Yüreğimizin bir parçası Makedonya

Makedonya’nın başkenti Üsküp, beş yüz bini aşan nüfusuyla ülkenin dörtte birini barındıran bir özelliğe sahip. 1392 yılında Osmanlı topraklarına katılan şehir, 500 yıldan fazla bir süre Osmanlı egemenliğinde kalmış. Anadolu’nun aynası gibi...

ATALARIMIZIN İZİNDE BALKANLAR - HÜROL DAĞDELEN
İzmir Makedonyalı Göçmenleri Birleştirme, Dayanışma ve Kültür Derneği Başkanı Şaban Yaprak aradı telefonla... Balkan ülkelerine gezi düzenlediklerini söyledi, "Sen de kökenini tanımak istiyorsun, dedenin memleketi Kalkandelen'i çok söyledin bana... Oraya da gideceğiz. Katılmanı isterim" dedi. Maddi koşullarını sordum, kimlerin katılacağını da...
Söylediği bir söz beni çok etkilemişti: "Çamdibi'nde Makedon Türkü birçok göçmen aile yaşıyor biliyorsun... Bir çoğu 1950'lerde gelmiş....
Çoğu da Delçovo bölgesinden... Akrabalarını, komşularını görmek isteyen, anılarını tazelemek isteyen var... Bu geziyi onlar için düzenledik.
Sözün özü, onlar Atalarının izlerini takip etmek istiyor"...
Evet benim için fırsattı gerçekten...
Geziye katıldım, katılımcıların çoğunun yaşı 60'ın üzerinde...
Bir o kadar da genç katılım vardı aramızda...
Genç, yaşlı yoktu. Herkes birdi, aynı duyguları yaşıyordu, aynı hüzne, aynı gurura sahipti. 26 kişilik gezi grubu olarak bir midibüse doluştuk ve karış karış Balkan'ları gezdik, Türklerin izini, Atalarımızın yaşadığı yerleri takip ettik...
Gezimizin en önemli durağıydı Makedonya... Çünkü, geziye katılmış her konuğun ortak duygusu, ortak düşüncesi Makedonya'ydı.
Yaşlı yolcuların çoğu o zaman bağlı oldukları Yugoslavya'nın Devlet Başkanı Tito'dan söz etti gezi boyu..
Kimi iyi, kimi kötü... Hepsinin belleğinde kalan en önemli şey ise, savaştı. Bir ulus devletin bölünmesi, parçalanmasıydı.
"Her birimiz bir köşeye savrulduk. Savaşta Avrupa ülkeleriyle işbirliği yapanlar, ülkenin en değerli köşelerini kaptı, bağımsızlığını ilan etti. Ancak Balkanlar'ın tümünde Atalarımızın izi vardır" diyerek...

NEHRİN İKİ YAKASINDA
Denize kıyısı olmayan Makedonya'nın başkenti Üsküp, Vardar Nehri'nin her iki kıyısına kurulmuş. Beş yüz bini aşan nüfusuyla ülkenin dörtte birini barındırıyor.
1392'de Osmanlı topraklarına katılan şehir, 500 yıldan fazla bir süre Osmanlı egemenliğinde kalmış. Gezdiğinizde Kemeraltı'nı hissettirircesine benzeyen eski çarşı, hoş anıları biriktirmiş...
Esnafı süzdüğünüzde, Anadolu'yu görmüş gibi oluyor insan... Yeni çarşı da ise Müslüman pek yok, daha çok Makedon kökenli esnaf var burada...
Çarşı içerisinde yer alan Mustafa Paşa Camii, Kurşunlu Han, Sulu Han, Davut Paşa Hamamı görülecek yerlerin başında... Buna Üsküp Kalesi de eklenebilir.
Yahya Kemal, Mehmet Akif Ersoy, Hoca Tahsin, Arnavut Abdi Paşa ve Mustafa Kemal Atatürk'ün dedesi Hakkı Efendi gibi büyük şahsiyetlerin çıktığı Üsküp, Osmanlı'nın Rumeli coğrafyasındaki önemli kültür merkezlerinin başındaki konumunu yıllarca korumuş.
MEYDAN, ŞEHRİN KALBİ
Kentin simgesi olan 13 kemerli Taş Köprü ve köprünün bağlandığı Makedonya Meydanı şehrin kalbi. Sultan I. Murad döneminde yapılan 13 gözlü Taş Köprü'nün böldüğü şehrin bir yanında Arnavut ve Türk azınlıkları yaşarken, diğer yanda Makedonlar yaşıyor.
Mustafa Paşa Camii, Kurşunlu Han, Sulu Han, Davut Paşa Hamamı şehrin Eski Çarşı bölgesinde gezilecek yerler arasında yer alıyor. Listeye Üsküp Kalesi, Rahibe Terasa Evi, St. Kliment Kilisesi de eklenebilir. Köprüden geçtiğinizde kendinizi Makedonya Meydanı'nda buluyorsunuz.
Burada insanı rahatsız eden görüntü ise hemen her köşe başında karşınıza çıkan heykeller... Sanki kentin tamamı heykellerle örülmüş... Belki de, Makedonların, kendi kimliklerini pekiştirmek için buralara diktikleri heykeller, bence şehrin tarihi dokunuşa zarar vermiş...
Makedonya'ya gelip de o ünlü köftesi ve kuru fasulyesinden yemeden olmaz. Buraya daha önce gelen birçok arkadaşım, gitmeden daha tembih etti. "Yemeden gelme" diye... Ben de öyle yaptım. Türklerin yoğunlukla yaşadığı eski çarşıda, Şaban'ın de önerisiyle bir lokantada oturduk ve köfte ve kuru fasulyeden bir güzel yedik...

