Bir Emrah S. polisiyesi!

Giriş Tarihi:29.09.2017, 19:23 Güncelleme Tarihi:29.09.2017, 23:34

HABER ÖTESİ - HACER ÖNOĞLU ÜLGER

Bu sadece kötü yazılmış bir senaryo muydu? Emrah Serbes, savcının kendisinden şüphelenmesi üzerine hemen harekete geçip teslim mi olmuştu? Yoksa cezaevi korkusuyla inkar ettiği suçunu gerçekten vicdan azabıyla mı itiraf etmişti?

Direksiyon başında uyuşturucu ya da alkol almadığını, sadece kırmızı reçeteli ilaçlarını kullandığını söyleyen ama kaza sonrası alkol testinden bile geçmediği anlaşılan Serbes, iki kişinin ölümüne neden olmaktan 15 yıl hapis yatabilir


İki arkadaş son model otomobillerinde şarkıya eşlik ederek Bodrum'a doğru gidiyordu.
"Erken ölümlerin ardından
Uzak geliyor hayatın uzak sana
Yakamam kendimi yakamı bıraksana
Hayaller içinde gün görmeye bak
Saklı kalan güne can vermeye bak
Parıldayıp duran insanlara bak
Kendi düşlerine düşmanlara bak"
diyordu şarkıda.
Muhteşem bir tatil olacak diye düşündü uzun saçlı olan...
Sürücü koltuğundaki ise denize giremeyecek olduğuna takmıştı kafayı: Su soğuktur şimdi...
"Offff ne saçmalıyorum ya...
Ne denizi, eğlenmeye bak" diye düşünüp kendine güldü sonra..
Uzun saçlı olanın adı Emrah Serbes'ti; sonunda 'T' olmayanından...
Diğeri de onun, Beşiktaş tribünlerinden arkadaşı Kenan Doğru.
Saatlerdir araba kullanan Kenan, aslında biraz yorulmuştu.
İzmir yakınlarında direksiyonu Emrah'a bıraktı. İzmir'e girdiklerinde yağmur hafiften çiselemeye başlamıştı.
Emrah'ın aklına o an meydandaki değnekçinin dolmuş şoförüne yaptığı uyarı geldi: Aman abicim yağmur başladı. Yerler çilek gibi... Biraz dikkat edelim.
Gülümsedi Emrah. Ne zaman bu anı hatırlasa bir gülmek gelirdi içinden.
Ama değnekçi haklıydı. Hızını biraz düşürse iyi olacaktı.
2017'nin 22 Eylül sabahı saat 04.30 sıralarında korkunç bir şey oldu. Emrah Serbes, İzmir-Aydın otobanının Torbalı mevkiine geldiğinde hızla önündeki otomobile çarptı. Taklalar atan otomobilleri bir süre sonra durdu. Birkaç saniyeliğine hayat kapkaranlıktı.

112'Yİ ARADIK

Kendilerine geldiklerinde hemen otomobilden dışarı çıktılar.
Sağlarını sollarını kontrol edip yaralanıp yaralanmadıklarına baktılar. Ufak sıyrıklardan başka bir şey yoktu. Korku içinde, diğer otomobilde bulunanları kontrol etmeye gittiler.
Otomobildeki adam ölmüştü, kadının ise hala nabzı atıyordu. Hemen 112'yi aradılar...

ASLA UNUTMAYACAK

Az önce bir insan ölmüştü ve biri de yaralıydı.
"Ne yaptık biz" diye düşündü Emrah. Tam o sırada kaza anında camdan fırladığını düşündüğü bir insan bedeni daha ilişti gözüne.
Yaklaştı ve hayatı boyunca gözlerinin önünden hiç gitmeyecek o yüzü gördü. Küçük bir kız çocuğuydu bu. Hemen nabzını kontrol etti ama o kız için yapılacak bir şey kalmamıştı.
"Hayır olamaz" küçük kız ve babası ölmüştü.
Beyninde durmadan aynı şarkı çalıyordu:
"Sadece ikimizin uyandığı saatlerde
Duruyor zaman
Çünkü sadece sen tutuklarsın beni
Apansız uyanış gibi
Gel kızım sokul bana
Bir kez daha alayım kokusunu
Benim küçük bahçemin
Büyüsen de, gitsen de hala bekliyor gibi beni
Uzanmış küçük ellerin."

