BİRKAN YÜKSEL TÜM YAZARLAR
GoT; Devrim mi restorasyon mu?
12.8.2017 | Arşiv

GoT; Devrim mi restorasyon mu?

'Game Of Thrones' hasretle yolu gözlenen yedinci sezon bölümleri ve yoğun tartışmalar eşliğinde geri döndü. İlk dört bölümün ardından bu fenomen epik hakkında konuşmak için yeterli sebebimiz var artık. Öncelikle belirtmeli ki, GoT; uzun süreli ve başarılı yapımların final sezonlarında çuvallamaları geleneğinden uzak kalmayı başarmış görünüyor. Okurların öfkeli çığlıkları arasında uyarlandığı 'Buz ve Ateşin Şarkısı' serisi ile yollarını bir önceki sezonda ayıran GoT, buna karşın halk arasında 'LOST Sendromu' da denilen ölümcül hastalığa yenik düşmeden hikayesini anlatmayı sürdürüyor.
George R.R.Martin'in yarattığı eşsiz dünya, dizinin sağlam temellerinin en önemli nedeni kuşkusuz ama tüm tartışmalara, doğal aksamalara ve eleştiriye açık tercihlerine karşın Benioff-Weiss ikilisinin de hakkını teslim etmek, emanete makul muamele ettiklerini söylemek yerinde olur.

BUZ VE ATEŞİN ŞARKISI

Deyim yerindeyse 'bayır aşağı' bir final bloğuyla karşı karşıyayız. Ölülerin dirildiği altıncı sezonun ardından, gidenlerin dönüşüne ve vakit kaybetmeksizin birbirlerinin boğazına sarılışına tanık oluyoruz.
Lannister / Greyjoy ittifakına karşı mesafeyi korumakta hep güçlük çektiğimiz iki odağın; Jon ve Dany'nin savaşı, seküler Westeros'un kaderini belirleyecek.
Arya'nın 'kırmızı düğün' intikamı yüreğimizi soğuturken, Samwell'in üstatlık yürüyüşüne şapka çıkarıyor, Dany'nin hayırlı evlatlarının kocaman yetişkinlere dönüşüp tüm kıtayı ateşe boğmalarını sevinçle karşılıyoruz.
Kuzeyde ölüler, bitmeyen bir kışın düşüyle insanlığın üzerine çökmeye hazırlanırken, güneyde iktidar mücadelesi keskinleşiyor, tüm kıta; fikirlerin, alternatif nizamların ve elbette bedenlerin kıyasıya savaşına boğuluyor an itibariyle.
Ve fakat, Sırp tetikçi / Avusturya veliahtına suikast misali bu aksiyonun ardında, çok daha karmaşık bir sosyo kültürel değişimin ayak seslerini önceliyor savaş!
Eski Westeros'un geleneksel ailelerinden gelmelerine karşın, kırdıkları zincirler ve yarattıkları devrimci devinim ile başka bir gelecek tahayyülünün simgesine dönüşen Jon ve Dany, babalarının yolundan gitmeyecek gibi görünüyor.
İkilinin ittifakı, fantastik, romantik ve karşı konulamaz ölçüde sempatik olmakla birlikte, kıtanın tüm kültürel ve iktisadi paradigmalarını yerinden edecek, sarsıcı bir potansiyel barındırıyor.

BU DÜZEN DEĞİŞMELİ

Binlerce yıllık siyasi ve ekonomik ön kabulleri paramparça eden, geri alınamaz bir tarihi kırılmaya olanak veren bu kutlu ittifak kazanırsa, Westeros; ateş ve buzun şarkısından daha fazlasına tanık olacak. Köleliğin, ortaçağa özgü feodal kastların yok olması, kıta tarihinde örneği görülmemiş bir 'bir arada yaşam' nosyonunun hakim renge dönüşmesi, küçük insanların da haklarının gözetildiği göreli demokratik bir Westeros'un eşiğinde duruyor bu iki isim.
Velhasıl, basit bir taht kavgasından çok, Lannister restorasyonu ile Stark / Targaryen devrimi arasındaki savaşın hikayesiyle son bulacak GoT. İlk dört bölüm teknik ve anlatım açısından alışılmış yüksek seviyeye pek halel getirmedi belki ama özellikle okurları çileden çıkaran bir 'harita ve ölçek' sorunu yaşandığı da bir gerçek. Diyalogların niteliğindeki belirgin vasatlaşmayı ve gerçeklik hissini sıkça zedeleyen hızlı yolculukları da eleştiri konusu etmek yersiz olmaz. Fakat seyir zevki o denli yüksek, yıllardır beklenen buluşmaların etkisi o denli sarsıcı ki, toz konduramıyoruz, hoş görüyoruz. GoT'un büyüsü belli bir ölçüde, başlangıcından beri ultra kahramanlara, jön kurallarına yüz vermemesinden kaynaklanageldi. Televizyon kuralları, ilkeleri esnetiyor, eserin ruhundan çalıp reklam yasalarına alan açıyor. Buna rağmen, Bronn'un dördüncü bölümde, savaşın haşmeti ve eril hazzı üzerine ezberden sallamaya niyetli genç şovalyeye; "Bırak bunları evlat. Savaşta insanlar ölür ve ölürken altlarına ederler" kabilinden verdiği ayar, GoT'un ruhu olmayı sürdürüyor hala. Eski Essos dinleri; "Herkes ölmeli" ve "Herkes hizmet etmeli" diyordu. Ölüler izin verir, Jon ile Dany'nin de şansı yaver giderse, geriye kalan 11 bölümün sonunda Westeros; "Herkes yaşamalı ve özgür olmalı" diyenlerin ülkesi olur belki. Kimbilir belki her şeyden önce;
"Herkes hayal etmeli."

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan YENİ ASIR veya yeniasir.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.