KONUK YAZAR FARUK DEMİR
farukdemirardahan@gmail.com

Sevgili okurlar, 5 Aralık biz üreten sanatçılar için hayati önem taşıyan bir gündür. Neden mi? Çünkü dünyada 1850'lerden bu yana uygulanmakta olan telif hakları, ülkemizde ancak 5 aralık 1951'de yasalaştı ve Resmi Gazete'nin 13 Aralık 1951 tarih, 7981 sayılı yayınıyla yürürlüğe girmiş oldu... Oldu da ne oldu? 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu o gün bugün yürürlükte: tam tamına 60 yıl olmuş.. Kanun 1983 yılına kadar galiba unutulmuş ki hiiiççç uygulanmamış.. Sonra bakın günümüze kadar kaç değişiklik geçirmiş? 1983, 1995, 2001 ve son olarak 2004... (tüm sanatçılar ilk halini istiyor) Peki 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ne işe yarar bu konuda çok kısa bilgi yenilemesi yapalım hep birlikte.
Kanunumuzun geniş halk kitlelerince algılanışı "Telif Hakkı" yani müzik açısından örnekleme yaparsak, bir müzik eserinin sözünü ve melodisini yazan kişinin manevi ve maddi hakkını koruma altına alan kanun. Bu kanun sadece müzik deği, bigisayar programı, müzik, tiyatro, edebiyat, sinema ve tüm güzel sanat eserlerinin haklarını koruma altına alır. Sevgili okurlar, burdan sonra değineceklerim çok önemli. Çünkü biz maalesef halk olarak her şeyi devletten beklediğimizden olacak ki, 1951'de çıkmış bir kanunun neden uygulanmadığını ve uygulamak için biz sanatçıların ne yapması gerektiğini sorgulamamışız ki, kanun 1987 yılına kadar 35 yıl atıl bir vaziyette kalmış.
BATI'NIN ZORUYLA!
Daha da vahimi, 1987'de bizlerin zorlamasıyla değil, batının, daha doğrusu uluslararası anlaşmalardan kaynaklı olarak Kültür Bakanlığı'nın zorunlu kurdurmak durumunda kalmasıyla 1987'de 4 meslek birliği kurulmuş. Kültür Bakanlığı'nda biriken "özel kopyalama" gelirlerinin Bakanlıkça kullanılmasının yanlış olduğu ve bu paranın meslek birlikleri aracılığıyla eser sahiplerine dağıtılması gerektiği uluslararası anlaşmalarca dayatılınca, bu işlemi yapabilmek için meslek birliklerinin var olması gerektiği gerçeği ortaya çıkmıştır. Bu zorunluluktan dolayı Kültür Bakanlığı'nın uğraşılarıyla, ülkemizde dünyadan yaklaşık 125 yıl sonra telif hakları uygulanır hale gelmiştir.
Sevgili okurlar, gelişmenin büyümenin ve varolmanın birinci koşulu, olmazsa olmazı yaratımdır, icattır, sıfırdan bir şeyi akıl edip insanlık hizmetine sunmaktır... Yaratımı gerçekleştiren özel insanların önce manevi, sonra da maddi haklarını teminat altına alıp koruyamayan hiçbir ülke gelişememiştir, büyüyememiştir...
Unutmayalım ki tüm dünyada telif hakkı, insan hakkıdır. Ülkemiz çağdaş dünya içerisinde telif, marka ve patent haklarında hangi noktadadır? Ne yapmak grerekir? Tüm bu konuları önümüzdeki yazılarımda sizlerle paylaşacağım. Ülkemizde müzik alanında toplamamız gereken telifin ancak yüzde 7'sinin toplanabildiği gerçeğini şimdilik sizlerle paylaşarak iyi haftalar diliyor, 5 Aralık'ın artık ülkemizde üreten sanatçılar açısından Telif Bayramı Günü olarak kutlanmasını diliyorum. Saygılarımla.
Faruk Demir. Besteci, söz yazarı ve Mesam Eski Başkanı.