'Bir anne bir devletmiş'

Giriş Tarihi:19.08.2017, 15:59 Güncelleme Tarihi:19.08.2017, 16:00
‘Bu ne demek’, derseniz; ‘Bir annenin yokluğunu devletin hiçbir imkanı kolay kolay dolduramaz’ demek. Lütfen sık sık anneliğinizi sorgulayıp önce kendinizi sonra çocuğunuzu hırpalamayın. Çok sevin, bol bol sarılın

Bu kez röportajda üç kişiyiz.
Uzay da annesiyle soru sormak için yollara düştü. Neyse ki röportaj konuğum da anneydi, konumuz ise 'özel çocuklar'dı. Farkındalık yaratmak için canını dişine katan Aylin Çalışkan'dan bahsediyorum.
12 yıl zihinsel engelliler öğretmenliği yapan Çalışkan, özel çocuklar için 'ah vah' yerine 'onlar için ne yapabilirim'in derdine düştü. Perşembe günleri yaptığı paylaşımları beğenilince o güzel çocukların aileleriyle konuşarak gerçekte neler döndüğünü kaleme aldı.
Perşembe Anneleri kitabıyla dikkatleri çekti ama derdi çocuklarıydı.
"Onlar bizim çocuklarımız ve onlar yokmuş gibi davranmaktan vazgeçmeliyiz" diyor.
Kitapla da hız kesmeyen Aylin öğretmenin şimdi tek isteği Perşembe Anneleri'ni sivil toplum kuruluşu haline getirip tüm toplumu bilgilendirmek. Farklı değil bizim olduklarını hissetmelerini sağlayabilmek. Bundan güzel hedef olabilir mi, ben de işte bu güzel yürekli kadınla konuştum.

BİLİNÇLİ SEÇTİM

İlk baştan başlayalım. Neden eğitim fakültesi? Siz de henüz küçük bir kız çocuğuyken, "Büyüyünce öğretmen olacağım" diyenlerden misiniz?

Annem emekli öğretmen olduğu için evde eğitim sistemi sık sık konuşulurdu. Bu nedenle öğretim bölümüne ağırlıklı yer verdim. İyi bir eğitim uzmanı olmayı kafaya yerleştirmiştim. Bilinçliydim diyebilirim.

Okul bitince, gerçeklerle yüzyüze nasıl geldiniz? İlk darbeyi nasıl aldınız?

Okul bitmeden OECD ve Dünya Bankası'yla birlikte alınan kararlarla bölümümüz kapatıldı.
Diplomamızda ünvan olmadan mezun olduk. İlk darbeyi OECD ve Dünya Bankası'ndan yedim.

SEN YAPARSIN!

Özel eğitim öğretmenliğine nasıl başladınız?

Kapatılmış bir bölümden mezun olmuştum. 2001 ekonomik krizinde kendime iş arıyordum.
Bakanlık kadrolarında sınıf öğretmeni olmak için başvurdum.
Bakanlıktan bir mektup geldi. Zarfı elime aldığım anı hiç unutmuyorum. Annem ameliyat olmuştu, hastane odasındaydık.
Mektupta, "Zihinsel engelliler sınıf öğretmeni olarak başlamayı kabul ederseniz, aşağıdaki illerden tercihinizi yapın" yazıyordu.
Ancak ben üniversitedeyken 1 kredi dahi özel eğitim dersi almamıştım.

Anneniz buna ne dedi?

Annem yüzüme şöyle bir baktı ve "sen yaparsın" diyerek cesaret verdi. Ne demek istediğini anlamak istememiştim bile... Bunca olayın açıklamasını kader olarak nitelendiriyorum. Büyük sıkıntıların büyük şifalara dönüşeceğinden haberim yoktu.

BAYAN PERŞEMBELER

Perşembe anneleri kimdir, nedir? Onları salıdan çarşambadan ayıran özellikler nedir?

Özel eğitim branşına geçerken Anadolu Üniversitesi özel eğitim bölümünden branş sertifikası aldık. Hocalarımıza kısa zamanda bana çok şey kattığı ve özel eğitim felsefesini benimsettiği için müteşekkirim. Bu eğitimde, aile eğitimi ve rehberliğinin önemini anlatan Bayan Perşembeler isimli kitap beni çok etkiledi.
Perşembe günleri toplanan özel çocuk annelerinin destek grup çalışmalarını anlatıyordu.
Mesleğimde yol alırken ben de aile görüşmelerimi hep Perşembe günlerine alıp kendimce destek olma çabasına dönüştürmeye çalıştım.

