Özgün bir tarz sahip, gelişime açık ve çok özel bir sanat dalı olan ebru ile tanışmadıysanız henüz geç kalmış sayılmazsınız
Sizlere hemen hemen her hafta sonu bu sütunlarda bir öneri getiriyoruz. Zaman zaman hobiler, zaman zaman geziler, sıklıkla da hobi yerine çgeçebilecek sanat dalları üzerinde duruyoruz. Bu hafta yine bir sanat dalını aldık gündemimize. Ama her zaman olduğu gibi herkesin ulaşabileceği, hatta ev ortamında uygulayabileceği bir dalı, ebru sanatını..
Son yıllarda amatörlerin yanı sıra profesyonellerden de büyük ilgi gören ebruyu işin ustalarının tavsiyeleri doğrultusunda ele aldık.
uygulamacılardan
Renklerin su ile dansının yarattığı bir ahenk olan ebru, yapılırken kolay bir uğraş olarak görülse de zorlu ve emek isteyen bir sanat dalı aslında. Çünkü ne geri dönüşü var ne de tekrarı.
Hatta ebruya çok değişkenli bir sanat da diyebiliriz.
BİR DEVRİMCİ
Gerek ulusal, gerekse uluslararası alanda, aralarında birçok tanınmış müzenin de bulunduğu sayısız salonda sergi açan ve ebru sanatı ile ilgi birçok kitaba, makaleye imza atan Nedim Sönmez bize, okurlarımızı aydınlatma konusunda yardımcı oldu.
Türkiye'yi ebru eserleri ile yurt dışında tanıtan, manzara kompozisyonları ile bu dalda adeta bir "devrim" yaratan Nedim Sönmez, öncelikle ebrunun tarihçesinden söz etti:
"Çıkış yeri Orta Asya olan ebru, 16. yüzyılın 2. yarısında İstanbul'a gelip bugün tanıdığımız klasik şekline ulaşıyor ve geliştiriliyor. Yine aynı yüzyılın sonunda Avrupa'ya çıkıyor ve arada "Türk kağıdı" ismini alıp bütün dünyaya bu isimle ulaşıyor.
Ebrunun teknik açıdan en önemli özelliği, diğer sanatsal tekniklerde olduğu gibi katı bir cisim üzerinde değil, tam tersi sıvı bir zemin üzerine uygulanmasıdır.
Renkler, bitkilerden elde edilen akışkan bir sıvının üzerine yatırılan bir kağıda aktarılır.
Her biri orijinaldir. Çünkü yüzeydeki tüm pigmentler kağıda geçtiği için yeni bir resim için, yeni boyalar ve kağıt gereklidir.
Bir sıvı üzerinde resim oluşturmanın heyecanı ve bunun ön hazırlıklarının dışında kısa bir sürede gerçekleşmesinin verdiği doygunluk ebruyu özel kılar."
KLASİKTEN MANZARAYA
Yüksek öğrenimini İstanbul'da tamamladıktan sonra, Almanya'ya yerleşen ve 25 yıl boyunca orada sanatçı olarak yaşamını sürdürüp ebru sanatına daha önce hiç uygulanmayan bir yenilik getiren Sönmez, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Başladığım ilk yıllarda ebru benim için bir ifade aracıydı. Almanca konuşamıyordum, parmaklarımın dili ifade aracım oldu.
Yine ilk Almanya yıllarımda hiç alışık olmadığım Avrupa soğuğunu yaşarken bir de baktım ki ebru teknemde kıpkırmızı çöl manzaralarında develer yürüyor.. İstanbul'dayken adalarda dalmaya giderdim, tekneme sanki o sualtı manzaraları yansımıştı. Dolayısıyla ilk kez ebruda "manzara" olayını gerçekleştirdim.
Bunu yakınında yaşadığım Alp dağlarından ve diğer güney Almanya doğasından kesitlere kadar götürebiliriz.
Türkiye ziyaretlerimden dönüşte İstanbul hasretinin etkisiyle ebru teknemde, Sarayburnu, Adalar, Rumeli Hisarı gibi İstanbul konularını işlemeye başladım.
Ancak 80'li yılların başında İsviçre'deki bir Monet sergisinin etkisiyle başladığım 'nilüferler' veya uzun yıllardır yapa geldiğim halde boyut, renk ve biçimde beni her defasında yeni enginlere götüren 'dalgalar' tablolarımın bende özel yerleri var.
BİR ARAYIŞ
Ebrunun diğer sanat teknikleriyle kıyaslanabilecek müthiş bir anlatım gücü var. Sanatımla bunu ortaya çıkardığımı sanıyorum.
Ebruya getirdiğim yenilik, sanat tekniklerinin de farklı bir bakış açısı ile bambaşka görünümlere girebileceğini gösteriyor bize ve bunu ben başardım.
