Himalayaların eteğindeki Nepal

Giriş Tarihi:09.04.2012, 15:57 Güncelleme Tarihi:09.04.2012, 15:57
Asya kıtasının ortasındaki küçük ülke Nepal, sınırları içinde Himalaya dağları ve dünyanın en yüksek noktası olan Everest'i bulundurur. Dünyada 8 bin metrenin üzerinde olan 14 noktadan 8 tanesi Nepal sınırları içinde

DÜNYANIN ÇATISINDAKİ ÜLKE: NEPAL / GÜRHAN DİKMEN

Nepal'in doğusu, güneyi ve batısında Hindistan, kuzeyinde ise bugün Çin'in işgali altında olan Tibet bulunmaktadır. Nepal, Türkiye'ye göre oldukça güneyde, Kuveyt ve Kızıldeniz'le aynı paraleldedir. Denize kıyısı olmasa da iklimi Türkiye'ye oranla daha ılımandır. Muson yağmurları aylar boyunca ülkeyi esir ettiğinden Şubat, Mart, Nisan, Eylül ve Ekim ayları ziyaret için daha uygun aylardır.
Nepal'in başkenti olan Katmandu'ya Türkiye'den direk uçuş bulunmuyor. Ancak Türk Havayolları'nın Hindistan bağlantılı uçuşlarının yarı sıra özellikle Arap ülkelerine ait havayolları şirketlerinin aktarmalı uçuşlarıyla gidilebiliyor. Ben öyle bir yöntem tercih ettim. İstanbul'dan Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki Sharjah aktarmalı olarak toplam 8 saatlik bir uçuşla Katmandu'ya indim.

EN FAKİR ÜLKELERDEN
Nepal'in yerel saati Türkiye'den 3 saat 45 dakika ileride olduğundan yaklaşık 9 saat süren bir seyahat yapmamıza karşın Katmandu'ya indiğimizde yerel saatle 13 saat ileri gitmiş olduk. İzmir'le Katmandu arası karadan yaklaşık 7 bin 200 kilometre. Avrupa kıtasının en batı ucu olan Portekiz'deki Cascais ise sadece 4 bin 700 kilometre uzaklıkta bulunuyor.
Nepal, Türkiye'den vize istemiyor. Havaalanında indiğinizde iki sayfalık bir form doldurarak vize ücretini yatırmanız yeterli. Benim seyahatim 9 gün süreceğinden 25 dolar karşılığında 15 günlük vize aldım. Ancak vizeyle ilgili asıl sorun, bilgisayar sistemlerinin bulunmuyor olması. İki memurun büyük defterlere elle işlediği, evrakları tek tek elle kontrol ettiği vize işlemi daha ilk dakikalarda size nasıl bir ülkeyle karşılaşacağınıza dair bir ipucu veriyor.
Nepal'de turistlere son derece sıcakkanlı bir bakış var. Güvenlikler, sıralar, kapılar hızla aşılıyor, mümkün mertebe kuyrukta bekletmiyorlar.
30 milyon nüfuslu Nepal, kişi başı 240 dolar milli gelirle dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alıyor. Ülke gelirinin önemli bölümü turizmden ve tarımdan elde ediliyor. Etnik kökeni de ticari ve sosyal hayatları ve hatta televizyon kanalları büyük ölçüde Hindistan etkisinde bulunuyor. Ülkedeki araçların neredeyse yarısı Hint yapımı...
Nepal'i, temizlik konusunda takıntılı olanlara pek tavsiye edemeyeceğim. Benim gibi "daha az titizler" yanlarında havlu, hatta bagajları müsaitse çarşaf götürebilirler. Ülkenin genelinde elektrik sıkıntısı var. Günde 8 saat aralıksız elektrik görmüyorsunuz. Oteller akşam saatlerinde jeneratörle elektrik sağlıyor.
Nepal, pahalı bir ülke olmadığından ülkenin iyi otellerinde uygun fiyata kalıyorsunuz. Tabi bu 'iyi' sıfatını 'Nepal'e göre iyi' olarak algılamak gerekir. 'Resort' gibi iddialı adları olan otellerin, bizim 2 yıldızlı oteller ayarında olduğunu baştan bilin. Nepal'in ekonomik bir ülke olmasında para birimi olan Rupi, Türk lirasına göre daha az değerli olmasının etkisi bulunuyor. 10 lira, 420 rupi yapıyor. Ortalama bir öğün yemek 400 - 550 rupi arasında yenebiliyor.
Keçilerin boynundaki yumuşak tüylerden yapılan kaşmir, burada her köşe başında satılıyor. Fiyatları 10 dolarla 500 dolar arasında değiştiğinden, bazılarının sahte olduğu kesin. Dağcılıkla ilgili her türlü kıyafet ve malzeme bolca bulunabiliyor. Bu ürünlerin ünlü markalarının orjinallerinin yanı sıra özellikle giyim ve çantaların hemen her mağazada sahteleri de satılıyor.
Asya'nın geneline hakim olan pazarlık kültürü Nepal için de geçerli. Birkaç küresel markanın mağazası hariç her yerde pazarlık yapabilir, bazen yarı yarıya indirimler bile alabilirsiniz.

