• BUGÜNKÜ YENİ ASIR
  • BIST
    %0.89
    78.384,78
    EURO
    -%0.86
    4,4760
    USD
    %0.66
    3,8608
    GBP
    %0.66
    3,8608
    CHF
    %0.66
    3,8608
    JPY
    %0.66
    3,8608
  • 25°C

"Hiçbir din mabedinde kötülüğe yer yoktur"

Hiçbir din mabedinde kötülüğe yer yoktur

17.08.2012, 19:28 Güncelleme Tarihi: 12.07.2018, 15:58

Alsancak'ta çok sayıda kilisenin yanında sadece bir tek cami bulunduğunu belirten Kuzgun, "Her zaman kiliselerden davet ederler. Gider birlikte çay içeriz. Her dinin mabedi kutsaldır" dedi

SİNAN DOĞAN (HABER MERKEZİ)

Alsancak semti İzmir'in hoşgörü aynasıdır. Alsancak'ta çok sayıda ibadete açık kilise ve bir sinagogun yanında tek bir cami var. Alsancak Hocazade Camii, 1950 yılında yapılmasına rağmen klasik Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşıyor. Hem dış mimarisi hem de içinin işlemeleri ile yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken Alsancak Hocazade Camii'nin İmamı Mevlidhan Ahmet Kuzkun ile Hafız-Mevlidhan Kazım Korucu, İslam'ın hoşgörü inancını Alsancak gibi İzmir'in farklı inançlarının olduğu bir semtte temsil ediyor.
Kimi zaman Alsancak'taki kiliselere davet edildiklerini belirten Ahmet Kuzkun, "Otururuz, çay içeriz. Bilgi alıp, sohbet ederiz. Kilise bizim için Allah'a ibadet edilen yer. Orada iyilik anlatılıyor. Hiçbir din mabedinde, ne sinagogda, ne kilisede, ne camide kötülük anlatılmaz. Hep iyilikler, güzellikler, insanlığın faydasına olacak şeyler anlatılır. Buralarda maddiyattan öte manevi ruh veriyoruz. Çünkü insanlar ibadethaneye ruhunu doyurmak için geliyor" diyor.
Kuzkun, İslam'ın hoşgörü dini olduğunu belirtiyor. Kuzgun, şöyle devam ediyor: "Biz Müslümanlar olarak bütün peygamberlere inanırız. Hiçbirine ayrım yapmayız. Bizim peygamberimiz son peygamberdir. Hoşgörüde bizim dinimiz önde. Yunus 'Yaratılanı sev Yaradan'dan ötürü' diyor. Mevlana da 'Ne olursan ol yine gel' çağrısını yapıyor. 'Ümitsiz olma, tövbe kapısı açık' diyor."

TURİSTLERE TUR
Caminin ibadet işlevinin yanı sıra inanç turizmi için de önemli olduğun dile getiren Kuzkun, "Limana gelen bütün turistler önce bizim camimizi görüyor. Burayı ziyaret ediyorlar. Herkese kapımız açık. Zaten şu dinden bu dinden ayrımı yapmadan bütün camilerin kapısı sonuna kadar açıktır. Biz turistleri camiye davet ettiğimiz gibi onları gezdiriyoruz. Mimarisi hoşlarına gidiyor. 1950'de yapılmış yeni bir camiye sahibiz fakat mimarisi klasik Osmanlı mimarisi. O nedenle turistlerin ilgisini çekiyor" diye konuşuyor.
Alsancak'ta bazen dini merasimler nedeniyle evlere gittiklerini dile getiren Kuzkun, "O evlerde Musevi kardeşlerimiz de, Hıristiyanlar da oluyor. Oralarda gördüğümüz, tanıştığımız insanlar oluyor. Onlar da bizim okuduklarımızı saygıyla dinliyorlar. Dualar okuyorlar. Musevi bir esnaf abimiz var. Kardeşi Müslüman olmuş. Ancak vefat etmiş. Bizi davet ettiler. Son yolculuğunda Müslümanlık neyi emrediyorsa onu yaptırdılar bize" diyor.
Hucura suresinin 12. ayetinde Allah'ın bir Müslümanın diğer Müslüman hakkında kötü düşünmemesini, ayıplarını araştırmamasını emrettiğine dikkat çeken Kuzkun, şöyle devam ediyor: "Peygamberimiz de bu ayete dayanarak 'gördüğünüz Müslüman'ın yanlışlarını örtün' diyor. Bizim dinimiz bu yönüyle hoşgörü ve sevgi dinidir. Ama dünyanın her yerinde bugün Müslümanlar zor durumda. Myanmar'ın Arakan bölgesinde Müslümanlar'a yönelik etnik temizlik yapılıyor. Allah'ın kullarıyız. Türkiye'deki terörün, insan öldürmenin, devlete zarar vermenin hiçbir sonucu olamaz. Sonuçta ölen Müslüman, öldürdükleri Müslüman. Ama Müslümanlıkta adam öldürmek yok."