Ebru gelişime açık, özel bir sanat dalıdır.
Ebru yalnızca yüzyıllardan beri yapıla gelen klasik birkaç desenle varlığını sürdürmekte olan geleneksel sanatımız değil, artık çağdaş sanatlarda dahi yerini almış bir daldır.
Benim ebru anlayışımda geçmişin ideallerinden sıyrılma, gelenekselin saltlığından kuşkulanarak kişisel yorumu ön plana çıkarma var..
Hayal gücüm veya iç dünyamı etkileyen doğa, teknemde sıvının yüzeyinde şekilleniyor. Ancak ebruya tamamı ile bir yabancılaşma söz konusu değil. Klasik motifler bütünün parçaları olarak tablolarımda uygun yerlerini buluyorlar.
Bilinmeli ki, bugün ebru dünyanın birçok yerinde yapılıyor. Unutulmuş bir sanat değil. Hatta sadece 'Geleneksel Türk Sanatı' olarak da algılamamak lazım.
Ebru, evrensel bir sanattır. Ebru, bir arayış aslında.. Ne olduğunu, ne zaman ulaşılabileceğini benim bile bilemediğim uzak bir amacı arayış."
Nasıl yapılır?
Ebru yapımı kolay gibi gözükse de özen isteyen bir iş. Ustaları, yapmak isteyenlere kurslara katılmalarını öneriyor. "Ben evimde de o işi başarabilirim" diyenlerin ise özellikle malzeme konusunda dikkatli olmaları gerekiyor. İşte gerekli malzeme ve yapılış tekniği...
GEREÇLERİ
KAĞIT: Emici özelliği fazla ve mat olanlar tercih edilir. Genellikle birinci hamur kağıt kullanılır.
KİTRE: Anadolu'da yetişen, geven türü dikenli bitkilerden elde edilen, yapışma özelliği az bir zamk çeşididir. Suya karıştırılmasıyla uygun kıvam elde edilir. Piyasada aktarlarda bulunabilen kitrenin beyaz ve topraksız olanları tercih edilmelidir.
TEKNE: Ebru yapımında tekne dediğimiz, içine kitre konan kaplar kullanılır.
FIRÇA: Fırçanın sapı esneklik için gül dalından, kılları ise at kuyruğundan olmalıdır.
BOYALAR: Ebru yapımında genellikle oksit kırmızı, oksit sarı, oksit siyah, lahur çiviti kullanılır. Diğer renkler de bunların karışımından elde edilir. Güzel bir ebru için renkleri uyumlu kullanmak önemlidir. Bu nedenle renkler koyulardan başlanarak suya serilir.
ÖD: Renklerin kitre üzerinde kalmasını sağlar. Boyanın içine atılır. İpek boyalar için kullanılmaz.
BİZ: Büyük, kalınca bir iğnedir, ebruya şekil vermekte kullanılır.
YAPIMI
Ebru yapımına başlamadan önce seçilecek kağıdın ölçüsüne uygun büyüklükte bir tekne alınır, tekne kitreli su ile doldurulur. Silme bir avuç veya tepeleme iki çorba kaşığı kitre iki litre kadar su içinde 2, 3 veya 4 gün bekletilip iyice şişmesi sağlanır. Şişen kitre su içinde el ile yoğurulup suya karıştırılır. Hazırlanan sıvı ince bir tülbent ile süzülerek temizlenir. Son haliyle tekneye yavaşça boşaltılır. Değişik renklerde toprak boyalar ayrı ayrı iki cam yüzey arasında iyice ezilir. Ezilme esnasında hafif su katılır. Ezilme sonrasında meydana gelen çamur benzeri boyaya sığır ödü katılarak 15 gün veya bir ay kadar bekletilir. Boyanın öd asidiyle pişmesi sağlanır. Beklemeden sonra mamül sulandırılarak kullanılır. Boya açılmıyorsa öd katılır. Rengi açmak için su kullanılır. Bir ebru bir defa yapılabilir. Hazırlanan boyalar, fırça veya metal çubuk yardımıyla daha önce hazırlanmış olan kitreli suyun üst yüzeyine damlatılır. Boyaların açılmasını ve şekillerin yuvarlaklığını kesin olarak bilemeyiz. Ancak fikir sahibi oluruz. Yaptığımız ebrunun tam olarak nasıl olacağını değil, neye benzeyeceğini bilebiliriz. Kağıt tekneye serilir, iş tamamlanır. Kağıt düzgünce tekne üzerine bırakılır, görüntünün kağıda işlemesi sağlanır. Sonra temiz bir ortamda kurumaya bırakılır.
