ZEKERİYA MUTLU TÜM YAZARLAR
Faiz oranlarının ekonomiye yansıması
10.8.2017 | Arşiv

Faiz oranlarının ekonomiye yansıması

zekeriya.mutlu@yeniasir.com.tr

Dünya ekonomisindeki gelişmeleri şekillendiren iki temel gösterge bulunmaktadır.
Bunlar faiz oranları ve döviz kurlarıdır. Ancak bunlar içinde hangisi daha önemli ve belirleyicidir denildiğinde ise cevap, faiz oranları olacaktır.
Dünya genelinde paradan para kazanma niyetinde olan spekülatif sermaye grupları, faiz farklılıklarına göre yön belirlemektedir.
Örneğin bir ülkede faiz oranları yüzde 10, bir diğer ülkede yüzde 2 ise, küresel spekülatörler, risk düzeylerini de dikkate alarak, ellerindeki sermayeyi faizin yani getirinin yüksek olduğu ülkeye yönlendireceklerdir. Hatta faizin düşük olduğu ülkeden borçlanarak faizin yüksek olduğu ülkeye borç vererek kazanç elde etmeye çalışacaktır.

FAİZ-KUR İLİŞKİSİ

Faizlerin yüksek olduğu ülkeye, sıcak para girişi olduğunda ülkenin döviz rezervleri artmakta yani döviz bollaşmaktadır. İktisadın temel yasalarından biri, bolluğun ucuzluk getirmesidir.
Döviz bolluğu kurları reel olarak düşürmekte, yani ülke parasının döviz karşısında değerinin artmasına neden olmaktadır.
Bu gelişmenin anlamı ise yüksek faizden yararlanmak için sıcak paranın girdiği ülke açısından ithal mallarının ucuzlaması ve dolayısıyla ithalatın artmasıdır.
Bu ülkede döviz kurlarının reel değeri (bazen de nominal değeri) düştüğü için ihraç mallarının döviz bazında fiyatını artırma zorunluluğu doğmaktadır. İhraç malları fiyatlarının artması ise küresel pazarlarda rekabet gücünü olumsuz etkileyerek ihracatı azaltabilmektedir.

NE YAPMALI?

Düşük kurun etkisini telafi etmek için ihracatçıların başvurduğu başlıca yöntem ise yerli yerine ithal girdi kullanmak olmaktadır. Bu şekilde ülkenin önce dış ticaret dengesi sonra cari işlemler dengesi açık vermekte, nihayetinde de ülkenin dış borçları artmaktadır. Böylesi bir gelişmenin büyüme açısından ülkeyi götürdüğü nokta; tüketim çekişli ve ithalata dayalı büyüme olmaktadır.
Büyümesi tüketime ve ithalat önceliğinde gerçekleşen Türkiye'nin de bulunduğu ülkeler incelendiğinde yaşanan sürecin yukarıda ifade edilen senaryoya uygun olduğu görülecektir.
Kuşkusuz bu senaryonun olumlu yönleri de vardır. Nitekim tüketim çekişli de olsa yüksek oranlı büyüme, halkın refahının artması, sınırlı da olsa istihdam artışına imkan vermesi, yine geçici de olsa enflasyonu aşağıya çekmesi mümkün olmaktadır. Ancak, temel sorun bu senaryonun sonsuza dek devam edememesi, bir süre sonra ülkeyi istikrarsız ve yavaş büyümeye mahkum etmesidir.
Dolayısıyla bu senaryonun sürdürülebilirlik sorunu bulunmakta, doğru zamanda yeni stratejiye geçmek gerekmektedir.
Bu yeni senaryonun ise yatırım çekişli, ihracata dayalı büyümeyi amaçlaması uygun olacaktır.

ÇARE ÜRETİM

Buraya kadar yaptığımız açıklamalardan çıkarabileceğimiz önemli bir sonuç, bir ülkenin sıcak paranın etkilerinden kurtulması için faiz oranlarının gelişmiş ülkeler düzeyine yakın olması gerektiğidir. Böylesi bir duruma ulaşabilmek ise enflasyonun yüzde 2-3 bandına çekilmesi, bütçe dengelerinin sürdürülebilir nitelik kazanması ve dış kaynak ihtiyacının sınırlı olması yani ülkenin tasarruf düzeyinin yüksek olmasıyla mümkündür.
Bir ülkedeki faiz oranlarının düşük olması hem ülke içindeki tasarrufların daha çok üretken yatırımlara yönlendirilmesine imkan verecek hem de reel sektörün yatırım finansman maliyetlerini aşağıya çekecektir.
Bu şekilde yerli yatırımların artmasının yanında dışarıdan gelen kaynaklar da daha çok reel yatırımlara yönelecektir. Böylece ülke yatırım çekişli büyüyecek, bu da istihdam ve ihracat artışı için kalıcı zemin sağlayacaktır.
Son dönemde hükümetimiz, faizlerin aşağıya çekilmesi ve yatırım imkânlarının artması için önemli adımlar atmıştır. Daha düşük faiz ve yatırım artışı için ortaya koyduğu önlemler yatırım önceliğinde, ihracata dayalı büyümeye imkan verecek nitelikler taşımaktadır. Temennimiz bu yeni strateji ile daha hızlı büyüyen, daha çok kişiye iş imkanı sunan bir ekonomik sürece girmemizdir.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.