ÖLDÜRMENİN YERİ YOK
Ramazan'ın sosyal dayanışmanın en üst şekilde yaşandığı bir dönem olduğunu belirten Kuzkun, oruç tutamayan zenginlerin fakirlere yardım etmeyi unutmamasını istiyor. Kuzkun, "Ramazanda oruç tutamayan zenginler üzülür. İftar yemeğinin, sahur bereketinin ayrı bir güzelliği vardır. Akşama kadar aç, susuz kalıyorsunuz. Akşam sofraya oturduğunuz zaman Allah'ın verdiği bütün nimetler önünüzde. Bundan büyük ibadet olur mu? İşte bu sevinci yaşayamayan ama yaşamak isteyen zenginlere Allah, bunun fidyesini vermeyi emrediyor. Zenginin hüznü fakirde sevince dönüşüyor. Sonuçta her ikisi de kazançlı duruma geliyor. Türk milletinde bu sosyal yardımlaşmaya, dayanışmaya dönüşüyor" diyor.

BAYRAM GÜZEL
"Bayram oruç tutan Müslümanlar için artık doruk noktası, sevinç günleri" diyen Kuzkun, şunları söylüyor: Bayram hoşgörünün, dayanışmanın, kaynaşmanın, karşılıklı ziyaretlerin yaşandığı günlerdir. Bizim Türk milletinde bunlar çok güzel yaşanır. Küçükler büyüklere gider, büyükler küçüklere."

'Arakan ve Somali'de akan kanlar dursun'

Kuzgun, eski bayramların kalmadığı düşüncesine de karşı çıkarak, "Yeni neslin farklı dünya görüşleri olabilir. Ama önemli olan ziyaretin, el öpmenin, çocukları sevindirmenin devam etmesi. Bir eve gittiğimiz zaman bir ikram almadan gidemezsiniz. Bayram İslam alemine hayırlı olsun. Akan kanlar dursun. Arakan'da, Somali'de, Ortadoğu'da insanlar zor durumda. Dünyaya barış gelsin. Temennimiz budur" dileğinde bulunuyor.

HAHAM MOTİ KATAN, 45 YIL SONRA DÖNDÜĞÜ İZMİR'DE GÖNÜLLÜ OLARAK ÇALIŞIYOR

"İzmir'e bağlılığımız köklerimizden geliyor"

İzmir'e dönmesini Tanrı'nın isteği olarak açıklayan Alsancak'taki Shaar Ashamayan Sinagogu'nun hahamı Moti Katan, "İnsanın doğduğu yer, ağaca hayat veren toprak gibidir" diye konuşuyor

