|
|
||||||||||
|
||||||||||
|
SARMAŞIK
"Hep hayatla sorunu olan karakterler canlandırdım"Giriş tarihi : 26.09.2009, Cumartesi 17:04 Güncelleme : 18:05 ÖZKAN BİNOL Bu haftaki konuğum efendiliği ve oyunculuğu ile herkesin takdirini kazanmış olan Altan Erkekli. Her ne kadar diziler ve filmler ile popüler olsa da aslında o hala Ankara Sanat Tiyatrosu'na sevdalı bir oyuncu. -Hem bu kadar popüler olup hem de Ankara Sanat Tiyatrosu'nun size verdiği sanatçı duruşunu nasıl korudunuz? Bunu Ankara Sanat Tiyatrosu'nun bize verdiği iyi temel, iyi hamur, iyi öğretiye borçluyum. Yirmi beş yıl orayı bir yaşam biçimi olarak gördüğümüz için; orada emek, barış, iyi insan olma, erdemli, onurlu insan olmak bize öğretildiği için, İstanbul'da TV, sinema dünyasına girdiğimde bu güzellikleri bırakmak hiç aklıma gelmedi. Çünkü onlar bizim yaşam biçimimiz oldu. -1970'li ve 80'li yıllarda Ankara Sanat Tiyatrosu sanat dünyasında çok etkindi. 2000'li yıllara gelindiğinde bu duruştan bazı şeyler yitirdi mi acaba? Hem de çok fazla şey yitirdi. Çünkü 12 Eylül darbesi ile seyircinin ana damarı kesildi. Ankara Sanat Tiyatrosu'nun seyircileri, demokratik kitle örgütleri, öğrenciler, sivil toplum örgütleriydi. İlk oyun çıkınca ODTU, Hacettepe, Siyasal yarışırdı ilk kez oyunu kim kapatacak diye. Gençler kopunca tiyatronun beslenme alanı kapanmış oldu. 2000'li yıllara geldiğimizde de teknolojinin birden Türkiye'ye çok hızlı girmesi ve DVD'ler, ev sineması, alışveriş merkezlerindeki sinema salonlarının çoğalması gibi nedenlerle tiyaro biraz arka planda kaldı. Doğal olarak Ankara Sanat Tiyatrosu da payına düşeni almış oldu. Bir de Ankara'nın çehresi değişti. Melih Gökçek belediye başkanı olarak belki alt geçit üst geçit yapmış olabilir ama Ankara'da kültür sanat hayatı durdu. -BKM'de hangi oyunlarda oynadınız? İlk "Sen Hiç Ateşböceği Gördün mü?" oyununda rol aldım. Bu oyunda rahmetli Gürdal Tosun'un rolünü oynadım. Türkiye'nin son elli yılını anlatan müthiş güzel bir oyundu. Bu oyun tiyatronun kilometre taşlarındandır. Ardından da "Bana Bir Şeyhler Oluyor"da rol adım. İki oyunda seyirciyle güzel bir şekilde buluştu. Bir de "Bir Demet Tiyatro"da canlandırdığım değişik tipler var. İyi bir yol arkadaşlığı yaptık BKM ile. -Dizisini herkes biliyor, biraz sizin "Bir İstanbul Masalı'ndan söz etsek. Benim bir İstanbul masalı bir Ankara'lı gibi devam ediyor. Aslında tiyatro bölümünü kazandığımda, Ankara'ya gittiğimde ben burada iki saat kalmam deyip tam yirmi beş yıl bir Ankara aşığı olarak yaşadım. Ankara'dan istanbul'a gelirken çok acı çektim. Kuruçeşme'de bir banka oturup, Ankara'da göremediğim ufka bakıp, boğazı seyredip farklı bir gözle İstanbul'a baktım. Aslında nasıl görmek isterseniz öyle görebiliyorsunuz İstanbul'u. -Bir İstanbul Masalı'ndan sonra Beyaz gelincik ve Komser Nevzat ile diziler devam etti. Evet. Her ikisi de ATV için çektiğim