Peki şimdi ne olacaktı, hapse mi girecekti? Ünlü yazar ve senarist Emrah Serbes, öylece gidip cezaevinin yolunu mu tutacaktı?
"Yapamam" dedi Kenan'a cinai romanların ustası... "Ben cezaevinde ne yaparım?" Emrah'tan sakin olmasını isteyen Kenan, polise otomobili kendisinin kullandığını söyleyecekti.
Böylece cezaevine Kenan girecekti.
Polis geldi, ambulans geldi. Kayıtlar alındı, ölüler, yaralılar hastaneye taşındı. Hurdaya dönen otomobiller yoldan kaldırıldı. Kenan Doğru, yalan ifadesinde otomobili kendisinin kullandığını söyleyip cezaevinin yolunu tutarken Emrah da İstanbul'daki hayatına geri döndü.

DAHA 16 YAŞINDA

O sabah orada ölenler birer insandı. İsimleri, arkadaşları, sevdiği şarkılar ve nefret ettikleri yemekler vardı. Emrah Serbes, ertesi gün uyandığında olanı biteni baştan sona yeniden hatırlamaya çalıştı. İnternetten kaza haberlerini araştırıp neler yazdığını kontrol etti.
Dün sabah otomobilin içinde gördüğü o ölü adam Ayhan Özçelik'ti ve 59 yaşındaydı, hala nabız atışlarını duyduğu o kadın ise karısı Nilgün Özçelik'ti. Okumak dahi istemediği o satıra geldi sonunda. O kızın adı da Zeynep'ti ve 16 yaşındaydı.
"Daha 16 yaşındaymış, daha 16 yaşında, 16, 16..."

PİŞMANLIK VE AZAP

Kafasından atamadığı korkunç fikirler, gözünün önünden gitmeyen o yüzler... Neden tüm bunlar onun başına gelmişti ki?
Biraz daha yavaş ya da birkaç dakika geç gitse bunlar olmayacaktı. Zeynep yaşayacaktı.
Kaza kadar sonrasında yaşadıklarıyla da baş edemedi Emrah.. Kabuslar, keşkeler, nedenler... Suçunu itiraf etmeliydi.
Tıpkı o şarkıdaki sözler gibi: Eğer bir yanlış yapacaksan bari onu doğru yap...
Ve bunu yapabildiği en iyi yoldan yapmaya karar verdi: yazarak...
Böyle geçen 6 günün sonunda sosyal medya hesabından buram buram pişmanlık ve vicdan azabı kokan o itiraf mektubunu kaleme aldı:

TESLİM OLUYORUM, İTİRAFIMDIR

"22.09.2017 tarihinde İzmir - Aydın otobanında meydana gelen kazanın sorumlusu benim. Bu kazada aynı aileden bir baba-kız hayatını kaybetti, anne ise yoğun bakımda. Ölen genç kız, bir çocuk, 16 yaşında. Hiçbir şey bir genç kızın hayatından daha değerli değildir.
Bir rampanın ardından birden önümüze çıkan araca çarpmamak için elimden gelen bütün çabayı sarf ettim. Kaygan zemin nedeniyle yavaşlayamadığımdan direksiyonu bariyerlere kırdım. Ama çarpışmanın önüne geçemedim.
Bariyerleri aşarak üçdört takla attık ve sonunda demir tellere takılarak durduk. Açılan hava yastıkları ve aracın güvenlik sistemi nedeniyle kazayı hafif sıyrıklarla atlattık. Kaza esnasında yanımda oturan arkadaşım Kenan Doğu ile birlikte aracın sun roof'undan çıktık ve diğer aracın yanına gittik.

AMBULANS GEÇ GELDİ

Araçtakilerin nabızlarına baktım anne hala hayattaydı. 112'yi aradık ama ambulans olay yerine çok geç geldi. Araçtan fırlayıp yolun kenarında yatan genç kızı görünce kendimi kaybettim ve bu şok nedeniyle olay anında kazayı üstlenemedim.
Kazayı yanımda oturan arkadaşım Kenan Doğru üstlendi. Şu an suçsuz olduğu halde cezaevinde yatmaktadır.
Kenan'ı Beşiktaş tribününden tanırım, senelerce birbirimizi kolladık. Bu hadise nedeniyle hiç kimseye bir şey söylemeden sonuna kadar cezaevinde benim için yatabilecek bir insandır.