İzmir'in renkli kimliğinin en önemli unsuru geçmişte olduğu gibi bugün de Yahudiler. Her ne kadar günden güne İzmirli Yahudilerin sayısı azalsa da, bugün 1500 civarında Yahudi İzmir'de yaşıyor, Alsancak ve Kemeraltı'ndaki havralarında ibadet ediyor, başta Ladino olmak üzere dillerini ve kültürlerini yaşatmaya devam ediyorlar. Yahudi cemaatinin en ilginç kişilerinden biri Haham Moti Katan. İzmir Kemeraltı'nda doğan Katan, 45 yıl İsrail'de yaşadıktan sonra eşi Suzet Katan ile İzmir'e dönmüş. Bugün Alsancak'taki Shaar Ashamayan Sinagogu'nda gönüllü hahamlık yapan Moti Katan, bir yandan gönül sohbetleri yapıyor bir yandan da güzel sesiyle ilahiler söylüyor.

TAM BİR EGE AŞIĞI
İsrail'de doğan çocuklarına ve torunlarına Türkçe öğretecek kadar Türkiye tutkunu olan Katan, "Şeker bayramı adı gibi sevgi bayramı. 30 gün oruç tutmak kolay değil. Hele bu sıcakta bir şey yemeden, içmeden, çalışarak oruç tutmak çok zor. Ben bunu çok takdir ediyorum" diyor.
Bizleri çok sıcak şekilde karşılayan Moti Katan ve eşi Suzet Katan ile yaklaşık 2 saat sohbet ediyoruz. Hem dini hem tarihi bilgisi ile bizi şaşırtan ve aydın bir din adamı olan Katan, insan sevgisiyle dolu. İslam'daki tasavvufa benzer kabala düşüncesine inanıyor. Savaşın ve terörün insanlığı bir yere götürmeyeceğine inanan Katan, "Birbirimizi severek ve tanıyarak evrensel kişiliğimize varacağız" diye konuşuyor.
Moti Katan, şöyle anlatıyor yaşamını: "Ben İzmir İkiçeşmelik'te doğdum. Benim babam ve büyükbabam İzmir doğumluydu. İkisi de din adamıydı. Babaannem Aydınlı, annem Turgutlu'lu, babaannem Manisalı'ydı. Ege'nin birçok kasabasında Yahudiler yaşardı. Benim küçüklüğüm Münir Nurettin Selçuk, Zeki Müren, Müzeyyen Senar, Adnan Şenses ile geçti. Annemin ve babamın sesi çok güzeldi. Ailemizde hep şarkı söylerdik. Şarkıların hepsini bilirdim. Hahamlarla beraber bir süre sonra ilahi icra etmeye başladım. 1960'lı yılların başında arkadaşlarımın hepsi gidince ben de İsrail'e göç ettim."
45 yıl aradan sonra 7 yıl önce bir düğün vesilesiyle İzmir'e geri dönüyor Katan ailesi. Zaten akrabalarının ve arkadaşlarının önemli bölümü İzmir'de yaşadığı için hiç yabancılık çekmiyorlar. Derken geliş gidişler sıklaşıyor. Sesinin güzelliğini bilen dostları onu İzmir'de alıkoyuyorlar. Katan'ı en çok şaşırtan şey İzmir'in nüfusu ve büyüklüğü oluyor. "Gittiğimde İzmir'de 12-13 bin Yahudi vardı. 380 bin olan şehrin nüfusu ise 4 milyona yaklaşmıştı. Ama Yahudi nüfus giderek azalmıştı" diyor.

MEVLANA SEVGİSİ
İzmir'e dönmesini tesadüf değil Tanrı'nın bir isteği olarak açıklayan Katan, "60 yaşında yeniden geldim buraya. Beni buraya getiren Tanrı'dır. Ben zengin bir adam değilim. En büyük zenginliğim buraya gelip ibadet etmek. Çocuklarımı, torunlarımı İsrail'de bırakıp geldim. İzmir, hoşgörü anlamında muhteşem bir şehir. İnsanın doğduğu yer, ağaca hayat veren toprak gibidir. Köklerim İzmir'de. Onun için ben İzmir'in Türkiye'nin kültürünü, müziğini, edebiyatını, şiirini, Yunus Emre'yi, Mevlana'yı seven bir insanım" diyor.
Moti Katan'ı en çok üzen dünyadaki şiddet. Ancak özellikle kadına şiddeti anlamakta zorluk çekiyor. Katan, şöyle devam ediyor: "Din der ki öldürmeyeceksin. Bugün hem İsrail'de hem Türkiye'de kadına karşı çok büyük şiddet var. Boşandın, git kardeşim. Bir varlığın canını alıyor ve sonra 'Şeytan'a uydum' diyor. Be kardeşim Tanrı sana akıl vermiş ama sen bir varlığın canını alıyorsun."

