09 Aralık 2012, Pazar
İletişim
SMS: ak yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373
Dr. Abidin Bayraktaroğlu tanıdığım en sıkı Giritli'dir. Geçen sabah İzmir'den telefon etti. "Ah be Alicim iyi değilim, artık ayaklarım tutmuyor. Eh yaş 91. Başka sıkıntılarım da var" deyip konuyu sağlıktan başlayıp, her zaman olduğu gibi şipşak Girit'e getiriverdi. Giritliler derneği, gecesi, organizasyonlar, seyahatler, ödüller, şarkılar, anılar derken baktım Doktor coştukça coşuyor. Ne zaman konuşsak hep aynı konu. Abidin beyin en büyük motivasyonu Girit. Araya birden Kazancakis'i katıverdi. Kazancakis Giritli ve Kandiye'li. Yani Abidin beyin şehrinden. Yani benim annemin doğduğu şehirden. 1976'da annemi götürmüştüm Kandiye'ye. Ona verdiğim en büyük armağan olmuştu o seyahat. "Artık gözüm açık gitmeyeceğim" demişti...
***
Kazancakis, El Greko'yla birlikte Girit'in dünyaya armağan ettiği en önemli iki sanatçıdan biri. Ada hala Osmanlı yönetimindeyken 1883'te Kandiye'de dünyaya gelmiş. 1956'da Viyana'da "Uluslararası Barış Ödülü" alan, 1957'de 1 oy farkla Nobel Edebiyat Ödülü'nü Albert Camus'ya kaptıran çok büyük bir yazar, şair, siyasetçi ve filozof. Ben doğduğumda yayınlanmış ilk romanı "Zorba". Ben 17 yaşındayken de filmi çevrilmiş "Zorba"nın...
***
İşte ben o filmle duydum Kazancakis adını. Başrollerde Anthony Quinn, Irene Papas ve Alan Bates vardı. Siyah beyaz filmin bir sahnesinde Hadjidakis'in bestelediği "Zorba" adlı şarkıyla bir dans edişi vardı ki Quinn'in unutulmaz...
Giritli Nikos Kazancakis 1957'nin sonlarında lösemi hastalığından Almanya'nın Freiburg kentinde vefat etti. Mezarı Kandiye'de, şehri çevreleyen Venedik burçlarından birinin altındadır. Şehrin en yüksek tepesi olan Martinego'daki mezar taşında kendi eseri Çileci'den alıntılanan şu yazıt yer alır: "Hiçbir şey ummuyorum / Hiçbir şeyden korkmuyorum / Özgürüm."
***
Ölümünden 20 yıl sonra ben Kandiye sokaklarını dolaşırken belki de onun bastığı topraklara basıyordum. Geçtiğimiz Pazar onun 127'inci doğum günüydü.
***
Kandiye ve Kazancakis derken biraz da El Greko'dan söz edelim. Girit'in ilk büyük sanatçısı ressam ve heykeltraş El Greco, Girit'in Venedikliler'in yönetiminde olduğu 1541 yılında başkent Kandiye'de dünyaya gelmiş. Doğum adı: Domenikos Theotokopoulos. Ama Giritli anlamına gelen El Greco adını kullanmış... Eserlerinin çoğunu İspanya'da hayata geçirmiş ve 1614'te de Toledo'da ölmüş. Kendi portresi olduğu söylenen kanvas üzerine yağlı boya tablosu "Portrait Of A Man", New York'ta Metropolitan Müzesi'nde sergileniyor...
***
Bu yazıyı yazarken Maria Callas'ı dinliyorum. Notlarıma bakarken Kazancakis'le aynı gün doğduğunu öğrendim Callas'ın. Çocukluğumda Yunanlı armatör Onassis'in sevgilisi olarak tanımıştım Callas'ı. Dünyanın en iyi sopranolarından biri olduğunun çok sonraları farkına vardım.
Biraz önce Ave Maria'yı söyledi. Arada You Tube'a girip Covent Garden'da 1962 yılında verdiği konseri izledim. Şimdi de "La Wally"yi seslendiriyor. Müthiş bir ses. Onun sesinin çok özel bir enstrüman olduğunu dile getirmiş bir çok otorite. Leonard Bernstein onu "The Bible of Opera" diye tanımlarmış.
Yalnız sesiyle değil, skandallarıyla da çok gündem yarattı Maria Callas. Sevgilisi Onassis'i Jacqueline Kennedy'e kaptırdığında büyük sarsıntı geçirmişti. 53 yaşında 1977'de ayrıldı aramızdan. Albümleri hala en çok satanlar listesinde...
***
Dr. Abidin beyin telefonu beni Kandiye'ye, Kazancakis'e ve El Greco'ya götürdü. Sonra Maria Callas'a kadar uzanıverdik.
Yazı burada bitiyor ama ben gözlerimi kapayıp Maria Callas'tan "Habanera"yı dinleyeceğim ve öyle kalkacağım bilgisayarımın başından.

Künye | Reklam | İletişim | Ayın Burcu | Önemli Telefonlar | Eczaneler