce çocukluk depresyonu canlanır. Tir tir titrer, sallanır, sararır, solar. Baradan karşısındakinin tepkisine şaşırır, neden sonra olay ona da anlatılır.
Son derece anlayışlı bir insan olan Hüseyin Baradan (Allah rahmet eylesin), Halil'i yemeğe çağırır, büyüyü tatlı diliyle çözer, aslında kendisinin bu karakterde bir insan olmadığına, filmdeki rol icabı böyle bir tipe döndüğüne inandırır. Halil de Hüseyin ağabeyine sarılır, öper.

ADINI ÖLÜLER ARASINA YAZDILAR

İzmir'in tanınmış foto muhabirlerinden Ahmet Gümüşçü, Türkiye Spor Yazarları Derneği'nin İstanbul'daki genel kuruluna İzmir delegesi olarak katılmıştı.
Kongre Levent'te yapılıyordu. Eski yönetim kurulu üyeleri delegelere birer broşür dağıttı. Broşürün "Aramızdan ayrılanlar" listesinde Ahmet Gümüşçü'nün de adı vardı. Ahmet ismini listede görünce kıpkırmızı oldu. Divan Başkanlığı'na giderek, "Ben ölmedim, buradayım, yaşıyorum" dedi. Aradan birkaç dakika geçmişti ki, lokaldeki çatının bir bölümü Ahmet Gümüşçü'nün de bulunduğu İzmir Delegasyonunun üzerine çöktü.
Bereket yaralanan olmadı ama Haluk Güney espriyi patlattı:"Ahmet ağabey, keşke gidip ölmediğini söylemeseydin, adamlar listeden eksilme olmasın diye üzerimize çatıyı çökerttiler..."

BORULARI BIRAKIN BARİ

Sevgili kardeşimiz Osman Gençer Bostanlı'da bir ev satın almıştı. Eşi iç mimar-dekoratör Arseli hanım, "Restorasyona ihtiyacı var" deyince restorasyona gidildi ama uzun sürdü, "Bir ayda biter" denilirken 3-4 ayı buldu.
Aşağı katta oturan komşu gürültüden sürekli şikayet ediyor, "Mahkemeye vereceğim, sizi buradan attıracağım" diyordu. Osman Gençer bir gün gitti, inşaatın son durumunu incelemeye.
Baktı alt kattaki komşunun evinin önüne borular yığılmış, "Adam haklı.
Kimse evinin önüne böyle borular yığılsın istemez" dedi ve işçileri çağırarak toplattı, kendi dairesinin önüne yığdırdı. Adamlar son boruyu çekiyorlardı ki komşu hışımla çıktı evinden, bağırmaya başladı:"Bu kadarına pes artık. Gürültünüze bunca aydır katlanıyoruz, bari borularımı götürmeseydiniz".