HAYİM PALAÇİ'NİN MEZARI GÜRÇEŞME'DE
26 kitap yazan ve Gürçeşme Yahudi Mezarlığı'nda yatan İzmirli ünlü Haham Hayim Palaçi'nin dünyaca tanınan bir isim olduğunu belirten Moti Katan, belli zamanlarda Palaçi'nin mezarında buluşup dua ettiklerini belirtiyor. Katan, "Değerli hahamımız Hayim Palaçi'yi dünyanın bütün Yahudileri tanır. Mezarı Gürçeşme Mezarlığı'nda. Kitapları hala okunur. Geçtiğimiz hafta buluşup mezarlığına gittik. Onun kabri üzerinde dua ettik. Orada yatan çok ünlü hahamlarımız var. Bu dünyaya pozitif mühür veren bir din adamının, bilgenin ölümüyle ölmediğine, ebedi yaşayan ruhani varlık olduğuna inanıyoruz" diyor.

BUCA PROTESTAN BAPTİST KİLİSESİ RUHANİ ÖNDERİ ÇEVİK, "İZMİR HOŞGÖRÜ KENTİ" DİYOR

İlk kez kilisede bir iftar yemeği verildi

Buca Protestan Baptist Kilisesi'nin Ruhani Önderi rahip Ertan Çevik, "Ramazan boyunca biz de çeşitli iftar davetlerine katıldık. İzmir hoşgörü şehri. Bunu Ramazan'da bir kez daha yaşadık" diyor

Bu yıl Ramazan ayında İzmir bir ilki yaşadı. Buca Protestan Baptist Kilisesi'nin Ruhani Önderi rahip Ertan Çevik, İzmir'de dinler arası diyaloğu güçlendirmek için çok önemli bir adım attı. Çevik, kilisede ilk defa bir iftar yemeği verdi. Çevik, "Ramazan boyunca biz de çeşitli iftar davetlerine katıldık. İzmir hoşgörü şehri. Bunu Ramazan'da bir kez daha yaşadık" diyor. Ramazan Bayramı'nda tüm insanlığa barış çağrısında bulunan Çevik, terörü lanetlediklerini belirtiyor.
Bucalı Levantanler tarafından 1834'te kurulan kilisenin bahçesinde konuştuğumuz Ertan Çevik, 12 yıldır kilisede hizmet verdiğini belirtiyor. Çevik, "Aydın'da doğdum. 12-13 yaşında ailemin talebi üzerine Almanya'ya taşındım. Orada protestan okullarında okudum. Hıristiyanlığı Almanya'da tercih ettim. Hıristiyan ilahiyatı okudum. Sonra Türkiye'ye geldim. Ankara Üniversitesi'nde Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü'nü bitirdim. Bu kilisede Almanya'dan görevli olarak hizmet ediyorum" şeklinde anlatıyor özyaşam öyküsünü.
Bize kiliseyi gezdiren Çevik, duvarlarda yazılan Latince, Grekçe ve Türkçe İncil ayetlerini gösteriyor. Kilisenin 1834 yılında şapel olarak kurulduğuna dikkat çeken Çevik, zaman içinde kilise avlusunda mezarlığın oluştuğunu belirtiyor. Buca'nın ünlü Levanten aileleri ile İzmir-Aydın Demiryolu'nu yapan mühendis Edward Purser'in mezarının kilise bahçesinde olduğunu dile getiren Çevik, "Demiryolu hattını yaparken ölen insanların mezar taşları kilisenin duvarına dayalı duruyor. Kilisenin arkasında İzmir'deki mason cemaatini ilk kuran 2 üstadın mezarı bulunuyor" bilgisini veriyor.

