Ege Mağara Araştırma ve Koruma
Derneği (EGEMAK) tarafından yürütülen ve İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) tarafından
desteklenen ''İzmir'in Mağaraları'' projesi, 10 aylık çalışmanın ardından
tamamlandı.
Proje çalışması boyunca, İzmir'deki 54 mağarada 20-30 kişilik gruplar
halinde araştırma yürütülerek, ölçüm yapılıp mağaraların haritaları çıkarıldı ve
kayıt altına alındı.
Peksev, geçen yılın ağustos ayında başlatılan ve İZKA tarafından desteklenen proje kapsamında İzmir'deki 54 mağarayla ilgili harita, ölçümleme ve araştırma çalışması yaptıklarını, bu çalışmanın sonuçlarını bir kitapta topladıklarını anlattı. Bir spor olarak bilinen mağaracılığın aynı zamanda bir bilim niteliği taşıdığına işaret eden Peksev, ''Derneğimizin kuruluş amacı Ege'deki mağaraları araştırmak. Ama çevre açısından da konuyu ele aldık. Yerin altında da çok ciddi bir eko sistem var. Ve bununla ilgili bir proje yok. O yüzden bu projeyi bir fırsat olarak gördük. Konuya ışık tutmak, bilinç yaratmak için projeyi başlattık'' diye konuştu.
Türkiye'de turizme açılmış mağara sayısı 15 civarında iken İzmir'de turizme açık mağara bulunmadığını belirten Peksev, ''Ancak bizim her mağarayı duyurmak, turizme açılmasını sağlamak gibi bir amacımız yok. Çünkü gerçekten çok özelliği olan mağaralar var ve turizme açıldığı zaman ne kadar korursanız koruyun bir noktadan sonra oradaki sistem özelliğini kaybetmeye başlıyor. Türkiye'de bilinçsizce turizme açılan mağaralar var'' dedi.
"DEFİNE ARAYICILARI MAĞARALARA ZARAR VERİYOR"
Mağaralara izinsiz girmenin risklerine dikkati çeken Peksev, şu bilgileri verdi: ''Bilinenin ve korkulanın aksine Türkiye'de kan emen yarasa yok. Bizdeki yarasalar tamamen meyve ve böcek yiyen yarasalar. Mağaralardaki asıl tehlike uçurumlar, kuyular, derin göller. Buralara düşebilir, kafanızı taşlara, mağara oluşumlarına çarpabilirsiniz. O yüzden izinsiz girmek çok riskli. Kültürel bir varlık, doğal birer müze mağaralar. Mağaralara en büyük zarar define arayıcıları tarafından veriliyor.'' Levent Arslan da mağara konusunun pek fazla kurum tarafından sahiplenilmediğini, yaptıkları çalışmalar çerçevesinde yöre halkını bilinçlendirmeye çaba gösterdiklerini söyledi.
Türkiye'de mağaraların bilinmeme oranın çok yüksek olduğunu belirten Arslan, şunları kaydetti: ''Yaklaşık 40 bine yakın mağara olduğu söyleniyor. Ama bunun sadece 2 bin tanesinden haberdarız. 2 bin tane mağaranın da bir kısmı araştırılmış durumda. Avrupa'da mağara konusunda Fransa birinci, Türkiye ikinci sırada. Mağara konusunda çok zenginiz ama çok küçük bir kısmını biliyoruz. O yüzden İzmir'de ne kadar mağara olduğunu tahmin etmek gerçekten çok güç.''
İZMİR BİRÇOK ÖNEMLİ MAĞARAYA SAHİP
Sporla bilimin iç içe olduğu yegane doğa sporu olarak tanımlanan mağara bilimi (Speleoloji), bünyesinde, yürüyüş, kampçılık ve ip inişi gibi birçok sportif alanı; ölçüm, haritalama gibi uzmanlık alanlarını; jeoloji, hidrojeoloji, biyoloji gibi bilim dallarını barındırıyor. Türkiye'nin mağara potansiyeli açısından bakıldığında İzmir yapısal olarak birçok önemli mağaraya sahip. İzmir'in Ödemiş, Urla, Buca, Torbalı, Foça, Selçuk, Aliağa, Dikili, Karaburun, Kemalpaşa, Tire ve Bornova gibi ilçelerinde kayda alınmış ve araştırmaları tamamlanmış 50'nin üzerinde mağara bulunuyor.
İlçelerdeki mağara sayısı açısından Torbalı 8, Kemalpaşa 7, Selçuk 7 ve Buca 6 mağara ilk sıralardayer alıyor. Foça ilçesinde bulunan mağaralar Akdeniz foklarının Türkiye'deki önemli yaşam alanlarını oluşturuyor. Ödemiş'te birbirine paralel olan Subatan ve Ayvacık Yayları'nı ayıran sırtın iki eteğinde bulunan subatanlara tarımda kullanılan sulama suları ile dereler aracılığıyla kışın kar ve yağmur suları giriyor. Bu sular, subatanlarda cadı kazanları, şelaleler, göller ve su akıntıları oluşturarak ilerliyor; mağaranın sonunda batarak, yükseklik olarak daha aşağıdaki köylerde su kaynağı oluyor. Dikili'de Gökçeağıl Vadisi'nde bulunan Yelköprü Mağarası ise içinden geçen dere ve oluşturduğu doğal köprüyle dikkati çekiyor.
Mağara içinden geçen Madra Çayı'nın kollarından biri, mağaradan çıktıktan kısa bir mesafe sonra 20 metrelik Tufanuçuran Şelalesi'ni oluşturuyor. Civardaki sıcak su kaynakları bu çevrede bulunuyor ve mağaranın duvarlarında birkaç yerden, dere suyundan daha sıcak olan sular çıkıyor. Bu sıcak su kaynaklarından biri de mağaranın yakınındaki Nebiler Köyü'nde Nebiler Kaplıcası'nı oluşturuyor. Bu mağaraların 2 bininin bilindiği Türkiye'de, birer doğal zenginlik olan mağaraları araştırma ve envanter çıkarma çalışmaları özellikle sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarıyla sürdürülüyor. Bazen yerin yüzlerce metre altına uzanabilen mağaralar, içlerinde sarkıtların, dikitlerin, sütunların ve diğer oluşumların güzelliğiyle meraklılarını kendisine çekerken, bazıları turizme açılıyor, bazıları da sadece işin profesyonelleri tarafından spor ve araştırma amaçlı gezilebiliyor.