ZAFER ŞAHİN
Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu (USAK) Başkanı Doç. Dr. Sedat Laçiner, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a yönelik suikast iddiaları ve sonrasında Seferberlik Tetkik Kurulu'nda yapılan aramaları "Yakın bir tarihe kadar kara düzen ile idare ediliyorduk. Şimdi bu düzen değişiyor" sözleriyle yorumluyor. Türkiye'nin değişmek zorunda olduğunu ve zamanın ruhunu anlamayan kurum ve kişilerin ayakta kalamayacağını öngören Laçiner, değişimden MİT ve Emniyet teşkilatının da etkileneceğini düşünüyor.
- Hareketli bir yılı geride bıraktık. Arınç'a yönelik suikast girişimi iddiaları ve sonrasında yaşananları ordu- hükümet hesaplaşması olarak yorumlayanlar var. Öyle mi sahiden?
Laçiner: Ben bir hesaplaşma olduğunu düşünmüyorum. Bugün iktidarda Ak Parti yerine başka bir parti de olsa, eninde sonunda bir şeyler değişmek zorundaydı. Şartların ve değişimin zorlamasıyla karşı karşıyayız. Türkiye düne kadar kara düzen ile idare ediliyordu. İnsanlar hesap sormuyordu. İletişim kanalları bu kadar canlı değildi. Bu değişimi sadece "Ak Parti ve Erdoğan'ın ordu ile kavgası" olarak yorumlarsak hata yaparız. Bu süreç burada bitmeyecek, devam edecek. Bütün kurumların değişmesi lazım. Zamanın ruhunu okuyamayanlar, ona göre kendi konumunu ayarlayamayanlar, ona direnerek mücadele edebileceğini sananlar çözülecek ve dağılacak.
- Diyelim ki CHP ya da MHP iktidar oldu. Değişim sürer mi?
Laçiner: Bakın bugün memlekette darbe olduğunu ve askerin yönetime el koyduğunu düşünelim. Hatta darbecilerin Erdoğan, Gül ve Arınç üçlüsünü tıpkı 27 Mayıs'ta olduğu gibi astığını varsayalım. Emin olun Türkiye eskiye dönmez. Yani Erdoğan gidip Baykal geldiğinde bugün yaşadıklarımızın çok daha fazlasını göreceğimizi söyleyebilirim. Değişim kendisini dayatıyor Türkiye'ye.
- Ordu kendisine karşı asimetrik bir savaş ilan edildiğini düşünüyor. Buna ne diyeceksiniz?
Laçiner: Bütün dünyada ordular asimetrik saldırı altındadır. Amerikan ordusunda da durum farklı değil. Sadece El Kaide ile mücadele etmiyor onlar da. Kendinizi yeniden yapılandırmaz ve "bana karşı savaş var" deyip küserseniz çökersiniz.. İçten içe kendinizi yersiniz.
- Bütün kurumlar değişmeli diyorsunuz. Ordu dışında MİT ve Emniyet'i de bu değişime dahil ediyor musunuz?
Laçiner: Elbette. Türkiye'de MİT ya da istihbaratçı dediğinizde insanların aklına, "sinsi, karanlık, simitçi görünümlü adamlar" geliyor. İstihbaratçı, ajan provokatör kelimeleri iç içe geçmiş durumda. Halbuki son derece önemli bir görevi yerine getiriyorlar. MİT'in kesinlikle yenilenmesi lazım. Aynı şekilde polisin de.
- Demokratik açılımda başarılı olabildik mi sizce?
Laçiner: Açılım Türkiye için bir ölüm kalım meselesidir. Maalesef muhalefet yardımcı olmuyor hükümete. Açılımı iktidara gelme aracı olarak görüyorlar. Hükümet sindirerek gitmeyi deniyor. İki ileri bir geri adım atıyor. Ama teker kırılırsa bunun telafisi yok. Bu iş alıştırarak yapılmaz. Açılım denilen şey, terör örgütünün tasfiye edilmesi ve Kürt siyasetinin şiddetten arındırılmasıdır. Normalleşmedir. Açılım ya da başka bir şey, eski Türkiye ile yola devam etmek artık mümkün değil. Bunu anlamazsanız millet size güler. Tıpkı 2007 seçimlerinde olduğu gibi. Eski siyaset anlayışıyla yeni dünyada ayakta kalamazsınız. - Toplumun büyük bir kısmında bölünme korkusu var. Bu yersiz mi sizce?
Laçiner: Bende böyle bir korku yok. Fakat milliyetçi cenah sürekli olarak bu korkuyu pompalıyor. Olmayan bir şeyi 40 kere söylerseniz sonunda olur. Bir Türk milliyetçisinin televizyona çıkıp sürekli ülkenin bölündüğünü iddia etmesini çok büyük hata olarak görüyorum. Fiiliyattan ziyade insanların zihninde ülkeyi bölersiniz.
- Bölünme neden olmaz size göre?
Laçiner: Bir kere Türkiye'de en iyimser tahminlere göre 10-12 milyon Kürt var. Bunların hepsi Kürtçü mü peki? Kesinlikle değil. Ezici bir çoğunluğu kendini bu ülkenin vatandaşı kabul ediyor. Büyük bölümü Batı'da yaşıyor. Doğu Anadolu'da Kürtlerin oranı yüzde 49. Güneydoğu'da ise yüzde 60. Hangi iller bölünmek isteyecek? Şırnak, Cizre, Hakkari, dar bir şeritte Batman'dan Diyarbakır'a mı uzanacaklar? Mardin Türkiye'den ayrılır mı hiç? Mardin'i, Siirt'i bilen biri buna güler geçer. ABD'de 70 millet, 70 dil var. Sen güçlüysen kimse seni bölemez.
- Ama PKK'nın ve Öcalan'ın söylemi ortada.
Laçiner: PKK kesinlikle Kürtlerin tamamını temsil etmiyor. Hatta Kürt siyasetinin küçük bir fraksiyonu aslında. DTP Kürtlerin sadece yüzde 30'unun oyunu alabiliyor. PKK'ya verilen destek bunun bile altında. Ancak Kürt iradesini silah zoruyla ele geçirmiş durumda. Bu durumun oluşmasında devletin de suçu var. Devlet bugüne kadar elinde silah olmayan Kürtleri hiç muhatap kabul etmedi. Türkiye'de silahlı bir Kürt değilseniz, devlet sizi ciddiye almaz. Diyarbakır'da karpuz satan Şehmuz yıllarca 'Benim sorunlarım var. Kürtçe konuşmak istiyorum' dedi. Kimse sesini duymadı. Ne zaman o Şehmuz eline silah alıp PKK'ya katıldı, devlet onu muhatap almaya başladı. Yapılması gereken silaha bulaşmamış Kürdü muhatap almaktır. Yani Kürt realitesini tanımaktır. Eğer işe İmralı'dan başlanırsa, olayın biteceği yer yine karakol olur. Elinde silah olan adamla barışı konuşamazsınız.
Terörü önleyemedik
Cumhuriyet tarihimizde çok ciddi bir savaşımız olmadı ama PKK meselesinde başarılı olduğumuzu kimse söyleyemez. 50 bin insan öldü, 1 trilyon doları aşkın dolaylı ve doğrudan gelir kaybı var. 26 yıllık bir zaman kaybı var. Ama sorun aynen devam ediyor. Bir meselede başarılı olup olmadığımızı gösteren temel kriter maliyettir. Ödediğimiz bedellere ve aldığımız sonuca bakınca başarılı olmadığımız görülüyor.
