Bahçeli, ''Aradan birkaç hafta geçtikten sonra Türkeş Beyi ağızlarından düşürmeyenler, ne olmuştur da onu ve partimizi faşist olmakla suçlamaktadırlar." Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, kriz ortamı ve koalisyon ortağı oldukları dönemdeki ekonomik kriz dönemine değindi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve ekibinin bir gün fazla hükümette kalmak için sığınmayacağı, yıpratmayacağı ve kaşımayacağı hiçbir değerin olmadığını bildiklerini ifade eden Bahçeli, ''Bir taraftan Osman Gazi'yi ağzına alırken, diğer taraftan soykırım iddiacılarını hoş gören, bir taraftan Çanakkale şehitlerini sahipleniyor gibi görünürken, diğer taraftan PKK ile kucaklaşan, bir taraftan yetim hakkı yedirmemekten söz edip vatandaşa yoksulluğu reva görürken, öte yandan yandaşlara helal haram demeden yağdıran, sözde demokrasi ararken muhalefeti aşağılayan, sözde haktan bahsederken memuru, çiftçiyi, işçiyi, esnafı sindiren, sözde adaletten bahsederken yağmacılara göz yuman bir zihniyet karşımızdadır'' diye konuştu.
Alparslan Türkeş'in siyasi istismar malzemesi yapılmak istendiğini iddia eden Bahçeli, şunları söyledi: ''Aradan birkaç hafta geçtikten sonra Türkeş Beyi ağızlarından düşürmeyenler, ne olmuştur da onu ve partimizi faşist olmakla suçlamaktadırlar. Bu ağız AKP'deki PKK ağzıdır. Başbakan, MHP'yi tanımlamada İmralı canisi ile ortak lisanda buluşmuştur. Dün Başörtüsü yasağının kalkması için bizimle işbirliği yapmak zorunda kalanlar, Cumhurbaşkanlığı seçiminde kilitlenmiş siyaseti açarken demokratik anlayışımızı alkışlayanlar, şimdi ne olmuştur da bizi demokrasi düşmanı ilan etmişlerdir?''
''KRİZ, MİLLETİN BAĞRINI DELDİ''
Bahçeli, halinden memnun, sorunları çözülmüş, dertlerine deva olunmuş hiçbir toplumsal kesime şahit olunamayacağını belirterek, ''AKP'nin yolsuzluk ve talan politikalarıyla zenginleşen ve refahı yükselen azınlıkta bir kesimin olduğunu'' ileri sürdü. Başbakan Erdoğan'ın ''krizin teğet geçeceği'' yönündeki sözlerine değinen Bahçeli, ''Teğet geçtiği iddia edilen kriz; kim ne derse desin ve Başbakan Erdoğan hangi süslü yalanları söylerse söylesin, milletimizin bağrını delip de geçmiştir'' dedi. Devlet Bahçeli, MHP'nin de hükümet ortağı olduğu yıllarda Merkez Bankasından çekilen 5 milyar dolar konusuna da değindi.
Hükümet ortağı oldukları dönemdeki ekonomik sorunlarla ortaya çıkan siyasi sonuca saygı duyduklarını ve bunun bedelini ödediklerini daha önceki konuşmalarında da dile getirdiğini anımsatan Bahçeli, ''Bizim saklayacak, gizleyecek ve utanacak bir şeyimiz yoktur. Asıl utanması gereken ve vatandaşımıza bugünkü kötü tabloyu reva gören, rahat ve iyi işleyen bir süreçte ekonomiyi krize sokan Başbakan Erdoğan ve yol arkadaşlarıdır'' dedi.
Türkiye'nin 2000 Kasım ayında dövize yönelen yoğun spekülatif saldırıyı çok yüksek faiz, önemli oranda döviz rezervi kayıpları ve aldığı dış kredilerle püskürttüğünü anlatan Bahçeli, şöyle devam etti: ''Ne yazık ki ekonominin bu sarsıntıdan sonra gelecek bir ekonomik türbülansa karşı da dayanma gücü zayıflamıştır. Nitekim Kasım krizinin hemen arkasından, 19 Şubat 2001 tarihinde, Milli Güvenlik Kurulu'nda başlayan bir tartışmayla, para tacirleri ve içeride siyasi operasyon yapma heveslisi küresel mihrakların uzantıları, yeni bir spekülatif saldırı başlatmışlardır. Ve maalesef, 21 Şubat tarihinde, bankalar arası para piyasasında gecelik faiz ortalama yüzde 4 bin düzeyine çıkmıştır. 16 Şubat 2001 tarihinde Merkez Bankasının 27 milyar 94 milyon dolar olan rezervi, 23 Şubat 2001 tarihinde 22 milyar 58 milyon dolara inmiştir. Yani Türkiye ekonomisine yönelik saldırı sonucunda rezerv kaybı 5,36 milyar dolar olmuştur ve bu para spekülasyonla para kazanan ve ülkeler içinde siyasi dengeleri değiştirmeye çabalayan mihraklarca yönetilmiştir. Bundan asla kuşkumuz yoktur. Ekonomideki bu alçakça ayak oyunların karar merkezi dışarıdadır ve taşeronları ise içeride tutunmuşlardır.''