SAVCILIĞA GELDİM

Ama aradan günler geçtikçe bu vicdanı sorumluluğu kaldıramayacağımı anladım. Savcılığa geldim ve kendim teslim oluyorum. Hayatını kaybedenleri geri getirmeyecek olsa da cezam neyse çekmeye hazırım. Hayatını kaybedenlerin yakınlarından özür dilerim.Keşke bu kazada ben ölseydim. Hayatı boyunca haktan, hukuktan, adaletten bahsetmiş biri olarak bundan sonra doğan her gün benim için bir azap olacak. Suçun cezasından kaçabilirsin ama vicdanının azabından kaçamazsın." Dediğini de yaptı Emrah. Torbalı Adliyesi'ne gidip teslim oldu. İfadesinde mektubundaki sözlerini tekrarlayan Emrah, direksiyon başında kesinlikle alkol ya da uyuşturucu kullanmadıklarını da söyledi. Sadece kırmızı reçeteli ilaçlar alıyordu söylediğine göre.
TCK'nın 85/2'nci maddesine göre taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olmak suçundan tutuklandı. Adliyeden çıkarılıp jandarma aracına binerken de o ezberlenmiş gibi duran sözlerini tekrarladı yine:
Hiçbir şey bir genç kızın hayatından daha değerli değildir. Keşke o kazada ben ölseydim. Suçun cezasından kaçabilirsin ama vicdanının azabından kaçamazsın. Yere batsın Emrah Serbes

TEDAVİ GÖRMÜŞ

Peki ama neden o sabah orada teslim olmamıştı?
Mahkemede ısrarla alkol ve uyuşturucu kullanmadıklarını söylemişti ancak kazada ölenlerin yakınlarının ifadesine göre uyuşturucu ya da alkol testinden de geçmemişlerdi.
Kazanın ardından özel bir psikiyatri kliniğinde 4-5 gün yattığını ve tedavi olduğunu, kendini cezaevi koşullarına ruhsal ve bedensel olarak hazırladıktan sonra suçunu itiraf ettiğini söyleyen Emrah'ın uyuşturucu kullanmadığını, olaydan 6 gün sonra ispat edemeyeceği ortadaydı!

MUHTEŞEM TESADÜF!

Ve akıllardaki ikinci soru: Otomobili kullananın Kenan Doğru değil de Emrah Serbes olduğundan şüphelenen savcı, hava yastığındaki kan örneklerinin Serbes ve Doğru'nunkiyle karşılaştırılmasını istemişti. Üstelik Özçelik ailesinin yakınları MOBESE kameralarından otomobili kimin kullandığının tespitini talep etmişti. Emrah'ın, bu talimat ve talebin hemen ardından teslim olması muhteşem bir tesadüf değil miydi?
Bodrum'a gitmek için bindiği otomobilindeki neşeli hallerini hatırlarken jandarma aracına bindiriliyordu Emrah. Ve aklında, 'Müptezeller' kitabında söylediği o sözler vardı sadece: Bu ülkede ölmek sıradan bir şakadır.

SERBES 15, DOĞRU 2 YIL HAPİS CEZASI ALABİLİR

Ceza avukatı Çiler Nazife Koşar, Emrah Serbes'in "taksirle birden fazla kişinin ölümüne ya da yaralanmasına sebep olmak" suçundan 15 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanabileceğini belirtti.
Koşar, olay sonrası kazayı üstlenen ve itirafın ardından serbest kalan Kenan Doğru'nun da "suçu üstlenme" kapsamında 2 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanabileceğini söyledi.

TELEFON KAYITLARININ İNCELENMESİ TALEP EDİLDİ

Özçelik ailesi önceki gün savcılığa avukatları aracılığı ile başvuru yaptı. Başvuruda kaza sonrası aracı kullandığını belirten Kenan Doğru'ya alkol kontrolü yapıldığı ancak uyuşturucu madde kullanıp kullanmadığıyla ilgili herhangi bir testin yapılmadığı belirtilerek bu yönde de test yapılması talebinde bulunuldu. Ayrıca kazanın seyrinin değiştirme ihtimaline karşı Kenan Doğru ile Emrah Serbes'in olayın hemen sonraki telefon kayıtlarının incelenmesini de talep ettiği belirtildi. Özçelik ailesinin avukatı ikilinin 112'yi hiç aramadıklarının belirlendiği söyledi. Özçelik ailesinin Kenan Doğru'dan delilleri karartmak suçu iddiasıyla da şikayetçi olacağı öğrenildi.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.