• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • İkindiye 23:55:00
  • BIST 78.384,78
    EURO 4,4760
    USD 3,8608
    GBP 3,8608
    CHF 3,8608
    JPY 3,8608

ABD’de başkanlık seçimi ve doların geleceği

Uluslararası ekonomi çevreleri, bugünlerde ABD başkanlık seçimlerine kilitlenmiş durumda. Trump ve Biden arasındaki sert mücadelenin sonucunun, küresel ekonomipolitik sistemi de derinden etkileyeceği herkesin malumu...

ABD’de başkanlık seçimi ve doların geleceği
Giriş Tarihi: 17.10.2020

ABD tarihinin en ilginç başkanlık seçimlerinden birisini gerçekleştirmeye hazırlanıyor. Elbette, iki aday arasındaki mücadele büyük bir merakla takip ediliyor. Tarihin en sert mesajlarıyla bezenmiş, adayların neredeyse birbirlerine doğrudan hakaret ettikleri bir ortamda, tuhaf senaryolar da konuşulmakta. Sokaktaki vatandaşı geçelim, Facebook'un kurucularından Zuckerberg'in dahi seçim gecesi ve sonrasında sokakta silahlı çatışmalar ve adaylar lehine direnişler yaşanabileceği endişesini dile getirmesi, hem seçim gününe kadar hem seçim günü ve sonrasında yaşanacakları epey konuşacağımıza işaret ediyor.

ÇİN VE İRAN GERGİNLİĞİ
Bununla birlikte, uluslararası ekonomi çevreleri, Trump veya Biden'dan hangisinin ABD'nin bir sonraki başkanı olması halinde, küresel ekonomi-politik sisteme ne tür etkileri olacağını da derinlemesine tartışmaktalar. Başkan Trump'ın, seçilmesi halinde, Çin ve İran'la gerginliği daha da tırmandıracağı; Körfez'de ve Orta Doğu'da İsrail lehine bölgesel dengeleri değiştirmeyi sürdüreceği; Rusya'yla ve Avrupa Birliği ile hayli inişli çıkışlı bir ilişki setinin devam edeceği anlaşılıyor. Uzmanlar, böyle bir tablonun ABD Doları'nın performansı ve değeri açısından hayli yorucu olacağı konusunda hem fikirler.

BIDEN TANSİYON İNDİRİR Mİ?
Buna karşılık, Biden'ın başkan seçilmesi halinde, Trump dönemindeki Çin, İran ve Orta Doğu politikalarının aynı sertlikte ve gerginliği daha da tırmandıracak bir şekilde yönetilmeyeceği yönündeki kanaat hayli güçlü. Bu noktada, ABD-Avrupa Birliği ilişkilerine de yeni bir soluk getirilmesi kuvvetle muhtemel gözüküyor. Rusya konusu ise Biden yönetimi döneminde biraz daha karışık olacak gibi gözlemlenmekte. Bu nedenle, küresel ekonomi-politik sistem adına daha az gerginlik çıkaracak; tersine tansiyonu bir ölçüde indirecek bir Biden'ın ABD Doları'nın değeri ve performansı açısından daha olumlu bir sonuca sebep olabileceği düşünülüyor. Dünyanın merak ettiği en kritik konu ise, Trump'ın, yeniden seçilmesi halinde, ABD'nin işine gelmeyen projeler ve ülkeler arası işbirlikleri nedeniyle, uluslararası hukuka aykırı ve onaylanmayan yaptırımları, ambargoları uygulamaya devam edip etmeyeceği.

ZAYIF BİR İHTİMAL
Bunun da ötesinde, dolar cinsinden uluslararası ödeme ve transfer sistemini bir tehdit unsuru, tehdit mekanizması olarak kullanım kullanmayacağı. Doğrusu, Biden'ın da, eğer sıkıştırmak istiyorsa, kendi döneminde bu tür yöntemlere başvurmasının zayıf bir ihtimal olmadığına işaret ediyor. Ancak, hangi başkan göreve gelirse gelsin, ABD'nin doları, dolar cinsinden uluslararası ödemeler ve para transfer sistemini bir tehdit aracı olarak kullanması, ABD Doları'nın küresel rezerv para olma özelliğini doğrudan tehdit eden en büyük hata, ABD'nin kendi topuğuna kurşun sıkması anlamına geliyor. Bu nedenle, ABD'nin bu tutumunda ısrarcı olması halinde, doların geleceğinde euro, renbinmi (yuan) ve altın lehine merkez bankalarının rezervlerinde önemli pay kaybı kaçınılmaz gözüküyor.

AB'NİN KENDİNİ YENİDEN KEŞFETMEYE İHTİYACI VAR
Konu hazır Avrupa Birliği ve Euro'nun da geleceğine gelmişken, Birliğin hala en aklı başında ve bu nedenle 'ağbi' konumundaki ülkesi olarak Almanya'ya ve 2005'ten beri Almanya'nın Şansölyesi olan Merkel'e çok iş düştüğü bir gerçek. Çünkü, Mitterand'dan bu yana Fransa uluslararası siyasette dinginlik, saygınlık, ağır başlılık kazandıracak bir lider bulamadı kendine.

MERKEL'İN ZOR GÖREVİ
Bu nedenle, Almanya ve bilhassa Merkel, Sarkozy ve Macron gibi 'hezeyan' içinde olan siyasetçilerin 'saçmalıkları'nı da dengelemek, zapt etmek zorunda. ABD, Rusya ve Çin gibi küresel güç merkezleriyle yeni bir ilişki seti oluşturulması gerektiğini düşünen Merkel, küresel sistemdeki 'ağırlık merkezi' değişiminin de, 'Yeni Normal' olarak adlandırılan dönemin de fazlasıyla farkında olması nedeniyle 'Türkiye ile güçlü ilişkiler' adına da önemli bir çaba ortaya koyuyor.

YENİ BİR HİKAYE YAZMALILAR
AB'nin kendini yeniden keşfetmeye, imkan ve kabiliyetlerini canlandırmaya ihtiyacı var. 'Yeni Yeşil Düzen', AB'nin karbon salınımı, sıfır atık gibi başlıklarda, dünya ekonomisi ve küresel ticaret adına yeniden 'öncü rol' üstlenmesi, bu alanda yeni bir hikaye yazması, AB'nin geleceği açısından 'kalıcı' bir çıkış yolu olabilir. Aksi durumda, 'aşırı sağcılaşma' riski ve 'dayanışma kültürü'ne yönelik artan 'inançsızlık'la projenin geleceği giderek daha fazla tehdit altında olacak.

KONUK YAZAR / Prof. Dr. Kerem ALKİN

ABD’de başkanlık seçimi ve doların geleceği haberine yapılan yorumlar ( yorum)

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Turkuvaz olarak kişisel verilerinizi işliyor, aynı zamanda kanunlarda öngörülen teknik ve idari tedbirleri alarak bu verilerinizin korunması için elimizden gelen tüm çabayı gösteriyoruz. İşlenen kişisel verilerinize ilişkin aydınlatma metnine veri politikası sayfasını ziyaret ederek ulaşabilirsiniz.

  • SON DAKİKA