BİR USTADAN TAVSİYELERMalzemesi aşk ve sabır
İzmirli ebru ustası Nuri Pınar Yıldırım, atölyesinde bu sanatı hayat felsefesi olarak kabul eden kişilere işin inceliklerini öğretiyor. Ebru yaparken zaman kavramının kaybolduğunu belirten Yıldırım, "İşe girişince yapayalnız kaldığınızı hissedersiniz, çevreden soyutlanırsınız... Ebru sanıldığı gibi 45 dakikalık, bir saatlik iş değildir. O yüzden ciddiye alınmalı. Belki herkes resim çizebilir ama ebruyu herkes yapamaz" dedi.
Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce İşletme Fakültesi Turizm İşletmeciliği Öğretim Görevlisi olan Nuri Pınar Yıldırım, ebru ile yurtdışındayken 1978 yıllarında tanışmış. Tanışma hikayesini de kısaca şöyle anlatıyor:
"Memleket hasretiyle dergilere bakıyordum. Ve Tam 372 yıl sonra yazılan Prof. Dr. Uğur Derman'ın kaleme aldığı 'Türk Sanatında Ebru' isimli kitap karşıma çıktı. Oradaki ebru resimleri beni adeta büyüledi ve o gün bugündür ebruyla uğraşıyorum. Benim aslında bir ustam yok. Kendi kendime öğrendim. Bu sanat üzerine tam 15 yıllık bir çalışma ve araştırma yaptım. Hala da öğreniyorum. Ebrunun malzemesi aşk ve sabırdır. İnsanın gönlünde varsa muazzam ebrular yaratır."
BİR SU RESMİ
Özellikle yurtdışında sayısız sergi açan ve ülkemizi yurtdışında tanıtan Nuri Bey, bu sanatın inceliklerini öğrendikten sonra evde yapacaklar için de şu ayrıntıları aktardı:
"Aslında 2 metrekarelik bir yer yeterlidir. Yalnız boyalar sıçrayabilir, etraf kirlenebilir bu yüzden yere kağıt sermelisiniz. Genişçe bir masa, iki tekne (içine kitre konan kap), boya, fırça, kağıt, kitre, öd gerekli malzemelerdir. Ebru, kıvamı yoğunlaştırılmış suyun üstüne daha önceden ezilmiş ve içine öd katılmış boyaların bu sıvının üstünde yüzdürülmesiyle yapılır. Renkli desenler böylece kağıda aktarılır. Bir tür su resmidir ebru... Bahsettiğim malzemelerle paha biçilmez desenler yaratılır."
Ebru kursu veren yerler
İzmir ve Ege'de ebru kurslarına katılmak mümkün. İzmir'de pek çok kurs var. Bunların çoğu özel ve sanat merkezi olarak faaliyet gösteren atelyeler. Aşağıda ebru kursu veren adresler ve koşullarını bulacaksınız.
* İZMİR TÜRK KÜLTÜRÜ VE SANAT DERNEĞİ: Kurslar sanatçı Nevin Donat eşliğinde bu geleneksel Türk sanatının tanıtılması amacıyla ücretsiz veriliyor. Ayrıca Nevin Donat, Art Vital Sanat Merkezi'nde de kurs veriyor. Tel: 0537 382 53 23
* İZMİR SANAT ATÖLYESİ: Salı ve cumartesi günü ebru kursları veriliyor. Aylık 120 TL. 0 555 578 58 38
* KÖPRÜ GÜZEL SANATLAR MERKEZİ: Perşembe ve cumartesi günleri ders veriliyor. Dört haftalık, aylık 100 TL. Tal: 231 05 12
* SİM SANAT: Hafta sonları uygulanıyor. Aylık 80 TL. Tl: 438 34 44
* BUCA BELEDİYESİ: Perşembe günü veriliyor. Ücretsiz. Tel: 420 02 32
* GAZİEMİR BELEDİYESİ: Perşembe günleri, ücretsiz kurslar veriliyor. Tel: 274 06 33
* KARŞIYAKA HALK EĞİTİM MERKEZİ: Kurs veriliyor fakat öğrenci alımı Eylül'de. Tel: 368 45 85
* GAZİEMİR HALK EĞİTİM: Kurs veriliyor fakat çok ilerledikleri için şu sırada öğrenci alımı yok. Tel: 251 38 49
* ÇİĞLİ HALK EĞİTİM MERKEZİ: Kurslar ücretsiz olarak veriliyor. Tel: 386 26 86
DENİZLİ
* HALK EĞİTİM MERKEZİ: Cumartesi günleri, aylık 30 TL. Tel: 0 258 2656412
BALIKESİR
* HALK EĞİTİM MERKEZİ: Hafta sonları (Cumartesi-Pazar), 2 gün 2'şer saat. Kurs ücreti 30 TL. Tel: 0266 243 81 21- 249 33 04