ATATÜRK'ÜN ASKERİ LİSESİ ŞİMDİ MÜZE
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün askeri lise yıllarını geçirdiği Manastır da gezimizin önemli bir durağı.. Şimdi 'Bitola' denilen Manastır, sakin ve temiz bir kent...
Makedonya'nın ikinci büyük şehri olan Manastır, Osmanlı 3. Ordusu'nun da merkezi olması nedeniyle diğer Makedonya şehirlerine göre oldukça gelişmiş.
Burası aynı zamanda, 1896 yılında Atatürk'ün askeri liseyi okumak için geldiği şehir. Mustafa Kemal, Selanik Askeri Rüştiyesi'ndeki eğitimini tamamladıktan sonra, Manastır Askeri İdadisi'nin sınavlarına girerek başarılı olmuş.
Okul şimdi müze olmuş...
Kapıda bir görevli var, bizden müzeye giriş parası istedi, verdik. Koca bir okulda, Atatürk için özel bir köşe hazırlanmış... Giydiği kıyafetler, kullandığı silahlar ve daha pek çok şey burada sergileniyor. Bir de anı defteri var, Atatürk'e duygularımızı dile getirdiğimiz...
Ben de bir şeyler yazdım, hazırol vaziyetinde... Benim için çok özel bir andı bu.

BİR SAATE SIĞAN KALKANDELEN

Çok dinledim Kalkandelen'i babaannemden, babamdan... Şuayip dedemin memleketi Kalkandelen... Başkent Üsküp'ten 40 kilometre uzaklıkta Kalkandelen...
Makedonlar buraya Tetova diyor, orada oturan Türkler ise Kalkandelen... 1928 yılında, dedem ölünce babaannem çocuklarını alıp İzmir'e gelmiş... Aklında geri dönmek varmış ama dönememiş... Hep anlatırdı ben küçükken... Ne kadar zengin olduklarını...
O zaman küçük bir kasaba olan Kalkandelen'in ana yurtları olduğunu... Belleğimde küçük bir yer olarak kalmış, bir de gidip gördüm ki koca bir şehir... Zaman çok azdı, gezideki arkadaşlarımı bekletemezdim...
Amca kızımın verdiği adreste Nebil bey ve ailesine bir saat konuk oldum. O kısa sürede, o kadar çok şey konuştuk ki... Hiç yabancı hissetmedim kendimi...

BİR TURİZM CENNETİ, OHRİD
Ohri Gölü kenarına kurulmuş küçük, şirin, huzurlu şehir Ohrid, Makedonya'nın tartışmasız en çok ilgi gören yeri. Denize, göle kıyısı olan kentler daha çağdaş gelişiyor. Ohrid de öyle... Üsküp'ten yaklaşık 3,5 saat kadar uzaklıkta, güneyde, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki şehir Makedonya'nın gözbebeği. Balkonlarını sardunyaların süslediği, güzel tarihi sokaklara sahip Ohrid'in sokakları keyifle gezilebiliyor.
Şehirde hoş bir huzur var. İnsanı içine çekiyor sokak sokak dolaşırken... Çarşısı, Pazar yerleri, dar sokakları, kale çevresi, kiliseleri ile keşfedilesi bir yer burası...
Saint Naum Manastırı, Saint Sophia ve Sveti Kliment Ohridski Kilisesi ile Tsar Samuel's Kalesi Ohrid'de gezilecek yerler arasında yer alıyor. İster bin yıllık kiliseye, ister UNESCO Mirası Ohri Gölü'ne, ister gelen geçenin izlenebileceği sokağa nazır kafelerin hepsi keyifli. Makedonya ve Arnavutluk'a kıyısı bulunan Ohri Gölü'nü baştan başa geçmek için tekne kiraladık. Derinlemesine tertemiz bir gölde yarım saatlik gezi büyüleyiciydi. Göl çevresinde turistik oteller var, göle giren insanların keyifli çığlıkları yükseliyor her bir köşeden... En güzel köşelerden birinde ise eski Yugoslavya Devlet Başkanı Tito'nun villası