23 Kasım 2009, Pazartesi
Kaybolan çocuklar
İletişim
SMS: skg yaz boşluk bırak mesajını yaz 4122'ye gönder. (1,60TL) MH:02165317373
Çocuk sayısı arttıkça çocuk kaybolma olayları da artıyor. Olan, çocuk bakmaktan büyütmekten aciz anne-babaların eline doğan çocuklara oluyor.
Geçen bayramda 'şeker toplamak' için giden çocuklardan hala haber yok. Büyük bir acı biliyorum, olan olduktan sonra konuşmanın da faydası yok ama en azından yaşananlar diğer anne-babalara ders olsa keşke!
Önümüz bayram mesela. Anne-babalar çocuklarını tanımadıkları mahallelere veya apartmanlara 'şeker' toplamaya yollamasalar.
Bizim adetimiz deniliyor buna. Ben hatırlamıyorum böyle bir adeti. Şimdiki gibi apartmanlarda değil, her evde kimin oturduğunu bildiğimiz mahallelerde yaşadığımız halde kimsenin kapısını çalmazdık tek başımıza.
Anne-babalarımızla giderdik ellerini öpmeye, o zaman verdikleri çikolata, badem şekeri veya şekerlemeleri cebe indirirdik. Ya da benim annem bırakmazdı başkasının kapısını tek başımıza çalmaya. Bizim kapımızı çalan da olmazdı zaten.

ŞEKER TOPLAMA!
Ben İstanbul'da karşılaştım bu adetle, özellikle de son yıllarda. Şimdi oturduğum Göztepe'deki siteye taşınınca. Eskiden etrafımız gecekondu ve onun bir gömlek üstü evlerle çevriliydi. Değişim buralara da yansıdı ve o evlerin yerlerini yeni bloklar, küçük siteler aldı ama civar çevre yine varoş bölgesi.
İşte buralarda oturan çocuklar çalıyor kapıları bayramlarda şeker toplamaya. Aslında amaçları bayram harçlığı almak ama şekerle yetinmek zorunda kalıyorlar. Bir keresinde para vermeye kalktım, "Bu dairede oturanlar para veriyor" haberi öyle hızlı yayıldı ki, gelen gidenin ardı kesilmedi.
Kayseri'deki çocuklar da en son asansörlü bir apartmanın kapısında görüldüler. Üstelik anne-babaların da haberi var bundan. Bile bile lades. İnsan nasıl gönderir küçücük çocuğunu kim olduklarını bilmedikleri evlerin kapısını çalmaya.

BALA'DAKİ ÇOCUKLAR
Ya Ankara'nın Bala semtinde kaybolan çocuklara ne demeli? Küçücük çocuklar 3-4 bilemedin 5 yaşında. Bu kadar küçük çocukların evden o kadar uzaklaşmalarına nasıl izin verir anne-babalar, anlamakta zorluk çekiyorum. Ki bu kadınlar işte falan değiller, evlerindeler. Bilemedin bağla bahçeyle uğraşıyorlar.
Bu işleri küçümsediğim sanılmasın, dışarıda çalışmak kadar değerli tarlada çalışmak da ama çocuğunu iş yerine götüremeyen anne, buraya getirebilir. Bir ağacın altına oturtup çalışmasını sürdürebilir. Gözünün önünde tutabilir yani.
Çocuklar Afganistan'dan gelecek olan babalarını karşılamaya çıkmışlar. Öyle deniyor. Demek ki söylediler evdekilere. Birileri gördü onların oraya gittiğini. Bir tepe ve o tepe geçince yol gözüküyor, oradan babalarını getiren aracı görecekler herhalde. Çok hoş bir düşünce.

BAKILACAK KADAR ÇOCUK
Bunu akıl etmeleri çok zeki olduklarını gösteriyor çocukların eğer birileri onlara söylemediyse. Ama bir o kadar da tehlikeli. Çünkü bu çocuklar henüz 4-5 yaşındalar. O kadar yolu yürüyemezler, yorulurlar, düşerler, yuvarlanırlar, başlarını taşlara vurabilirler. Çocuklar sonuçta. Anneler bunu nasıl akıl edemez, nasıl bu kadar uzaklaşmalarına göz yumar? Ya sonrası? Niye o civarlarda aranmaz çocuklar? İlk gün geniş çaplı bir arama yapılsa donmadan önce bulunmazlar mıydı? Televizyonda gördüğümüz kadar ormanlık bir alan da değil.
Demek istediğim her kayıp olayında ailelerin ihmali var. Belki de gereğinden fazla çocukları olduğu için. Anne-baba olmaya hazır olmadıkları için. Sorumluluk taşıyacak güçte olmadıkları için. Dolayısıyla evlenme ve anne-baba olma işini bu kadar küçümsemesek, ayağa düşürmesek. Ve en az üç çocuk değil, ailelere bakabilecekleri kadar çocuk yapmalarını önersek.




Künye | Reklam | İletişim | Ayın Burcu | Önemli Telefonlar | Eczaneler