Başlarken
Nepal'e gitme fikri insanın aklına bir anda her yerde gelmez. Bu küçük ülkenin tanıtımını televizyonlarda göremezsiniz. Belki tur şirketlerinin Milano, Prag, Roma, Amsterdam ilanlarının en altında, 7 günlük Hindistan turunun yanına 1 gece 2 gün olarak sıkıştırılmıştır.
Buna karşın Asya kıtasının ortasındaki bu küçük ülke, sınırları içinde Himalaya dağları ve dünyanın en yüksek noktası olan Everest'i bulundurmaktadır. Dünya'da 8 bin metrenin üzerinde olan 14 noktadan 8 tanesi Nepal sınırları içindedir. Bu nedenle dünyanın dört bir yanından -aralarında Nasuh Mahruki gibi Türklerin de olduğu- dağcılar, tabiatın en çetin şartlarına meydan okumak ve 8 bin 850 metredeki zirveyi zorlamak için bu ülkeye gelirler.
Benim Nepal serüvenim de dağcı ve gezgin olan sevgili arkadaşlarım Sinan Aydın ve Pırıl Yay'ın davetiyle başladı. Bugün düşünüyorum da, dünyanın en fakir ama en mutlu insanlarının yaşadığı dünyanın çatısındaki bu ülkeyi iyi ki görmüşüm.
BUDİST DEĞİL HİNDU

Türkiye'de Nepal'le ilgili en yaygın yanlış bilgi, Budist oldukları yönündedir. Oysa Nepal'de yüzde 15 gibi bir Budist nüfusuna karşın ülke insanını yüzde 80'i Hindu'dur.
Hinduizm, insanın, tabiatın tüm varlıklarıyla birlikte barış ve huzur içinde olması gerektiğine, re-enkarnasyona (yeniden doğuşa), yaptığınız iyi ya da kötü şeylerin yaşamımızı etkileyen enerjiler olarak geri döneceğine (karma) inanan çok tanrılı bir dindir. Çok tanrı derken 33 milyon gibi gerçekten çok tanrıyı kast ediyorum. Hindular, dinlerinin özünü sevgi, şiddetten kaçınma, iyi davranışlar ve doğruluk olarak tanımlıyorlar.
Hindular tanrıların kendilerini cezalandırdıklarına inanmıyorlar. Onlara göre, tanrılar tabiatın tüm yasaları gibi karma yasasını da var etmiştir. Bu yasaya göre başınıza gelecek kötü şeyler, yaptığınız kötü şeylerden kaynaklanır. Bir başka deyişle kendi kaderini kendisi yazar.
Bir kişinin karmasını temizlemesi için iyi işler yapması gerekmektedir. Bunun yanı sıra eğer derin bir şekilde yardım istenirse, Tanrılar insanların karmalarına iyi etkiye neden olacak müdahaleler yapabilir. Hinduizm'e göre Karman temizlenene ve Tanrıyı bulana kadar her varlık defalarca yeniden doğarak dünyada yaşamak zorundadır.

BOL BOL BAHARAT
Nepal'den döndüğümü öğrenen hemen her arkadaşım, "Yiyecek bir şey bulabildin mi?" diye sordular. Evet buldum. Nepal Hindistan'a göre daha temiz, Uzakdoğu ülkelerine göre daha korkmadan yenecek şeyler servis ediyor.
Bol baharatlı bir mutfak kültürüne sahipler... Karnabahar, havuç, fasulye ve kabak gibi sebzelerin yanı sıra bolca pirinç ve mutfaklarının ayrılmaz parçası olan hardal ekiliyor. Dini inançları nedeniyle inek eti yemeyen Nepalliler ağırlıklı olarak tavuk ve biraz da keçi eti tüketiyorlar.
Nepal'in ana yemeği olan Dal Bhat, pirinç lapası yanında küçük kaplar içinde soğanlı ve acılı çorba, bol hardalla pişmiş kuru fasulye, tavuk eti ve haşlanmış sebzeden oluşan bir tabak. Nepalliler küçük kaplardaki bu yemekleri pirinç lapasıyla karıştırarak günde iki kez yiyorlar. Kahvaltıda ise genellikle haşlanmış ve yağda hafifçe kızartılmış sebze, taze meyveler, tereyağı, reçel ve haşlanmış ya da sahanda yumurta servis ediliyor.
Yemeklerde daha çok hardal yağı kullanıyorlar. Türk damak tadına pek yakın olmayan bu yemeklerin bir süre sonra alıştığınızda hoş bir lezzeti olduğunu da söylemek hazım. Ben hiç sorun yaşamadım.

PİZZA VE MAKARNA VAR

Nepal, dağcılık amacıyla Avrupa'nın çok sayıda turist ağırladığından yerel lezzetlerden hoşlanmazsanız pizza, makarna, kek ve tatlı gibi Avrupalı lezzetler bulma imkanınız var. Ancak bu ürünlerde ağırlıklı olarak domuz eti kullanıldığından önce sormanızı ya da vejetaryen ürünleri denemenizi tavsiye ederim.
Nepal'de bolca siyah çay tüketiliyor. Her yerde rahatlıkla bizim de sevdiğimiz siyah çayı bulabiliyorsunuz. Onun dışında pastane tarzı yerlerde filtre kahve, hazır kahve ve hatta Türk kahvesi bile bulabildim. Üstelik mönüde de Greek Coffe olarak değil Turkish Coffe olarak yazılmıştı. Pekiyi pişirilmemişti ama dünyanın bir ucunda bulduğum kahveyi afiyetle içtiğimi söyleyebilirim.
Nepallilerin alkollü pirinç rakısı bulunuyor. Onun yerine ağırlıklı olarak Everest, Gorkha ve Goblenzer adlı yerel biralarını tercih ediliyor. Biraların her üçü de lezzetliydi. Birinin tadı da herkesçe bilinen bira markamıza epeyce benziyordu.

YARIN: ÇOCUK TANRIÇA: KUMARİ

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.