dizilerdi. Komser Nevzat ne yazık ki beklenilen reytinglere ulaşamadı. Aslında diziye başlarken bende şöyle bir özgüven de vardı. Artık seyirci beni seviyor. ATV'nin elemanı olduk. Artık ATV'den emekli olurum diye düşünüyordum. (Gülüyor) Ama kazın ayağı öyle değilmiş. Ahmet Ümit gibi önemli bir yazarın kaleme aldığı "Komser Nevzat'ın dört bölümde kaldırılması trajik bir durumdur. -Sinema nasıl başladı? İlk sinema filmim rahmetli Atıf Yılmaz'ın "Dolap Beygiri"dir. 1982'de Ankara Sanat Tiyatrosu olarak İstanbul'a turneye gelmiştik. Atıf Ağabey de çok severdi bizi. Hemen filminde rol teklif etti. İlk rolüm tuvalette rüşvet alan bir devlet memuruydu. Ardından Erden Kıral'ın çektiği "Mavi Sürgün" filmine kadar sinema yapmadım. Bu filmden önce de rahmetli Ömer Kavur Yusuf Atılgan'ın eseri olan "Anayurt Oteli"ndeki Zebercet rolü için istedi beni. -Peki biz neden o rolde Macit Koper'i izledik? O sıralarda evlenmek istiyordum. Babam senin maaşın belli değil. Gidip sana kız isteyemem dedi. Hocam Turgut Özakman da Devlet Tiyatroları için sınav açıldığını söyledi. Ödüllü oyuncu olduğum için sınavsız girme hakkım vardı. Devlet tiyatroları'nda büyük olaylar oldu. Ankara Sanat Tiyetrosu'ndan geldiğim için alınmamı istemediler. Sınavı kazandım ve "Çocuk ve Gençlik Tiyatrosu"nda görevlendirdiler beni. İşte tam bu dönemde film için Devlet Tiyatroları'ndan izin istediler. Hocam Turgut Özakman aynı zamanda Devlet Tiyatrolarının genel müdürüydü ve "İzin vermesine vereyim ama beni çok zorda bırakırsın" dedi. Ben de hocamı zorda bırakmamak için rolü kabul etmedim. -Vizontele'de nasıl rol aldınız? 2000 yılında BKM'den bir telefon geldi ve Haziran'da bir film çekeceklerini söylediler. Provamız var ben gelemem dedim. Aslında yalan söyledim. Çünkü Ankara Sanat'ta sıkıntılı günler ve cepte beş kuruş para yok. Ardından Yılmaz (Erdoğan) aradı. Biz çekimleri provanıza göre ayarlarız dedi. Yine kabul etmedim. On dakika sonra Rutkay Aziz aradı ve "Neden hemen reddediyorsun? Senin artık okyanuslarda yüzme vaktin geldi" dedi. -Kaderinizin değişmesinde Rutkay Bey önemli bir rol oynadı o zaman. Kesinlikle. Rutkay Bey benim hayatımda çok önemli bir insan. Ağabey, dost, arkadaşHerşey yani. -Sonra Ömer Uğur'un "Eve Dönüş" filminde rol aldınız. Filistin askısında sizi görünce ben çok etkilendim. Bir de filmde çırılçıplaktınız. Çıplaklık son dakikada gelişen bir şeydi. Fakat işkence gerçek bir işkence gibiydi. Gözümü kapattığımda, sanki bunların ruhu değişecek ve bana gerçekten işkence yapacaklarmış gibi geliyordu. Filmde gerçek bir Filistin askısındaydım. Kolumda hala bu filmden kalan bir sorun var. -Çıplaksınız ve işkence görüyorsunuz. Ama aslında bu bir kurmaca ve orası bir film seti. Çıplaklığı hemen unuttum. Çünkü gerçekten bu işkenceye maruz kalanları düşündüm. Özellikle de rahmetli Erkan Yücel'i. AST' tayken Yücel gözaltına alınıyor ve