İNANÇ TURİZMİ
Kendisinin Almanya'dan görevli olarak kiliseyi yeniden canlandırdığını ifade eden Çevik, kilisede Pazar günleri ayin yaptıklarını, Perşembe günleri ise kutsal kitap okuduklarını belirtiyor. Çevik, cemaatin şu an 50-60 kişiden oluştuğunu açıklıyor. Kilisenin ibadethane işlevinin yanı sıra inanç turizminde uğrak noktası olduğunu kaydeden Çevik, şunları söylüyor:
"İncil'de İzmir önemli bir yere sahip. İzmir ve Ege Bölgesi İncil'in vahiy bölümünde 7 kiliseler olarak yer alıyor. Hıristiyanlar Amerika'dan Kore'ye kadar bu bölgeyi kutsal bir mekan olarak görüyorlar. Önce Kudüs'e gidiyorlar. Sonra Türkiye'ye geliyorlar. O nedenle İzmir inanç turizminde önemli yere sahip. Özellikle yaşlı kişiler geldikleri zaman bir ibadethaneyi mutlaka ziyaret ediyorlar. İncil'den bir bölüm okunsun, dua edilsin istiyorlar. Biz Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın broşürlerinde kiliselerin yerlerinin belirtilmesini arzuluyoruz. Kiliseler arasında bir tur yapılabilir. Konak'taki kilisenin yanı sıra Bornova, Buca ve diğer ilçelerdeki kiliseler de gezilmeli. Bu konuda belediyeler de bize destek vermeli."
Kilisenin bakımı, temizliği konusunda herhangi bir sıkıntılarının olmadığını, Buca Belediyesi'nin kendilerine sahip çıktığını dile getiren Çevik, Emniyet'in de Pazar günleri korumalarını sağladığını belirtiyor.

'KARDEŞLİK DEMEK'
Müslümanların bayramını kutlayan Çevik, duygularını şöyle ifade ediyor: "Bayram demek sevinmek, büyükleri ziyaret etmek demek. Küskünler varsa onların barışması demek. İnsanların uzun zamandır göremediği akrabalarını bir babanın evinde buluşup görmek demek. Bütün dünyada, bütün dinlerde bayramlar insanların biraraya gelerek barış ve hoşgörüyü, karşılıklı sevgi ve saygıyı yaşatmalarını ifade ediyor. Biz de burada Müslüman dostlarımızın arkadaşlarımızın bayramını candan kutluyoruz. Müslüman arkadaşlarımız da bizim bayramlarımızı her zaman kutluyor".

"90 YILLIK ORG YENİDEN ÇALSIN"

Kilise'yi gezerken Ertan Çevik bize 90 yıllık bir org gösteriyor. Orgun 1922 yılında Buca'daki İngiliz kilisesine Rees ailesi tarafından hediye edildiğini vurgulayan Çevik, "Orgun hediye edilme sebebi birinci Dünya Savaşı'nda aileden kimsenin ölmemesiydi. Bu nedenle tanrıya şükran olarak armağan edildi. Ama org 40 yıldır arızalı. Tamir maliyeti 150 bin euro. İngiltere'den gelip restorasyonun yapılması gerekiyor. Bu orgun yeniden çalıştırılmasını istiyoruz. İzmir'de yaşayan Levanten ailelere çağrıda bulunuyoruz. Lütfen bu orgu kurtaralım. İzmir'e kazandıralım. Burada org resitalleri verilsin. İzmir Levanten kültürünü bu org ile yaşatmaya devam edelim" diyor.

"Hiçbir din mabedinde kötülüğe yer yoktur" haberine yapılan yorumlar ( yorum)

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

BİZE ULAŞIN