RÖPORTAJ: ŞAFAK İNCE
İzmirli yazar Berrin Ergüç, 'Tarihten Mektup Var' isimli kitabıyla 9 yaş çocuklar için Çanakkale Destanı'nı yazdı. Eserin Türkiye'de çocuklar için çıkan ilk 'savaş' kitabı olduğunu söyleyen Yazar Ergüç, "Eğer çocuklarımıza Çanakkale'yi anlatmazsak, milli şuuru eksik bir gençliğimiz olur. Onlar da süpermenin kolleksiyonunu yapar" dedi.
Bugün hepimizin yüreği, 97 yıl önce metrekareye 6 bin merminin düştüğü, siperlerin toplarla dövüldüğü, 250 bin askerimizin şehit düştüğü, Atatürk'ün "Ben Size Ölmeyi Emrediyorum" dediği ve Mehmetçiğin bir destan yazdığı Çanakkale için atıyor. Çanakkale Deniz Zaferi'nin 97. yıldönümü 18 Mart Şehitleri Anma Günü nedeniyle Türkiye'nin dört bir yanında törenler düzenlenecek. İzmirli yazar Berrin Ergüç, hepimizin çok geç öğrendiği, neredeyse lise yıllarında okumaya başladığımız Çanakkale Destanı'nı çocuklar için kaleme aldı. 9 yaş çocuklar için hazırlanan 'Tarihten Mektup Var' isimli kitapta, bir çocuğun gözünden cephe arkasında yaşananları onlar için resim, karikatür ve fotoğraflar eşliğinde anlattı. Kitap, bu özelliğiyle belki de Türkiye'de çocuklar için savaşın anlatıldığı ilk eser olma özelliğini taşırken, yazar Ergüç'e böylesini zorlu bir yolculuğa çıkmasının nedenlerini sorduk.
'ONLARA SEVGİ VERDİM' * Çocuklarla aranız nasıl?
- Çocuk gelişimi ve eğitimi öğrenimi gördüm. İçimde deli gibi bir çocuk sevgisi var. Aslında ben çocukken bebeklere, gençken çocuklara, yetişkin olunca da gençlere doğru hep tarifsiz bir sevgi hissettim.
* Tarifsiz sevgiyi tarif edebilir misiniz?
- Benim açımdan bunun tek tarifi var; o da tüm çocukları, çocuklarım gibi hissetmekten geçiyor. Ben edebiyat dünyasına çocuklarla girdim, çocuğum olsa 'ilk ona ne vermek isterdim' sorusuna yanıt ararken kendimi, yazar olarak çocukların karşısında buldum.
* Çocuklara ilk ne vermek isterdiniz?
- Onlara ilk sevgi vermek istedim, bunu da yaptım. İlk kitabımda çocuklara sevgiyi anlattım. 'Sevgi Tohumları' isimli kitabımda aile içindeki sevginin bulaşıcı olduğunu, mutlu olan insanların diğer insanlara da sevgi aracılığıyla mutluluk aktaracağını anlattım. İlginçtir, kitabı 2005'te yazmıştım, 2007'de Harvard Üniversitesi'nin bir araştırmasında mutluluğun bulaşıcı olduğu ortaya çıktı.
* Sevgi madem bulaşıcı, mutsuz insanlar neyin kurbanı?
- Mutsuz insanlar, sevgisizliğin kurbanı. Sevgi de küçük yaşta öğreniliyor, eğer sevgiyi öğrenmez ve onu insandan insana taşıyamazsanız, o zaman mutsuzlar klübünün asil üyesi olursunuz.
'BİRLİK İÇİNDE OLUN' * Sevgiyi anlatan bir yazar, ikinci kitabında çocuklara neden savaşı anlatır?
- Ben 1994'ten beri okullarda kendi yazıp yönettiğim oyunlarda çocuklara drama şeklinde Çanakkale'yi zaten anlatıyordum. Bence milli şuur, çok küçük yaşlarda verilmeli. Çanakkale, yaşadığımız bir gerçek, savaş da bir gerçek ve çocuklarımız bir başka dünyada yaşamıyor, onlar da bu dünyada yaşıyor. Eğer geçmişlerini iyi bilirlerse geleceklerine daha çok sahip çıkarlar.
* Milli şuuru açabilir misiniz, çocuklarımız bu şuurdan yoksun mu?