filistin askısındayken arkadaşları sorguya alınıyor.Arkadaşları işkenceden çıkınca moral olsun diye filistin askısındayken maymun taklidi yapıyor. -Film nasıl tepkiler aldı? Ben filmi ilk Adana'da seyrettim. En arkada oturdum. Tam filmin sonunda Kenan Evren'in fotoğrafı çıktı ve 12 Eylül'de kaç kişi idam edilmiş, kaç kişi kaybolmuş vs. ile ilgili yazılar çıkarken salondaki herkes ayağa kalktı. Seans öğrenci dolu. Hemen kapıya gittim ve "Bir dakika beyler" dedim. "Dönün, perdeye bakın. Rakamları okuyunca hepsi şaşırdı ve "Bunların hepsi gerçekten oldu mu?" diye sordular. -Basından da ilginç tepkiler aldınız sanıyorum. Evet. En ilginç tepki Hıncal Uluç'tan geldi. "12 Eylül sabahına kadar olanlar çekilsin, o zaman bu filme gideceğim" dedi. Filme doğrudan ambargosunu koydu. Kesti seyirciyi. Barış hepimizin ortak dileği -Mesajları olan filmlerde rol aldınız. Oscar'a aday adayı olan Mahsun Kırmızıgül'ün yönettiği "Güneşi Gördüm"de de böyle bir karakteri canlandırdınız... Bir oğlu terörist, bir oğlu da mayına bastığı için ayağı kopmuş bir askerin babasını canlandırıyordum. Şu an gündemde olan açılımın siperinde kendi cümlesi olan bir filmdi. Aslında hepimiz bu ülkenin mavi gökyüzü altında barış içinde yaşamak istiyoruz. Kurtuluş Savaşı'nı omuz omuza hep birlikte yaptılar. Çanakkale'de şehitler verdiler. Bunları kimse inkar etmiyor. Benim çocukluğum Diyarbakır'da geçti. Oradaki insanların acıları, ülkeye bakışları, feodalizm, ülkenin kaderinin oralarda oluşamama nedenleri... Hepsini gözlemledim. Yukarıda saydığım her şey sıkıntı yaratıyor. Benim canlandırdığım Davut karakteri "Biz burada doğduk" diyor. Bayrağına, toprağına saygılı bir adam. Karşı taraf dediği de bu cumhuriyeti koruyan, bu ordunun bir subayı. -Hem Yılmaz Erdoğan hem Mahsun Kırmızıgül günümüzün popüler sanatçıları. Hangisinin setinden daha memnun kaldınız ? Mahsun'un duygusallığı çok farklı. O kediyi bile incitmekten çekinen birisi. Müzisyenliğinden gelen bir şey olsa gerek. "Otelde Yeni Asır'ı okumadan uyumazdım" -İzmir deyince ne geliyor aklınıza ? Ankara Sanat Tiyatrosu ile İzmir'e turneye giderdik. 30-40 gün İzmir'de kalırdık. Her akşam oyundan sonra Topçu'nun yerinde çöp şişlerimizi yerken "Tipitip" adında bir gazete dağıtıcısı vardı. Yeni Asır'ı getirirdi. Her gece otelde Yeni Asır'ı okumadan uyumazdım. -Ya İzmirli ? Hayatı her zaman yavaş ritimlerle, sevgiyle özümsemiş, neşeli, mutlu insanlar geliyor aklıma. ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz. |
|
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Kent Haberleri | Ekonomi | Politika | Yerel Politika | Dış Haberler | Hayatın İçinden | Üçüncü Sayfa | Yazarlar | Spor | Sarmaşık Alışveriş | İnsan Kaynakları | Künye | Reklam | Bize Ulaşın | Anasayfa |
|
Turkuvaz Medya Grup
Turkuvaz Medya Digital
Copyright © 2003-2010 Tüm hakları saklıdır. TURKUVAZ GAZETE DERGİ BASIM A.Ş.
|