Perşembe annelerinde ilk neyi fark ettiniz?

Gördüm ki, bizim çocukların ailelerinin morali çok bozuk.
Kolum kanadım kırık diyen bir anneye nasıl her şey yolundaymış gibi davranılabilir ki? Ayrımcılık çabası... Okullarda istenmeyen özel eğitim sınıfları, sokak veya okul bahçesi oyunlarında istenmeyen özel eğitim sınıfı öğrencileri varken, her şey yolundaymış gibi nasıl davranılabilir? Ben de özel çocuk anneleri ile gelişimi doğal süren çocuk annelerini bir arada toplamaya karar verdim.
Her ayın ilk perşembesi destek grubu olarak toplanmaya başladık.

BOL BOL AĞLADIK

Nasıl bir değişim süreci yaşandı?

Önce bol bol birlikte ağladık. Yapılan ayrımcılığa içerlemenin ötesine karar verdik. Ama önce farklılıklarla yaşamaya son derece açık insanlarla biraraya gelmenin keyfini yaşadık. Destek olan herkese bin teşekkür.

Perşembe annelerini yazarken ne hissediyordunuz? Bir eser kaleme almanın ötesini soruyorum?

Öyle bir kitap olmalıydı ki, farklılıklarla yaşama saygı duymayı anlatsın. Öyle bir kitap olmalıydı ki, anneliğin derinliklerini paylaşsın.
Öyle bir kitap olmalıydı ki okuyanların ufkunu açıp, kendinden farklı olana, hiçbir çıkar gözetmeksizin el uzatsın. İşte bunları hissediyordum.

Annelik, bakış açınızda neleri değiştirdi?

Çocuk denen varlığın nasıl büyük bir emanet olduğunu gördüm.
Anneliğimi 180 derece değiştiren asıl şey hem kimsesiz hem zihinsel yetersizliği bulunan çocuklardan oluşan grup olmuştu.
Bebeğime hangi kapı süsünü alsam deyip, bunalıma girerken kimsesiz ve özel gereksinimli çocuklarla tanıştığımda önce yer ayaklarımın altından kaydı. Sarsıldım.
Sonra toparlanıp anneliğin ne olduğunu anladım. 1 anne 1 devletmiş. Bu ne demek, derseniz; bir annenin yokluğunu devletin hiçbir imkanı kolay kolay dolduramaz demek. Lütfen sık sık anneliğinizi sorgulayıp önce kendinizi sonra çocuğunuzu hırpalamayın. Çok sevin, bol bol sarılın.

Perşembe annelerinin şimdiki hedefi nedir?

Daha önce Eğitim Bilimleri Derneği'ni kurmuş ve sistem için çok çaba sarfetmiştim. Şimdi ise bu kitapla beraber yeni bir sivil toplum kuruluşu oluşturup farklı gelişen çocuk annelerine destek çalışmaları ve ayrımcılıkla mücadele üzerine çalışabilirim.

AĞLAYAN ÇOCUK HİKAYESİ İSTEMİYORUM


Özel çocuklar için toplumun alması gereken bir yol var. Bu yola taş koyanlar kim ve bunun zararını kim görür?

Öncelikle daha fazla devlet desteği gerekli; hem çocuklara, hem ailelere... Toplumsal olarak ise şu ayrımcılığı bitirsek artık, hiç fena olmaz.
"Öğretmenim, sen özel eğitime gidiyorsun, diyerek beni oyuna almadılar" diye ağlayan çocuk hikayeleri anlatmak istemiyorum artık.

O taşları kaldırmak için tavsiyeniz?

Parkta, okulda, kreşte, pazarda, alışveriş merkezinde...
Farklı çocukların bir arada olmasına itiraz etmeyin. Farklı gelişen çocukların yanında halinize şükretmeyin. Aileleri çok incittiğinin farkında olmanızı isterim.

15 FARKLI ÖYKÜ VAR

Kitaba olan tepkiler nasıl?

Tepkiler çok yerinde. Bu kitap su gibi okunacak bir kitap değil. Durmayı, geriye dönük gözden geçirmeyi, farkı farkettirmeyi amaçlayan bir kitap olduğu için, 15 annenin 15 öyküsü farklı zamanlarda okunarak içgörü kazanılabilir. Umarım daha da geniş kitlelere ulaşır.

NİHAN YARKENT

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.