- Bu sorunun yanıtını Japonlar vermiş. Turgut Özal'ın başbakanlığı döneminde, eğitim alanında uzman bir Japon heyet, eğitimimizin, gençlerimiz üzerindeki sonuçlarını araştırmış. Sonucu da onun huzuruna çıkarak, 'Gençlerinizde milli şuur eksik. Bu eğitimle gençlerinize milli şuur vermeniz de mümkün değil' diye açıklamış.
* Japonların milli şuuru çok mu güçlü?
- Bu sorunun yanıtını yine Japonlar vermiş. Japonlar, eğitime şok testler uygulayarak başladıklarını söylemiş. Onlar çocuklarını önce uçak kadar hızlı giden trenlere bindiriyor, sonra teknolojiye sahip fabrikaları gezdiriyor, ardından Hiroşima ve Nagazaki'ye götürüyor. Sonra da, "Birlik içinde çalışmazsanız, düşmanlar sizin ülkenizi yakar, yıkar. Birlik içinde çalışırsanız, düşmanlarınız size saldırmaya cesaret edemez" diyorlarmış. Bunların hepsi çocukların hafızasında yer ediyor.
* Bizim Hiroşima'mız Çanakkale, bunun kıymetini bilelim diyorsunuz.
- Evet, metrekareye binlerce merminin düştüğü Çanakkale Zaferi'nin kazanıldığı tarihi savaş alanı, çocuklarımızın milli şuur kazanmalarına yetecek kadar örneklerle dolu. Çocuklarımız bu yüzden Çanakkale'yi mutlaka görmeli, biz de onlara "Birlikte çalışır, teknolojiyi yakalarsanız, özgürlüğünüzü korursunuz. İki büklüm değil, başınız dimdik yaşarsınız" demeliyiz.
* Tarihten Mektup Var bunu mu anlatıyor?
- Ben cephe arkasında yaşananları, ailelerin yaşadıklarını, gerçek bilgilere dayalı olarak anlattım. Bunu yaparken sadece sokak arasında yaşananları değil, cephede yaşananları kendi kurguladığım mektuplar aracılığıyla, ailelere taşıdım. Tüm bunları da bir çocuğun gözünden anlattım.
'BAŞARIYA ULAŞTIK' * Çocuklara savaşı anlatmak cesaret işi...
- Aslında Çanakkale Şehitleri Tanıtım ve Araştırma Derneği'nden geldi teklif. Bana 'Çanakkale'yi yazabilir misiniz, birçok yazara gittik ama çocuklara inemedik' dediler. Hiç düşünmeden 'yazarım' dedim, çünkü kendimde güven hisediyordum. Çocuklarda kitap okuma alışkanlığı zor, tarihi sevdirmek de zor. Bu nedenle derneğin arşivindeki görsel malzemelerden yararlandım. Çocukların dikkatini çekecek şekilde etkili bir hale getirdim. Arşivdeki fotoğraflar, resimler, karikatürler, hepsinin bir öyküsü var. Önce onları öğrendim, sonra da onları kitaba koydum. Yüksek kalite, parlak kağıt ve renkli bir baskıyı tercih ettik ki çocukların dikkatini çeksin. Büyük başarıya ulaştık.
* Çocuklar kitabı beğendi mi?
- Onlardan büyük ilgi var. Ama şunu anlatmadan geçemeyeceğim, ilk tanıtımda çocuklardan biri heyecanla "Süpermeni de sen mi yazdın" diye sordu. Ciddi bir açık ortada. Bizim tarihimiz, bizim kültürümüz, bizim geçmişimiz öğrenilmeden diğer kültürlerin öğrenilmesiyle karşı karşıyayız. Eğer çocuklarımıza Çanakkale'yi anlatmazsak, milli şuuru eksik bir gençliğimiz olur. Onlar da süpermenin kolleksiyonunu yapar.
Desteğe ihtiyacı var * Kitap çocuklara ulaştı mı?
- Kitabın dağıtımı ilk etapta dernek gerçekleştirdi. Ulaşabildiği kadar insana ulaştı. Ancak kitabı aynı formatta basarsak 25 lira gibi bir maliyet çıkıyor. Bu da kitabın gelir düzeyi yüksek kişiler tarafından alınabileceğini gösterir. Ben bunun yerine varoşlarda, kırsalda bu tür kitapları eline geçiremeyecek çocuklara ulaşmak istiyorum. Onun için yerel yönetimlerin ve diğer sivil toplum örgütlerin desteklerine ihtiyaç var.
- Destek var mı?
Türkiye'de en acı şey, nitelik değil, niceliğe önem verilmesi.
